Bayram, o bayram ola…

Can bula cananını
Bayram o bayram ola
Kul bula sultanını
Bayram o bayram ola

 

Evet, bir bayramı daha Mevla nasip etti yaşadık. Sevinci ile hüznü ile derdi ile kederi ile mutluluğu ile…

Bayram o bayram ola…

Ailemiz ile bir sofrada buluşup güzel sohbetler ettiğimiz, küçüklerin büyük bir coşkuyla kapı kapı dolaştığı, Türk kahvesi ve çikolata ikilisinin eksik olmadığı bayram ziyaretlerini özler olduk.

Peki, hiç düşündük mü, bu değerli gelenekler nereden geliyor? Örneğin, bayramlarda büyüklerimizin elini öpme adeti, hangi eski zaman alışkanlıklarıyla bağlantılı? Merak ettiniz mi? Bütün bu soruların cevabını araştırdım. Bayram geleneklerinin kökenini araştırdım. 

Bayramlar Sıla­-i Rahim’dir, vefadır, yaşamanın idrakine varmadır.

Bizler için bayram, aileyle bir araya gelmek ve keyifli zaman geçirmek demek. Bu yüzdendir ki, bayramda büyükleri ziyaret etmek ve hep birlikte bir sofranın etrafında toplanmak; yıllardan beri süregelen, belki de en köklü bayram alışkanlıklarından biri… Çok eski zamanlardan beri, bayramın birinci günü en yakın aile büyükleri, ikinci ve üçüncü günler ise kademeli olarak daha uzak akrabalar ziyaret edilir.

Bayram ziyaretleri bayramın birleştirici gücü tüm aileyi özenle hazırlanan kahvaltı sofralarının başına toplar. Bir yandan lezzetli yemeklerin tadına varılırken, bir yandan da uzun süredir görüşemeyen akrabalar sohbet etme fırsatı bulurlar. O günün feyzinden bereketlenirler.

Lakin geldiğimiz noktada bize ait olmayan ne varsa bireysellik ve özgürlük adı altında bizim imiş gibi bize kabullendirilmiş…

EL ÖPME

El öpme küçüklerin büyüklerini sayma olarak ifade edilebileceği gibi, farklı anlamlarda da kullanılmıştır. Siyasilerin elini öpme, tasavvufta el öpme, ölü eli öpme (Şaman geleneği)…

Bizde saygı beyanı olarak yerleşmiş geleneksel bir davranış olan el öpme… Batılı toplumlarda ise el öpmek sadece bir ritüeldir.

El öpmenin farklı versiyonları olduğundan sadece bir dine ve kültüre bağlamak yanlış olacaktır.

BAYRAMLIK

Bayramlar kültürümüzün kıymetli zamanları olduğundan özel günlerdir. O özel günlerin giyim ve kuşamları da özel olmalıdır. Bu sebepten bayram günleri tüm eş, dost akraba ve arkadaşları göreceğimizden bayram için özel bir itimam gösterilir ki, bu sebeplerden bayramlıklar bizde vazgeçilmezdir.

El tuta kitabını
Dil tuta hitabını
Can tuta şitabını
Bayram o bayram ola

 

Son yıllarda herkesin dilinde olan bazı cümleler dökülüyor; ‘’Nerde o eski bayramlar’’. Bir kültürü bir geleneği sürdürebilmek için evvela o kültürü ve geleneği yaşayarak var edebilir insan… Söyleyerek anlatarak değil…

Eskiden bayramlarda büyük kimdir, küçük kimdir, saygı ve sevgi nedir, bayramlar ne için vardır bilinirdi. Şu an bayramalar o bayram olmuyorlar. Bir çocuk için el öpme o an için bir hediye iken bu hediyenin ille de maddi olması gerekmez, manevi hediyeler daha kıymetli iken paraya dönmeyen hiçbir hediye hediye olarak kabul görmüyor.

Bayramlar bir araya gelmeyi, küslerin barışması, husumetlerin giderilmesi ve mutlulukların paylaşılması iken bugün insanların birbirlerinden uzaklaşmasını ifade ediyor. Tatil vs.

Bayramda birileri hayra olan bir şeyler yapacağı zaman evvela akrabalardan başlanarak herkese haber verilirdi. Bu gün ise kimsenin ruhu dahi duymuyor. Eyvahhhh… unuttum numarasına yatıyorlar. Hal böyle olunca ne akrabalık kalıyor ne komşuluk ne de dostluk…

“Nerede o eski bayramlar.” Diyenlerimiz hep oluyor. Şatafatta, gösterişte, riyada, vefasızlıkta, riyakarlıkta…. Pişkinlikte… Tatil beldelerinde… Vefa ayaklar altında… Sılah-i Rahim yoklar listesinde…

Şu hikâye sanırım zamanın ruhuna uygun…

“Adamın biri koca bir dana keser ve kızına; kızım sevdiklerimizi, arkadaşlarımızı, komşularımızı ve akrabalarımızı çağır ikram edelim” de. Kızı avazı çıkarcasına bağırır; “yangın var” der. Duyan herkes gelir, lakin o çağrılacak olanların hiç biri gelmez. Yangın söndürmeye gelenler etlerini afiyetle yer ve birazda evlerine götürürler. Baba; “kızım gelenlerin hiç birini tanımadım’’ dedi. Kız; “baba bizim kendimizden bildiklerimiz duymazdan geldiler. Onlar artık akraba, dost, komşu ve sevdiklerimiz olamazlar” der.  Hikâye bu ya tamda bugünü anlatıyor. Kimin kim olduğunu dara düşünce anlarsın. Yoksa bayramlarda seyranlarda herkes kendini gösterir.

Adıyaman’ın meşhur bir türküsü var: “La ne hoştu eskiden” Evet ne güzeldi eskiden bayramlar. Büyük küçüğü severdi, küçük büyüğü sayardı. Herkese bir değer verilirdi. Kadına, çocuğa, erkeğe, yaşlıya, hastaya velhasılı tüm toplum bireylerine…

Bayram o bayram ola.

Herkesin değerlerine dönmesi için, kendisi olması, vatanını, milletini sevmesi temennisiyle…

Bayramların tatil vesilesi değil, birleşme ve yekvücut olmaya vesile olsun…

Herkese mutlu bayramlar

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Birişik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah değil haberi geçen ajanstır.



Anket Malatya'da yerinde dönüşümü kim yapmalı?