DOLAR

12,4902$%3.08

EURO

14,1202%4.02

STERLİN

16,6855£%3.24

GRAM ALTIN

712,56%3,27

ÇEYREK ALTIN

11.464,11%3,26

BİTCOİN

676054฿%-4.24544

Öğle Vakti a 12:19
Malatya KAPALI
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Whatsapp İhbar Hattı

İKTİDARIN İCRAAT MUHALFETİN FECAAT

Cumhurbaşkanımızı, gecesi-gündüzü olmadan, sabahın eri-akşamın geçi, yurt içi-yurt dışı, Afrika-Avrupa-Amerika, hava-kara-deniz-demiryolu demeden bir orada, bir burada icraat içinde, milleti, memleketi için çalışır görürken, bir yandan gururla, esenlikle doluyor, bir yandan bu görülmemişlik karşısında hayretler, hayretler içinde kalıyorve,

Hasbihan Et

İKTİDARIN İCRAAT MUHALFETİN FECAAT

Cumhurbaşkanımızı, gecesi-gündüzü olmadan, sabahın eri-akşamın geçi, yurt içi-yurt dışı, Afrika-Avrupa-Amerika, hava-kara-deniz-demiryolu demeden bir orada, bir burada icraat içinde, milleti, memleketi için çalışır görürken, bir yandan gururla, esenlikle doluyor, bir yandan bu görülmemişlik karşısında hayretler, hayretler içinde kalıyorve,

-Aman, biraz canına bakmalı, tempoyu düşürmeli demekten kendimi alamıyorum.

İstiklal Savaşı kahramanı ve Modern Türkiye mimarı Mustafa Kemal Atatürk’ün tecrübesine bakarak söylediği,

-Dinlenmemek üzere yola çıkanlar asla yorulmazlar dediği aklıma geliyor.

Hak veriyorum.

-Bu bir kara sevda diyorum.

Tevfik Fikret’in okullarda öğretilen ama ezberci eğitim nedeniyle kafalarımıza yuva yapamayan, anlamını yıllar, yıllar sonra kavradığımız,

-Vatan çalışkan insanların omuzları üstünde yükselir sözü geliyor dilime.

Ben de bunu biraz daraltarak, şöyle söylemek istiyorum,

-Vatan çalışkan başkanlarınönderliğinde yükselir…

Evet biz, Hasta Adam haline sokulan son zamanlarındaki Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminde Atatürk’ten sonra, Alevi-Sünni, Laik-Şeriatçı, İlerici-Gerici, Dindar-Dinsiz, Atatürkçü-Atatürk Düşmanı ve Türk-Kürt gibi kategorileştirilmiş yapay, düzmece karşıtlıklar ve bunlara dayalı gerçekleştirilen kardeş kavgaları, yaygın terör ve olağanlaştırılmış periyodik darbeler nedeniyle Derbeder Türkiye haline getirilmiştik.

Bunda, feraset sahibi olmayan, çalışkan, kahraman, direngen olmayan başbakanların, cumhurbaşkanlarının, parti başkanlarının sorumluluğu, suçu, günahı yok mu?

Nasıl olmaz?

Hem de çok.

Ben, 1998’de yazdığım köşe yazılarım üzerine ilk defa televizyona çıkarıldığımda, buraya sokuşturarak söylemeliyim ki, bu yazılarımdan ötürü merkezi Diyarbakır olan ve ulusal düzeyde tanınan Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nce1999 yılında Makale dalında birincilik ödülüne layık görüldüm.

Yine belirtmeliyim ki Malatya basınının aldığı en büyük ödülü de budur. Ödül aldığım haberini ilk Malatya Haber Sitesi kurucusu, sahibi, çok değerli İsmet Yalvaç’tan öğrenmiştim. O telefonda, “Biz bu ödüllerin nasıl verildiğini biliriz, ama senin ki hakkedilmiş bir ödül, senin yazılar ulusal basında çıkabilecek yazılar dediğini anımsıyorum. Malatya Basının emekçisi Yaşar Karaaslan arkadaşımla ödül töreni için Diyarbakır’a gittiğimizde, Cemiyet Başkanı, “Makale dalında birinci belirlenirken hiçbir tartışma olmadı” demişti bize.

Kendimle ilgili olarak bunları yazdığım için affınıza sığınıyorum.

1998 yılında ilk defa televizyona çıktığımda, canlı yayında, şunları söyledim,

-Türkiye’nin diplomatları, üniversitelerin uluslararası ilişkiler hocaları, yazarları, aydınları ne yapıyor? Neden dış odakların, Avrupa devletlerinin, ABD’nin bize yönelik planlarını, projelerini önceden sezinleyip, neyi amaçladığını öngörüp, sonrabelli etmeden, ona uygun karşılık planlar geliştiremezler? Neden biz iş işten geçtikten sonra yıkımı anlarız? demiştim.

Turgut Özal’ın yerine Süleyman Demirel’in seçildiğini de televizyondan duyduğumda orada bulunan arkadaşlara,

-Türkiye’nin Özal gibi atılımcı cumhurbaşkanlarına ihtiyacı var, Demirel gibi statükocu cumhurbaşkanlarına değil demiştim.

Evet Türkiye, milletiyle kucaklaşamamış, halkıyla hemhal olamamış, ne emredilirse(!) başım üstüne diyen, çapsız, cesaretsiz, ferasetsiz, uyuşuk başbakanları, cumhurbaşkanlarının da etkisiyle adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti olan Derbeder Türkiye durumuna gelmişti.

Milletiyle, devletiyle, “Biz adam olmayız”. “Böyle gelmiş böyle gider”. “Sana mı kalmış, sen mi düzelteceksin?” ruh halinde olan bir memleket haline gelmişti.

Valla hemen söyleyeyim, işin en ilginç tarafı da, muhalefetin bu günleri yaşamamış gibi milleti, memleketi o laçka döneme döndürmeye çalışması. Adını da ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem” koyarak.

Hem de “Dış Mihrak-Muhalefet el ele”…

Cumhurbaşkanımızın, kadrolarına, kamu görevlilerine, ve milletinin her bireyine örnek olacak şekilde, adı konmamış bir seferberliğin önderi olarak, gece demeden, gündüz demeden canhıraş halde çalışmasının sebebi, kara sevdasından ve kaybedecek bir dakikamızın bile olmadığı ruh ve beden halinde olmasından.

Nazım Hikmet’in,

Vaktimiz yok onların matemlerini tutmaya

Akın var güneşe akın

Güneşi zaptedeceğiz

Güneşin zaptı yakın… dizelerinde geçen hal ve şerait içinde olmak gerek.

Çok şükürler olsun ki öyle bir cumhurbaşkanımız var.

Güneş bizim ülkemize de, bizim insanlarımızın ocaklarına da, kalplerine de doğuyor.

Dünyada bloklar arasındaki duvarlar yıkıldı.

Soğuk savaş bitti.

Ama bizde siyasi duvarlar yıkılmadı, bazı kalpler ısınmadı.

Hala sağ-sol, ileri-geri.

İktidar icraat içinde koşup duruyor muhalefet partilerinin hali perişan, fecaat.

Ancak laf üretiyor.

Bir buluş, bir yenilik, atılım yok.

Bir proje yok.

Malatya’nın gitmediğim köyü yok, dağ başındaki, vadideki, ovadaki… Bazı köyler vardır, dağın doruğundadır,  kurşun kalem gibi minaresi görülür, dersin ki,

-İnsanlar buraya nasıl, nereden giderler? Vallahi hepsinin yolu var ve asfalt. Hatta Belediye’nin çöp konteynırı var.

Köprüler yapılıyor, tüneller açılıyor, otobanlar açılıyor. Malatya’nın Hekimhan tarafında, Doğanşehir tarafında, Elazığ tarafında, ışıl ışıl, pırıl pırıl tüneller açıldı. Derler ki,

-Bunlar karın doyurmaz!

Damarların kan dolaşımını, yolların mal dolaşımını sağladığını, yolun ticaret, kalkınma, medeniyet olduğunu bilmezden gelirler.

Atatürk’ün, 13 Şubat 1931’de, Fevzipaşa-Malatya Demiryolunun açılışı nedeniyle Malatya’ya geldiğinde,

-Demiryolları, memleketin tüfekten, toptan daha önemli bir koruma silahıdır. Demiryollarını kullanacak olan Türk Milletinin refah ve medeniyet yollarıdır dediğini bilmezler!

O demiryolunun Erkenek çevresinin, çökmeler nedeniyle onarımının yapılamadığını, bu yüzden yolun çok uzun zaman kapalı kaldığını, bu yolun ve daha nice demiryolunun baştan başa yenilenip, elektrikli trenlerin çalıştığı yollar haline getirildiğini bilmezler!

Onların ki, dağ gibi iyilikleri, yatırımları, çözümleri, hizmetleri görmezden gelip, korona gibi dönemsel sebeplerden kaynaklanan geçici sorunları büyütmek.

Yalan. İftira. Dedikodu, slogan, laf, söz…

Ve dış ilişkiler!!!

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

ETİ SENİN KEMİĞİ BENİM

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.