DOLAR

16,3479$% -0.12

EURO

17,5847% 0.39

STERLİN

20,6910£% 0.4

GRAM ALTIN

974,35%-0,02

ÇEYREK ALTIN

1.586,00%0,06

BİTCOİN

485852฿%1.54214

Öğle Vakti a 12:29
Malatya AÇIK 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Whatsapp İhbar Hattı

“Mahremiyet kavramı kamusallaştı”

Hasbihan Et

“Mahremiyet kavramı kamusallaştı”

ÇİĞDEM ERHAN

Günümüz toplumları iletişim biçiminin geleneksel medya araçlarından, sosyal medya platformlarına doğru yön değiştirmeye devam ediyor. Bu yön değiştirmeyle birlikte hayatımızda önemli bir yere sahip olan kitle iletişim araçlarının çeşitlenmesi ve yaygınlığının artması sonucu olarak da mahremiyete yüklenen anlamlarda hızlı bir şekilde değişime görülüyor.

Yaygınlaşan internet ve sosyal medya kullanımının bireylerin mahremiyet algıları üzerinde nasıl etkiler oluşturduğu ve mahremiyet algısının değişimine etki eden faktörler ile ilgili İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Bahar Öztürk önemli açıklamalarda bulundu.

Dr. Öğretim Üyesi Bahar Öztürk, teknolojinin gelişmesi ve mobilitenin artmasıyla birlikte mahremiyet algısı değişim içine girdiğini söyledi. Öztürk, “Teknolojilerin gün geçtikçe çoğalması özellikle de bilgisayar, internet, yeni medya gibi alanların hızlı bir şekilde artması, mahremiyetin pek çok açıdan ihlale maruz kalmasına zemin hazırlamıştır. Mahremiyet kavramı artık kamusallaştı” dedi.

DİJİTAL MECRALAR MAHREMİYETİ YOK ETTİ

Öztürk, İnternet ve sosyal medyanın mahremiyet üzerindeki etkileri ile ilgili konuşarak, “Günümüzde yeni iletişim teknolojilerinin gelişimi ve mobilitenin artmasıyla birlikte mahremiyet algısı bir değişim içerisine girdi. İnternet hayatımıza girdiğinden itibaren toplumun alışkanlıkları, öncelikleri ve hatta huyları da değiştirdi. Hep söylediğim bir şey var; evimize gelen misafirlerin salon dışında başka odalarımıza girmelerine izin vermezken şuan evimizin mahrem alanlarını tüm bireylere göstermekteyiz. Bunlarla birlikte bireylerin psikolojileri de çok değişti. Bunda sosyal medyanın etkisi elbette ki çok büyük. Tüm dijital mecralar, insanların mahremiyetlerini yok saymasına neden oldu diyebilirim. Birçok psikolojik hastalık ortaya çıktı. İnsanlar kendilerini sosyal medyada var ediyorlar aslında hiç olmadıkları insan modellerine bürünüyorlar. Böylece kişilik bozulmaları meydana geliyor. Mahremiyet açısından çok fazla sorunların oluştuğunu gözlemliyoruz yaptığımız araştırmalarda. Bunun altında yatan nedenler araştırılmalı ve ortaya çıkacak sorunlar gözden geçirilmelidir yoksa gidişat çok kötü sonuçlar doğurabilir” ifadelerini kullandı.

“KİŞİSEL SINIRIMIZI KENDİMİZ BELİRLEYEMİYORUZ”

İnternet kullanıcılarının kişisel bilgilerinin sosyal ağlar üzerinde depolanması ve gönüllü olarak paylaşım yapmalarının tehlikeli olduğunun altını çizen Öztürk, uyarılarda bulunarak şunları söyledi:

“Gözetlendiğimizin ve gözetlediğimizin göstergesidir bu durum. Kişisel bilgilerimize erişilmesinin yanı sıra bizler kendi kendimizi ifşa ediyoruz zaten. Üstelik bunu bilerek ve isteyerek yapıyoruz. Pek çok toplumsal sorunun ya da suçun artmasının altındaki neden belki de budur. Artık kişisel mahremiyet sınırımızı kendimiz belirleyemiyoruz. Günümüzde dijital ortamlar bireyin mahremiyet kaygılarını gözle görünür bir biçimde artırmakta ve onun sosyal ilişkilerini de doğrudan etkilemektedir. Sosyal İkilem filmindeki gibi bir durumun içerisindeyiz. Dijital mecralar tarafından esir alınmış durumdayız. Bizleri gözetliyorlar ve hakkımızda tüm bilgilere sahipler. Bu ne demek oluyor? Siber suçların artmasına, ileride işlemediğimiz suçların üzerimize kalmasına kadar uzanan tehlikeli bir durumun tam ortasındayız maalesef. Siber dolandırıcılık yaygın şu an. Bunun gibi daha birçok sorunla karşı karşıyayız. Evet, teknoloji gerçekten avantaj, iyi yönde kullanıldığı takdirde hiçbir sorun teşkil etmez. Ancak burada önemli nokta dijital mecraları amacımıza yönelik ne kadar doğru kullandığımızdır. Aklıma Elihu Katz’ın ‘İnsanlar medya ile ne yapıyor?’ sorusu geldi. Eskiden bu sorunun yerinde ‘Medya insanlara ne yapıyor?’ sorusu yer alıyordu. Artık durum değişti. İnsanlar aktif duruma geldiler ve medyayı kendileri için kullanmaya başladılar.”

“İNSANLAR PEK ÇOK TEHLİKEYLE KARŞI KARŞIYA”

“Mahremiyet sınırının ortadan kalkması, kişilerde geri dönüşü olmayacak bir tahribata sebebiyet veriyor” diyen Bahar Öztürk, “İnsanların yaşam alanlarının neredeyse tamamı teknolojik araçlarla sarılmıştır. Bu araçlar sayesinde bireylerin daha detaylı incelenebilmesi, kişisel bilgilerine daha kolay ulaşılması, her an her yerde takip edilebilmesi onların mahrem alanlarına müdahil olma hakkını da doğurmuştur. Dolayısıyla mahremiyet sınırının ortadan kalkması, kişilerde geri dönüşü olmayacak bir tahribata da sebebiyet vermektedir. İnsan hayatının her noktasına nüfuz eden iletişim teknolojileri, günlük yaşamın bazı gereksinimlerini karşılayan bir özelliğe sahip olsa da, aslında çevrimiçi bilgi gizliliğinin ihlali ve sanal gerçeklik gibi pek çok tehditle insanları karşı karşıya bırakmaktadır. Bu teknolojilerin gün geçtikçe çoğalması özellikle de bilgisayar, internet, yeni medya gibi alanların hızlı bir şekilde artması, mahremiyetin pek çok açıdan ihlale maruz kalmasına zemin hazırlamıştır. Özel alan ve kamusal alan neredeyse iç içe geçmiş ve bu alanlar arasındaki belirsiz çizgi daha da görünmez hale gelmiştir. Mahremiyet kavramı artık kamusallaşmıştır. Mahremiyet dönüşümünde eğlence anlayışı da önemli rol oynamaktadır. Bireyin yaşamına ait en basit ayrıntı bile eğlence olarak sunulabilir. Artık insanlar birbirleriyle konuşmamakta tersine birbirleriyle eğlenmektedirler. Bu nedenle karşılıklı olarak alıp verdikleri düşünceler değil görüntülerdir. Bu noktada devreye medya okuryazarlığı giriyor. Şuan tek çıkar yol gibi görünen dijital medya okuryazarlığı çok büyük önem arz ediyor. Bu bağlamda bireylere sosyal medya okuryazarlığının anlatılması, mahremiyet kaybının nelere yol açabileceği, özel alanın nasıl zedelendiği konusunda bilgilerin aktarılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Ve sonuç itibariyle yine eğitimin önemine vurgu yapmak doğru olacaktır” şeklinde konuştu.

SAY MAN INTERNET 1

“Z KUŞAĞINI BU TARZ KONULARDA DAHA FAZLA BİLGİLENDİRMELİYİZ”

Mahremiyette dönüşümün yaşandığını ifade eden Öztürk, son olarak şu uyarıları yaptı:

“Mahremiyetin dönüşümü içinde bulunduğumuz çağda kaçınılmazdı zaten. Bilişim teknolojilerinin gelişimi ile gözetim artmış ve gözetim toplumu ortaya çıkmıştır. Toplum, bir dönüşüm içerisine girmiş ve bu dönüşüm teknoloji sayesinde olmuştur. Dolayısıyla özellikle internet sonrası sosyal ağ kullanıcılığının yaygınlaşması çok eskiden beri var olan gözetlenme durumunun farklı bir boyuta ulaşmasına sebep olmuştur. Günümüzde her yaştan kullanıcının bulunduğu sosyal ortamlar aracılığıyla bireylerin en mahrem anları bile kendi rızalarıyla gözetlenebilir hale gelmiştir. İnstagram, Facebook, Twitter, TikTok gibi mecralarda yapılan paylaşımlar mahremiyetin dönüşümünün en güzel örneklerini sergilemektedir. Benim tavsiyem, gözetlendiğimizin farkında olmalıyız ve bir gün bunun bedelini ödeyeceğimizi düşünerek hayatımıza çekidüzen vermeye çaba sarf etmeliyiz. Bu yolda dijital medya okuryazarlığı eğitimi şarttır. Dolayısıyla lise düzeyinde ve üniversitelerde medya okuryazarlığı derslerinin verilmesi gençlerin bilinçlendirilmesini sağlayacaktır. Mahrem olanın bize kalması gerektiğinin bilincinde olmalıyız. Özellikle Z kuşağını bu tarz konularda daha fazla bilgilendirmek gerekmektedir. Dijitalin içine doğdukları için örf, adet, gelenek göreneklerden ve mahremiyetten maalesef haberleri yok. Burada görev ebeveynlere düşüyor. Herkes kendi çocuğuyla ilgilenir, neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretirse ve benimsetirse belki dijital hayat çok daha çekilebilir bir hal alır.”

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Dikkat! Malatya’da su baskınları bekleniyor

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.