Demir değil çelik gibi başkan

 Bir avukat arkadaş bir gün bana,

-Emekli oldun mu? diye sorunca,

-Evet, oldum dedim. Biraz genç görmüş olacak ki bu sefer,

-O kadar hizmetin var mı? diye sorunca, gollük bir pas geldiğini anladım,

-Sınıf başkanlıklarımı da saydırdım dedim.

Tepki göstermedi. Biraz durdu,

-Nasıl ispatladın peki? dedi.

Daha fazla uzatmadım, güldüm.

Bu şakam Baro’da çok yayılmıştı.

Erzurum’da, İnşaat Teknisyen Okulunda yatılı okurken bir süre Etüt Başkanlığı yapmıştım.

Bir akşam etüdünde, biraz gürültü olmuş ki, o sırada okulda olan müdür başyardımcımız, sonraki yıllarda ne yazık ki, sözde “sağ-sol”, gerçekte “kardeş kavgası” olan bir cinayete kurban gittiğini okuduğum, yeri cennet olasıca Nabi Aksoy hocamız içeriye girdi, öfkeyle,

-Başkan kim dedi.

Amasyalı arkadaşımız adımı söyledi.

Gerisini, şu dörtlükten okuyayım:

Necmettin dedi başkanımız Selahattin

Nabi çağırdı ben yanına gittim.

Vurdu bana şamarı, dişlerini sıkarak

Dedim kendi kendime, bu mesleği sen bırak…

On beş yıl olan kıdem koşulu on yıla düşürülünce, Baromuzda başkanlığa aday olmuştum.

Rakibim, mevcut başkanımız, Mehmet Görgeç’ti.

Seçim çalışmalarımız sırasında, Başkanın kardeşi, sevgili meslektaşım Aziz Görgeç,

-Senin on yılın daha dolmadı ki dedi, dolmuştu aslında.

-Stajyerliğimi de sayınca doluyor dedim.

-Ooo, öyleyse öğrencilik de sayılsın deyince, güldüm,

-Şaka şaka, doldu dedim…

Başkan olmak bir zorluk, hakkını vermek iki zorluk.

Şimdi Malatya’da, başkanlığın hakkını vermek bir, iki değil bin zorluk.

Dört ay sonra Malatya’da da, ilçelerimize ve hepsinin başı Büyükşehir’e başkan seçilecek.

Asrın felaketi sonunda, rahmetli olanlarımız ve öbür illere gidenlerimizle Malatya resmen olmasa da, pratikte Büyükşehir olmak vasfını yitirdi.

Nüfusumuz 750 binin altına düştü.

Bunun yasal bir yaptırımı yok tabii.

Yine Büyükşehir olmanın nesnel ölçütleri olan gelişmişlik, piyasada dolaşan para, ticaret, dışsatım, tarımda, sanayide üretim düzeyi, vergi geliri, nitelikli insan gücü… bakımlarından büyükşehir şöyle dursun, diğer birçok şehirden de geri durumda.

Öyleyse Malatya, kurtarıcı başkanlar arıyor.

Çünkü Malatya bir Kurtuluş Savaşına girecek.

Öyleyse Malatya’nın, sıradan değil, sıradışı başkanlara ihtiyacı var.

Öyleyse Malatya Belediyelerinin, özellikle de Büyükşehir’in başına tahtadan değil, demirden değil çelikten başkan gerek.

Öyle, yorgun argın değil, küskün dargın değil çelikten yay gibi, dimdik, kimseye gebe olmayan, mazisi tertemiz, halkıyla iç içe, mütevazi, engin, bilgin, birikimli, görmüş geçirmiş, vatandaşlarıyla, yerel ve merkezle hemhal…

Kısaca aslan gibi başkanlara ihtiyacı var.

Baro Başkanıyken, Avukatlar Gününde, Atatürk Anıtının önünde basınımıza konuşurken,

-Bizler, bu fakir milletimizin vergileriyle yapılmış okullardan, yurtlardan, yollardan, sanat kurumlarından, spor alanlarından, sanat salonlarından çok çok faydalandık.

Bizim bu halkımıza, bizim bu milletimize borcumuz var demiştim.

Bir ay kadar sonra, Baro’muzda,  Av. Zeki Turhan ağabeyim bana,

-Senin o sözlerini dinledikten sonra rahat uyumaya başladım demişti.

Baroda sohbet ederken, HDP’li bir meslektaşım, Anemon Hotelde yaptığımız Adli Yıl Açılış Törenindeki konuşmamda, “açılım sürecini” eleştirmemi, “Türkiye bu açılımı kaldıramaz” dememi hatırlattıktan sonra,

-O konuşman sana neler kaybettirdi biliyor musun? demişti.

Kaybettiğim, bir süre önce yapılan milletvekili seçimiydi.

Ben kaybedeyim, Türkiye’m kaybetmesin…

Ben de ona,

-Neyi kaybettirirse kaybettirsin, benim Başkan olarak halkıma, milletime doğruları söyleme borcum var demiştim…

Evet, Malatya Asrın Depreminden hezimetle çıktı.

Kalpler acıyla dolu,  yerler, yurtlar yıkık.

Şehir değil viranşehir.

Kurtuluş ve Yükseliş için kurtarıcı, demirden de değil, çelikten başkanlar şart.

Allemi kallemi bilmeyen, yalanı dolanı olmayan, her sakala bir tarak vurmayan, özü, sözü bir, doğru değil dosdoğru, bir başka deyişle elif gibi dimdik, kendini vatanına milletine, iline adayan,  kendini fakir halkına borçlu hisseden, bilgili değil bilgin, çalışkan değil çok çalışkan, koltuktan şeref alan değil, koltuğa şeref katan başkan ve başkanlara ihtiyacı var.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selahattin Sarıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah değil haberi geçen ajanstır.



Anket Malatya'da yerinde dönüşümü kim yapmalı?
Tüm anketler