6 Şubat

6 Şubat depreminin üzerinden koskoca bir yıl geçti.

Binlerce insanımız öldü, on binlerce ev ve iş yerimiz yıkıldı, milyarlarca liralık milli servet bir anda yok oldu, insanımız yerlerini yurtlarını terk etmek zorunda kaldılar.

Nasıl olsa sabaha barışırız diye küs yatan çiftler, bir daha barışamayacak şekilde ayrıldılar…

Bunların tümü neden oldu diye soracak olsam?

Aptal mısın kardeşim asrın felaketi oldu ya, depremi ne çabuk unuttun diyenler çoğunlukta olacaktır.

Oysa tüm bunlar deprem yüzünden değil, yöneticilerin sorumsuzlukları, müteahhit ve teknik adamların kuralsızlıkları ve aç gözlülükleri yüzündendir.

Unutmamamız gereken şey;

Depremin dünya kurulduğundan beri var olan ve kıyamete kadar da var olacak bir doğa olayı olduğudur.

Ancak şunu çok iyi anlamamız gerekir;

“Deprem öldürmez, kötü yapılan binalar öldürür”

Bu konuyla ilgili ayrıntılı yazımı haftaya yazmayı düşünüyorum. Bugün daha büyük depremler yaşayan ülkeler olduğunu ve depremlerden ders çıkararak nasıl bizim için ulaşılmaz noktalara geldiklerini anlatmak istiyorum.

   Biz toplum olarak sorumluluklardan kaçabilmek için olayları bazen çok küçültür, bazen de çok abartırız. Kabul etmemiz gerekir ki 6 Şubat depremi ülkemizin görmediği büyüklükte ve sürede bir depremdi. Ama sorumluların sorumluluklarını azaltmak için 6 Şubat depremini “asrın felaketi” olarak adlandırmalarını çok abartılı buluyor ve kabul edemiyorum.

Aşağıda yazdıklarımı okursanız ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız diye umut ediyorum.

 Dünyada modern yöntemlerle kaydedilen en büyük deprem 1960'da Şili’de meydana geldi. 9,5 büyüklüğündeki Valdivia depreminde binlerce kişi hayatını kaybetti. Ayrıca 2010 yılında yaşanan ve yaklaşık 3 dakika süren 8,8 büyüklüğündeki depremde de yüzlerce kişi hayatını kaybetti.                    

Şili, bu afetten başlayarak depremlere karşı önemli bir mücadeleye girişti ve çok büyük başarı kazandı.  Bu mücadeleler sonunda Şili’de öyle büyük değişim yaşandı ki;

Şili uluslararası mimarlık platformu ArchDaily sitesinin kurucusu David Basulto, Şili'de depremle mücadelede hangi aşamaya ulaştıklarını bu sözlerle anlatıyor.

“Bugün 7 şiddetinde bir deprem olsa bile yatağımdan çıkmam…”

Gelinen aşamada, Şili artık depremlerde büyük kayıplar vermeyen bir ülkeye dönüştü.

Örneğin 2015’te 3 dakikadan uzun süren 8,3 büyüklüğündeki Illapel depreminde 13 kişi hayatını kaybetti.

2016’da yaşanan 7,6 büyüklüğündeki Chiloé depreminde ise hayatını kaybeden olmadı.

Bu başarının arkasında birçok neden bulunuyor. Ancak bu başarının en önemli ayağı teknik adamların yetişmesinde tavizsiz olmak, sıkı imar kanunları ve anaokullarına kadar uzanan afetler konusunda yaygın eğitim.

1960’daki depremin ardından başlayan bu süreç, 1970’lerde somutlaşmış.

David Basulto, bunun bitmiş bir süreç olmadığını, irili ufaklı her depremi fırsat olarak değerlendirip bunlardan öğrendiklerini ve imar kanunlarını sürekli güncellediklerini söylüyor.

David Basulto, bu imar anlayışının üniversitelerin inşaat mühendisliği ve mimarlık gibi bölümlerinde öğrencilere çok sıkı bir şekilde öğretildiğini, mezun olan tüm genç gençlerin bu uygulamalara çok iyi hakim olduğunu da ekliyor.

Bina yönetmeliklerinin uygulanması konusunda Şili'de çok sert bir yaklaşım olduğunu, bunun etrafından dolaşmanın mümkün olmadığını belirtiyor.

“Büyük bir deprem olduğunda oturup bir sonraki büyük depremi beklememeliyiz. Sürekli bir şekilde her küçük depremi izlemeli, anlamalı, ona göre yönetmeliklerimizi güncellemeliyiz. Sürekli, sürekli, sürekli olarak devam etmeliyiz. Böylece bir gün büyük bir deprem geldiğinde birçok insanın hayatını kurtarabiliriz.”

Ha… Şili’de yapılan imar aflarını mı soruyorsunuz?

“Bu, kabul edilemez. Bence böyle bir şey, yozlaşmanın başka bir yolu ve yozlaşma afetler karşısındaki en büyük tehlikedir” yanıtını veriyor.

Bir de ben tekrar edeyim;

“Yozlaşma afetler karşısında en büyük TEHLİKEDİR”

Bir noktayı daha hatırlatıp, noktayı koyayım.

Türkiye Jeoloji Mühendisleri Odası Malatya Temsilciliği “6 Şubat Depremleri Anma Konferansı” düzenledi… Türkiye Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan, Yer Bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Prof. Dr. Okan Tüysüz şehrin yararına bir şeyler anlatırken.

Kimler yok salonda biliyor musunuz?

Malatya’yı yönetmeye talip Belediye Başkan adayları!

Kafalarda devrim yapmadan, biz bu noktalara gelebilir miyiz?

Ne dersiniz…

Selam olsun Malatya’mın güzel insanlarına…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Kantarcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah değil haberi geçen ajanstır.

01

Zübeyde - Şili’nin ekonomisi çok da güçlü değil . Demek ki iş kafa yapısının değişimi

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 08 Şubat 11:47


Anket Malatya'da yerinde dönüşümü kim yapmalı?
Tüm anketler