Kimin ne kabahati varsa…

31 Mart 2024 Yerel Seçimleri bir kez daha göstermiştir ki, “Halkın gücü üstünce bir güç yoktur.”

Bu seçimlerin;

Galibi kim?

Yenilgi yaşayanı kim?

Ders alması gerekeni kim?

Sonuçlara göre bir ders gerekli mi?

Alınması gereken tedbir ve önlemler var mı?

Sandıkların en büyük gücü kimde?

Millete rota belirlenebilir mi?

CHP ve İmamoğlu bu sonuçları bekliyorlar mıydı?

AK Parti böyle bir sonucu okuyabilmiş midir?

Seçimsiz geçecek 4 yıl boyunca iktidar ve muhalefet okumalarını ve hamlelerini doğru yapabilecekler midir?

Bu sonuçların karşımıza çıkması bekleniyor muydu?

Gibi soruları millet olarak herkes herkese soruyor.

Cevapları ise seçimsiz geçecek 4 yılın içinde olacak kanaatindeyim.

Bu 4 yılda iktidar partisi gerekli okumalarını yapıp sandığa gitmeyen veya stratejik oy kullanan seçmenini geri kazanabilecek mi?

Seçim akşamı “Balkon Konuşması”nda; “mesajı aldık tedbir ve öz eleştirilerimizi yapacağız” diyen AK Parti Lideri Recep Tayyip Erdoğan hangi adımları atacak görmek gerek.

Ak parti lideri Sayın Recep Tayyip Erdoğan; “milletin gücü üstünde bir güç bugüne kadar tanımadım” derken sandık sonuçları içinde aynı duruşu gösterecek midir bunu hep birlikte göreceğiz.

Eminim ne AK Parti ne CHP ve ne de İmamoğlu böyle sonuç yaşayacaklarını tahmin etmemişlerdir. Lakin milletin gücü işte.

Siyasetin olmazsa olmazı, “her sonuç bir sebeptir.” Bu sonuçları doğru ve yerinde okuyabilenler, gelecek seçimlere sebep teşkil edecek sonuçlara hazırlanırlar.

İmamoğlu 2028 seçimlerine büyük bir heyecanla hazırlanacaktır. İstanbul İmamoğlu için bir ofis olacaktır. CHP açısından İmamoğlu her zaman için potansiyel bir tehlikedir, olmaya devam edecektir.

Herkesin; “AK Parti’nin sonu ANAP gibi olacak”  söylemlerine ben pek itibar etmiyorum.  Ama yaşananlara bakınca da olmaz diye bir şey yok diyesi geliyor insanın…

ANAP’ı rahmetli Özal’ın en yakın çevresi bitirmişti. AK Parti için böyle tehlike yok. Kanaatimce Ak Parti’nin ise takım elbiseli ve ıstakoz yiyen kadınları, tespihli, yılan dilli ayakkabı giyen külhanbeyleri,  ihalecileri, koltukları bırakmak istemeyen Karadeniz merkezli bürokratları, “padişahım çok yaşa” diyenleri…

Halkın telefonlarını açmayan taşra temsilcileri… (bakan da olsalar her daim telefonlarını açanlar istisna…)

Türk aile yapısının en vazgeçilmez yapısı olan babalık rolünün yerlerde sürünmesi…

İstanbul sözleşmesi ve bu sözleşmeyi şiddetle savunan İtalyan markalı sözüm ona tesettürlü, türban takan, gözlükleri tepesinde olan asil bayanları…

Eğitim sistemi için 22 yıldır yol kat edemeyenlerin çokluğu…

Batı deyip sadece batının şekli tarzını alanları…

Kocasını takmayan kadınlar, babalarını dinlemeyen çocuklar… (Ne de olsa 18 yaşına gelmişler.)

Mazlumun umudu, zalimin korkulu rüyası olan Erdoğan’ı elbirliği ile yok etmek istiyorlar. Başarılı olacaklar mı, işte bu sorunu cevabı gelecek 4 yılda saklı.

Nafaka meselesi ayrıca başlı başına bir konu…

AK Partililerin sosyal medya yetersizlikleri…

Aday belirleme sürecinde yaşanan sorunlar…

Emeklilerin beklentilerinin sonuçsuz kalması…

Geçim sıkıntısı…

Sürekli TV kanallarında en ufak bir yapıcı eleştiri getirmeyen; “sürekli padişahım çok yaşa” diyen gazeteci ve aydınlar… (Eleştiri ve fikirlerini özgürce yapıcı olarak beyan edenler müstesna)

Sokak hayvanları yabana atılmayacak bir konu…

Erken evlilik ile ilgili mağduriyetler…

TV dizileri ve TV hocaları yabana atılamazlar.

Tüketim toplumuna yönelim…

Sadece güvenlik üzerine odaklanarak, eğitim, sosyal yapı ve sosyolojik birlikte yaşama arzularının yok edilmesine karşılık önlemlerin alınmaması…

Sürekli devasa hastanelerin yapılması yanında hastalıkların önlenmesine yönelik pek çalışmaların yapılmaması…

Bütün krizler her vakit dezavantajlı kesimleri vurduğu için kartopu misali belirli bir kitle çok büyüdü.

Gazze konusunda en azından bizim gördüğümüz söylemlerden öteye bir yol almadı. Yaptırımlar daha yeni yeni gündeme geldi.

2002 sonrası doğan gençlere yönelik söylemler geliştirilmedi. Karşı cenah “Z kuşağı” dedikçe AK Parti cenahı sadece “beka” dedi. Hiçbir baba çocuğunu ikna edemedi.

AK Parti kadını, çocuğu ve aile bütünlüğünü kendi elleriyle dönüştürdü. Bütün bunları 1 oy nasıl daha fazla alırım hesabına yaptı ama evdeki hesap çarşıya uymadı.

Tarım sektöründeki adaletsizlikler ve girdi maliyetlerinin yüksekliğine pek çözümler üretilmedi.

AK Parti’nin en büyük hatası; topyekûn bir adaptasyon süreci yaşamaması.

Geldiğimiz noktada sandığa gitmeyen seçmen sonucu belirledi.

CHP kanadında ise aslında olağanüstü bir durum yok iktidarın hatalarından kendi potansiyelini kurudu ve öne geçti. İyi bir siyaset yaparak seçim almadı. Bazı yerlerde ise isabetli aday tercihleri ile sonuca gitti.

Recep Tayyip Erdoğan, “mesajı aldık” dedi.

Özgür Özel ise “emanet oyların farkındayız, erken seçim gündemimizde yok” dedi.

Kanaatim odur ki,  seçimlerin kaybedeni siyasi partiler değil vatandaştır, kazananları ise kartellerdir.

Ehhh ne diyelim herkes mesajını almışsa bize de bekleyip görmek düşer.

Tek temennimiz “her ne olursa olsun halkın zarar görmemesi olsun.”

Hiç kabahati olmayanın halk olduğu su götürmez…

Her kimin ne kabahati varsa gerekenleri yapmak yine büyüklerimizin boynuna borçtur.

Selametle…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Birişik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah değil haberi geçen ajanstır.

01

Ahmet Turan - Kiymetli hocam gayet guzel analiz etmissiniz.ozellikle kazananin karteller oldugu sozu özel bir ibare olmuş.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Nisan 14:17


Anket Malatya'da yerinde dönüşümü kim yapmalı?