DOLAR

12,7868$%3.37

EURO

14,4528%3.13

STERLİN

17,0792£%3.3

GRAM ALTIN

735,26%3,13

ÇEYREK ALTIN

11.683,44%5,29

BİTCOİN

729137฿%7.52315

Akşam Vakti a 17:16
Malatya PARÇALI AZ BULUTLU 12°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Whatsapp İhbar Hattı

HELALLEŞME!

Geçen akşam bir televizyon kanalında, adeta birbiriyle süslenme yarışına girmiş üç, sunucuyu da eklersek dört kadın gazeteci Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” senaryosunu ballandırıyordu.

Hasbihan Et

HELALLEŞME!

Geçen akşam bir televizyon kanalında, adeta birbiriyle süslenme yarışına girmiş üç, sunucuyu da eklersek dört kadın gazeteci Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” senaryosunu ballandırıyordu.

Ben, kadınların erkeklere göre daha dürüst olduklarına inanıyorum.

Hayatın içinde yoğun yer alamadıkları, hayatın hengamesiyle henüz haşır neşir olmadıkları için daha içten oldukları düşüncesindeyim.

Dürüstlük konusunda en çok da gençlere güvenirim.

Onlar, toplumun en içten, en çıkarsız konuşan, yaşayan kesimidir.

Çünkü, ana, baba parasıyla yaşarlar; ekonomik yaşamın içinde etkin değillerdir henüz.

Ve denir ki, “Olaylar karşısında herkes ekonomik durumunun etkilenişine göre tavır alır.”

Onun için, “Bekara ,eşini boşamak çok kolaydır.” derler…

Kadın gazetecilerin, tembih üzere çıkıp konuştukları belli.

Her hallerinden belliydi.

Kılıçdaroğlu’nun “senaryosunu” allayıp pulladıkları ayan beyan ortadaydı.

Kadınların süslenmesine gelince, elbette doğal bir durum, ama ölçüsü önemli.

Düğüne giderken başka, taziyeye giderken başka, pikniğe giderken başka, televizyon ekranına yılların gazetecileri olarak çıkıp vatandaşa konuşurken başka tabii.

İçlerinde en süslenmiş, en takmış takıştırmış olanı,kaşını gözünü çeşitli şekillere sokup, bir an boşluğa bakıp, derin düşünüyormuş gibi yaparak,

-Sayın Kılıçdaroğlukamilleşti dedi.

Bunu söylerken, vatandaşın Kılıçdaroğlu’na inanamayacağını düşünmesinden olmalı ki, “O artık değişti, kamilleşti” deme gereğini duyuyordu.

Şimdi bir hususu özellikle gençlerimize söylüyorum.

Çünkü, diğer vatandaşlarımız görmüş geçirmişler, kimin ne olduğunu yaşayarak öğrenmişler, ben gençlere rica ediyorum.

Evet genç arkadaşlarım, Google’a, “Kılıçdaroğlu yüzde kırk alamazsam istifa ederim” diye yazıp, çıkan videoyu izleyin.

Yıl 2011, Haziran 15.

– Yüzde kırk almazsam, çok samimi söylüyorum bırakır gideriz!

Bir başka yerde de,

-Yüzde kırk alamazsak ‘Hadi eyvallah der gideriz!’ diyor.

Evet gençler bunu görün duyun.

Şimdiye dek,en az on defa,

-Bana müsaade! deyip gitmesi gerekmez miydi…

Şimdi de bir “Helalleşme” lafı attı ortaya.

Konuşacağı elle tutulur bir şeyi yok.

İktidara gelirseniz neler yapacağınızı konuşun…

“Güçlendirilmiş parlamenter sistem” üzerinde patinaj yapıyorsunuz.

Bunun ne olduğunu, Anayasa’yı nasıl değiştirebileceğinizi akla uyguncaniye  anlatmıyorsunuz?

“Güçlendirilmiş” diyerek, uzun zaman yaşanarak, sululuğu, derbederliği, başıboşluğu ortaya çıkmışbu derbeder düzeni aklayamazsınız.

Isıtıp, birkaç baharat atıp, yeni bir yemekmiş gibi vatandaşımızın önüne çıkaramazsınız.

Çünkü dediğiniz düzen tamı tamına, “Bozuk Düzen”.

Evet… Yapacak işi, söyleyecek sözü olmayanlar, ancak gerçekleri ters yüz etmek, çarpıtmak, yalan söylemek, iftira atmak, dedikodu çıkarmak, plan kurmak gibi işlerle uğraşırlar.

Bu yollarla hem halkı meşgul ederler, hem dekolay yoldan yer kazanmaya çalışırlar.

Çünkü, yaptıkları balon gibi boştur, resim gibi şekilden ibaret.

Şimdi, “Helalleşme” adı altında, Türkiye’nin kerme bağlamış yaralarıyla oynamaya başlayacaklar.

Helalleşeceğiz, tedavi edeceğiz, sağaltacağız bahanesiyle kabuk tutmuş yaraları elleyecek, insanların arasına fitne, fesat sokmaya çalışacak.

Çünkü,Kılıçdaroğlu, böyle bir “helalleşmeyi” yapacak konumda değil ki.

Bir gün iktidar olursa, ki şimdilik olası görünmüyor o zaman iktidar gücü elinde bir kişi olarak gider, yaralı kesimlerle, insanlarla, konuşursun, kucaklaşırsın, beraber ağlarsın, halleşir, helalleşirsin.

Bunu kim yapar Devlet yapar.

Siz hangi hak ve kuvvetle, hangi yetkiyle böyle bir işe kalkışıyorsunuz?

Sizin helalleşmeniz geçerlimi, yerine oturur mu?

Hepsinden önemlisi, şimdi bunun ne yeri, ne zamanın olması.

Çünkü Türkiye henüz, bu donanıma, bu olgunluğa, bu ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel varlığa henüz ulaşamamış vaziyette.

Şimdi anlaşılıyor ki, bu “kalkışmada” en temel amaç, fitne fesat çıkarmak, ikincil amaç birşeyle yapıyormuş gibi görünerek gündemi meşgul etmek.

2017’de de, “Adalet Yürüyüşü” diye bir şov çıkarmıştı.

Bu yürüyüşte kimlerle kol kola yürüdüğü, kimlerle yan yana geldiği biliniyor.

Yoldaşı Fetöcüler, HDP’lilerdi.

Şimdi gençlerimizden, genç kardeşlerimden bir şey daha rica ediyorum:  “Google’a, “Kılıçdaroğlu Adalet Yürüyüşü HDP-FETÖ” diye yazın çıkan haberleri okuyun lütfen…

Evet okuyun gençler…

HÜYÜCEK

Geçen gün, eşimle Yazıhan, Hekimhan tarafında dolaştık…

Hava dağlar, taşlar, topraklar kadar temiz, açık, içten ve güzeldi,

Bence, Malatya’nın tartışmasız en modern kasabası, şimdi Yazıhan’ın mahallesi olan Fethiye’nin çok güzel evleri arasından geçtik.

Fotoğraflarda göreceğiniz gibi, bayrak direkli, dalgalanan bayraklı, devlet dairesini andıran bir konutun da önünden geçtik.

Az ilerisinde yığın halinde uçuşan, konan, oynaşan, çocukluğumda olmayan, klasik kargadan koyu kara olmasıyla ayrılan yeni tip kargaların yanından, altından geçtik.

Köylerin, mezraların, küme evlerinin arasında ilerleyip uygun bir yerde mola verdik.

Termosumuzdaki kaynamış suya, benim icadım olan yöntemle, yani çayı evde değil, mola yerinde atarak, on dakika bekleyip, taze çayla, Dilek’ten aldığımız mis gibi simit, domates, biber, az tuzlu zeytin ve tulum peynirini büyük bir zevkle yedik.

Hüyücek köyünde, kilosu 37 liradan 30 Kg. dünyaca ünlü Hekimhan cevizi aldık.

Yüksek, dar yollu yayla yollarından doruklara çıkarak çok eşsiz doğa şekilleri gördük.

Allah’ın bize sunduğu kırmızı kuşburnular, bordo iri iri yemişenler, sarı sarı alıçlardan yedik.

Eşim dedi ki,

-Hiç bir yiyecek görünmüyor gibi ama insan buralarda yine de aç kalmaz.

Ben de dedim ki,

-Allah, kurdun, kuşun, insanın rızkını veriyor. Ama arayacaksın, peşine koşacaksın. Ardından da,

-Bu alıçlar, bu yemişenler, kuşburnular belki, bin, on bin yıl önce de bu renkte, bu tattaydı. Çünkü doğa buralarda bakir.

Ve, Türkiye’yi baştan başa dolaşan modern yollardan, Malatya-Sivas yolundan değil de ara yollardan, köy, mezra, küme evlerinin manzaralı, trafik yoğunluğu olmayan yolları üzerinden evimize döndük.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

DÜNYA GÖÇÜYOR

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.