Nitelikli eğitim mümkün..!

Eğitim süreci uzun soluklu bir maraton olup, ana rahmine girmek ile başlayan, ölüm ile son bulan bir süreçtir.
Klişeye göre ise eğitim anasınıfı ile başlayıp üniversite ile son bulan bir mücadeledir.
Eğitim ve öğretimi verilere dayandırmadan, analizler yapmadan yorumlamak çok objektif olmayacaktır.
Eğitim planlı çalışmayı gerektiren bir ekip ruhu ile hayat bulmalı…
Eğitim eğiticisi pedagojik formasyon ile kendini yetiştirir. Eğitimci öğretmek ve eğitmeye odaklanmalı… Eğitim ve öğretim et ile tırnak gibiler.
Eğitim;
Tek başına pek anlam ifade etmez. Bir çok bileşen ve paydaşları ile var eder kendini... Sadece dört duvarı olan kapalı mekanlar ile anılmamalı…
Tüm sosyal alana yayılan bir yaşam biçimi de olarak izah edilebilir.
Topyekun bir seferberlik olsa da bileşenleri arasın farklılıklar vardır.
Yapılan bilimsel bir araştırma da eğitim bileşenlerinin farklıkları şu şekildedir.
Cinsiyet ve kurumsal itibar bileşenleri arasında farklılık,
Yaş ve kurumsal itibar bileşenleri arasında farklılık,
Meslek ve kurumsal itibar bileşenleri arasında farklılık,
Eğitim durumu ve kurumsal itibar bileşenleri arasında farklılık,
Gelir durumu ve kurumsal itibar bileşenleri arasında farklılık,
Değişkenler ve itibar bileşenleri arasında farklılık,
Olarak anlatılmaktadır.
Eğitim sadece bir bina, çalışan ve öğrencilerden ibaret bir mekanizma değildir. Paydaşlar ile yürütülen geleceğe yönelik hedef ve felsefesi olan var olma mücadelesidir.
Eğitim yasalar, fiziki mekanlar, okul, öğretmen, veli, öğrenci, vatandaş, hayırseverler, STK’lar, belediyeler, tüzel kişiliğe haiz kurum ve kuruluşlar, üniversiteler ve iş insanları ile paydaşlık yaparak sürdürülür.
Eğitim deyince ilk akla gelen okul kavramıdır. Besim F. Dellaoğlu’na göre okul kavramı iki anlam içermektedir. Bu anlamlardan biri; amacı eğitim-öğretim olan bir kurumu, diğeri ise kendine ait bir düşünce sistemini ifade eder.
Eğitim bir zorunluluktan çıkarılıp ihtiyaç haline getirilmeli… Zorunlu eğitim yerine lüzumlu eğitim önemlidir. Zorunlu eğitim sadece Temel Eğitimi kapsamalıdır ve bunun da süresi beş yıl olmalıdır.
Zorunlu eğitimin uzun olması beraberin de bir çok sıkıntıları getirmektedir. Gelişen ve dönüşen ülkemizde sanayi ve sınai ara elemanları 12 yıllık kesintisiz eğitimden dolayı yetişmemektedir.
Bu da ister istemez ileri de işsizlik ordusuna sebebiyet verecektir. 5 yıl değil de 12 yıl okumak istemeyip akademik başarı elde edemeyen çocukları okul binalarında tutmak milli ekonomiye ve toplumsal değerlere zarar veren bir durumdur. Akıl ile izahı olmaz.
Kaldı ki, pedagojik açıdan birçok konuda örnek aldığımız gelişmiş ülkelerin hiçbirisinde, ilköğretim kesintisiz sekiz yıl olarak uygulanmıyor. Örneğin G8 ülkelerinde en geç altıncı sınıfta ilkokul ve ortaokul ayrımı yapılıyor. Dolayısıyla, mevcut haliyle kesintisiz olarak uygulanan zorunlu eğitimin üç kademe şeklinde uygulanması ve birinci kademeden sonra zorunluluk olmaması yönünde yapılacak bir değişiklik, aslında var olan bir pedagojik sorunun çözümüne ve toplumsal talebin karşılanmasına yönelik olarak atılacak önemli bir adım olacak.
Eğitimin nitelik ve nicelik ayrılmaz bir bütündür. Derslik sayıları, öğretmen ihtiyacı, okulun güvenli bir yapı olması, konforlu yerleşkeler; Donanımlı laboratuvarlar ve atölyelerin olması kıymetli… Lakin nitelikli bir eğitim yoksa niceliksel varlıklar pek bir anlam ifade etmiyorlar.
Günümüz eğitim sistemimizin neticesi olarak eğitimden ziyade öğretime bir yönelim var. ‘’Alın çocuğumu eğitin’’ diyen bir veliye henüz rastlamadım. Buna karşılık çocuğuma öğretin sözü her gün kulaklarımızda…
Eğitimde yönlendirme beşinci sınıfta başlamalı ve bu yönelme yeteneklere göre şekil almalıdır.
Çocuğumuzun yaptığı net sayısının yanında topluma ve vatana yararlı birey olarak yetişmesine vesile olalım..!
Nitelikli eğitim her zaman mümkün yeter ki tüm bileşen ve paydaşlar aynı hassasiyet ile yol alsınlar.
Eğitime yapılan hiçbir yatırım karşılıksız kalmaz. Eğitim seviyesi düşük olan toplumlar geride kalmaya mahkumdurlar.
‘’Önce eğitim sonra yine eğitim’’…
Çocuklarımızın ve milletimizin geleceği için 31 Mart 2024 Pazar günü en sağlıklı karar ile sandığa gitmeniz dileği ile… Bu vatandaşlık görevimizdir, ıskalayıp bir ömür kendimizi sorumlu his etmeyelim.
Mutlu ve huzur dolu bir eğitim umuduyla…
Selametle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Birişik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah değil haberi geçen ajanstır.



Anket Malatya'da yerinde dönüşümü kim yapmalı?
Tüm anketler