Seçmen yönelimleri

Türkiye ilk çok partili hayat ve demokrasi sınavını 1946 yılında yapılan seçim ile verdi.  Bu seçimde arzu edilen netice alınmamış olsa da 1950 seçimlerinin daha demokratik bir ortamda yapılmasına vesile oldu. O seçimde yapılan uygulama Türk siyasi tarihinde bir dönüm noktası olsa da uygulaması ile kara bir lekedir. ‘’Açık oy gizli sayım’’ aslında bunun çok partili hayat ve demokrasi ile bağdaşacak bir yanı yok. Sadece bire zemin…

1950 Genel Seçimleri daha demokratik bir ortamda yapılmıştı. ‘’Gizli oy açık sayım’’ ile Demokratik Parti büyük bir başarı elde etmişti. Tek başına iktidar yolu açılmıştı. İlk defa CHP muhalefet parti konumuna gelmişti.

Seçmenler 6 çeşit oy kullanırlar;

1)      İdeolojik,

2)      Ekonomik,

3)      Stratejik,

4)      Ekonomi dışı faktörler,

5)      Gelecek tahayülü,

6)      Diğer konular,

Seçmenlerin tercihlerini kendilerine çekmeye çalışan siyasetçiler kendi kampanyalarını kendilerince ve şehirlerinin dokusuna uygun projelerini bir bir açıklıyorlar. Seçmen ise bu projelerin hangileri kendilerine uygun, hangileri daha yapılabilir onun muhasebesini yapmaktadır.

Seçmenler her kampanyaya aynı ilgi ve alakayı göstermeyebiliyor. Bunun sebepleri yukarıda sayılan sebeplerdir.

Son 25 yıldır seçmen tek yönlü oy kullanmıyor. Sayılan 6 madde dışında; güvenlik politikaları, dış politika, siyasi partilerce aday gösterilen adayların profiller büyük etken olmaktadır.

İdeolojik oy kullanan seçmenin oranı 1990’lı yıllarda % 60-65 civarında iken günümüzde bu oran oldukça geri çekilmiştir.

Ekonomik tercihlere dayalı seçmen davranışları söylem bazında yüksek olsa da sandığa yansımadığını görmekteyiz. Her ne kadar seçmenler ekonomik hayat pahalılığından şikayetçi olsa da sandık tercihlerini; güven, istikrar ve yaşam tarzlarından yana kullanmaktadır.

Seçmenin tercihlerinde etkili olan bir diğer konu partizanlık;  Gerek iktidar mensubu parti ve gerekse muhalefet konumundaki partiler kendi hitap kitlelerine yönelik söylemler geliştirirler. Burada iktidar mensubu olan siyasi partide üstünlük söylemi göze çarpmaktadır. Genel yönelim olarak kararsız seçmen de iktidar partisine meyleder.

Seçmen her daim geleceğe dair söylemleri geçmişe dönük söylemlerden daha çok önemse ve önceler.

Siyasi partiler geleceğe yönelik söylem geliştirirken “gelecek tahayyül”leri genel politikalar çerçevesinde söylem geliştirmeleri gerekir. Bunu yaparken detaylarda boğulmamaları gerekir. Bu durumun akademi ve iş dünyası ile paylaşılması daha elzem olur. Detaylara hapsolmamaları gerekir. Seçmen tercihlerinde gelecek endişesi taşımamalı…

Günümüzün en etkili belki de 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinin en etkili silahı ‘’stratejik yönelimler’’ olacaktır. Seçmen geldiğimiz bu noktada Türkiye’de ne Laikliğin ve nede dinin artık elden gidemeyeceğine inanmaktadır. Bende bu kanaateyim. Laikliğin elden gitmeyeceğine 22 yıldır şahitlik ediyoruz. Lakin dinin de elden gitmeyeceğine kanaat getirebiliyoruz.

Bu sebeplerden seçmen 31 Mart günü yerel seçiminde stratejik oy kullanacak gibi görünüyor. Belde belde,  aday aday değerlendirme yapıp olmasını istediği sonuca göre tercihte bulunacak.

Seçmenin tercihini yerelde değiştirecek en etkili silah kanaatim o’dur ki, adayların iletişimi, söylemleri, geçmiş tecrübeleri, halka inebilirliliği, tanınılırlığı ve samimiyetleri… Duruş, tevazu ve bırakacağı intibah yabana atılamaz.

Diğer konuları sıralayacak olursak, yaşam tarzları, ülkemizin hassa olduğu konu türban, kadın hakları, sağlık, eğitim, kentsel dönüşüm, aile, şehir kent muzaiği gibi konular öne çıkmaktadır. Adayın eğitim durumu ayrıca bir kriterdir.

Hiçbir başlığım tek başına seçim kazandırmayacağı aşikar iken bazı adayların tek bir noktada yoğunlaşması günümüz siyaset literatürüne ters düşmektedir.

Kısaca seçmen tercihini yaparken ince eleyip sık dokuyacaktır. Demografik yapı, cinsiyet söylemleri az da olsa etkili olacaktır. Bazen tüm şartlar eşit olur küçük detaydır dediklerimiz siyasi partileri sonuca götürebilir.

Sonuç olarak seçmen yönelimleri iktidar konumunda ki, siyasi partinin performans değerlerine bağlı olacaktır. İyi, sergilene performansında, kötü sergilenen performansın da sonuçları olacaktır. Bu değerlendirmeyi sadece ekonomik verilere bağlamak yanlış olacaktır. Tüm kriterler beraberce masaya yatırıldığı zaman önem arz etmektedir.

Bütün değerlendirmelere göre seçmen eğilimleri olacaktır.

31 Mart 2024 Yerel seçimlerinin bir değil birçok bileşeni olsa da en etkili silahın ‘’Stratejik yönelimler’’ olacağı kanaatindeyim.

Tüm bu konuşulanların hepsinin cevabını 31 Mart akşamı mührün sahibi olan halk verecektir. Biz ne dersek nafile…  Bizler sadece okuma yapabiliyoruz. Gerisi halkın kararında, sandıkta…

Derim ki; ‘’tatlı dil yılanı deliğinden çıkarandır’’.  İletişim ve strateji  ön planda  olacak gibi…

Her kim kazanacaksa şimdiden o adaya ve o şehre hayırlı olsun!

Selametle…

 
 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Birişik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah değil haberi geçen ajanstır.



Anket Malatya'da yerinde dönüşümü kim yapmalı?
Tüm anketler