Kaygılı nesiller...

Hayatın her gününe nasıl sığdırabiliyorsak onca şeyi sığdıramadığımız, göz ardı ettiğimiz bir şey var ki gelecekte en büyük sorunumuz olacak o da geleceğimiz dediğimiz gençlerimiz.

Doğal afet, ekonomi, seçim derken unuttuk gençliği.

Unutunca ne mi oldu? Bunca hengâmede arada kaynayan, kendi yolunda kaybolmuş tabiri caizse kimsesiz kalmış bir varlık oldu gençlik. Önce Z kuşağı dedik, öteledik sanki bundan öncekilere alfabeden isimler vermiş gibi sonra kültür şokuyla baş başa bıraktık hâl böyle olunca yaşlıların saygısız, orta yaşlıların gençlik çağdaşlaşıyor dediği bir güruh haline geldi gençlerimiz.

Kültür; nesilden nesile aktarılan, birikimli ilerleyen bir kavram iken günümüzde eksilerek, unutularak devam eden bir kavram haline geldi. Yaş gurupları arasındaki bu kültürel ve toplumsal çatışmadan ortaya geleceğinden kaygı duyan, güvensiz, günü yaşayan bir topluluk meydana geldi.

“Günlük hayat içinde kaç aile çocuklarının geleceğini planlamak için konuşuyor?” diye sorsak çoğunluk maddi boyut hariç bir plan veya çalışma içerisinde değil. Belki de gençlerimize kredi kartı, en pahalı giysi, telefon veya bilgisayar yerine özgüveni vermeliyiz kim bilir belki de en büyük sermaye budur gençlere.

Yakında bir sınava girecek gençler ama genel izlenim olarak en iyi kurslar, en güzel kıyafetler ile elimizden geleni yaptığımızı düşünürken bir yandan da sunduğumuz bu imkanları gençlerin gözüne sokarcasına her ortamda konuşup sonra kıyaslama yapıyoruz. Bu durumdan sonra da gençlerimizin ailesiyle iletişimini bekliyoruz aslında bu olaylar aileye göre haklı serzeniş olsa da gençler için iletişim kanalını tıkayan bir engel. Gençlerin kendi içlerindeki romanların kötü karakterlerine bakarsak çoğunlukla aileden bir karakterin sözlerinden esinlenilmiş ve oluşturulmuş olduğunu göreceğiz.

Bu hayatı onlara hediye etmiyoruz, onların hayatlarını oluşturmalarına yardımcı olmaya çalışıyoruz bizden beklenilen onlara yol göstermek kendi yolumuza sokmak olmamalı. Bazı velilerimiz ben her zaman destekçiyim dese de bu destek maddi destekten öteye gidemiyor.

Hayat bizleri yorarken unutulan genç hayatlara sadece maddi olgulara dayanan desteğimiz tam ancak belki de bizden saçını süpürge eden anneler, gece gündüz çalışan babalar değil de içini döküp konuşabileceği kaybolduğu yolda el uzatan, omuz veren kişiler olmamızı bekliyorlardı.

Düşünelim bakalım genç pencereden bu yolun sonu nereye gidecek, nasıl bir birey yetişecek, gelecek toplum bizim evimizden şekillenecek.

Acaba doğru mu yapıyoruz? 

Saygı ve sevgiyle...

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gökhan Kula - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah değil haberi geçen ajanstır.



Anket Malatya'da yerinde dönüşümü kim yapmalı?