DOLAR

9,3102$%-0.26

EURO

10,8367%-0.17

STERLİN

12,8546£%0.17

GRAM ALTIN

529,47%-0,05

ÇEYREK ALTIN

8.503,44%0,11

BİTCOİN

594671฿%4.45721

İmsak Vakti a 05:12
Malatya AÇIK 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Whatsapp İhbar Hattı

HASIMLA HISIM GİBİ

Sevgili kardeşlerim, kıymetli okuyucularım, Dile kolay…

Hasbihan Et

HASIMLA HISIM GİBİ

Sevgili kardeşlerim, kıymetli okuyucularım,

Dile kolay… Sekiz yüz on dört bin kilometre karelik bu topraklar, hava sahası, üç yanını çevreleyen kıta sahanlığı, tarihi, coğrafyası, kültürü, medeniyeti, kahramanları, şehitleri, gazileri, önderleri, bilim insanları, alimleri, ustaları, sanatkarları ile bu aziz milletimizin, bu güzel güzel insanlarımızın vatanı.

Evet, “Dörtnala gelip Uzak Asya’dan/Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim.”(Nazım Hikmet)

Bu Bayrak, Cumhurbaşkanımızın makam aracının forsunda, devlet binalarımızda, üniversitelerimizde, elçiliklerimizde, açık denizlerdeki gemilerimizde, dağ başlarındaki, koyaklardaki, yaylalardaki, ovalardaki kaymakam konaklarında, okullarımızda, camilerimizde dalgalanıyorsa kana kana… Bu ezanı Muhammedi okunuyorsa minarelerimizde, yankılanıyorsa dalga dalga, öyleyse, her insana, her millete nasip olmayan bu güzelliklerin kıymetini bilmemiz lazım değil mi?

Hepimizin… Okumuşumuzun okumamışımızın, zenginimizin fakirimizin, yaşlımızın gencimizin, kızımızın kızanımızın… Ekmekten aştan, tarladan umuttan önce, bu sevda üzerinde olmamız lazım değil mi?

Hangi kökenden, hangi mezhepten olduğumuza, hangi partiye oy verip vermediğimize, nerden, kimden alışveriş ettiğimize bakmaksızın göğsümüzdeki bu kalbin, bu gönül, bu hissiyat içerisinde çarpması icap eder.

Türkiye’mizi yönetmek amacında olan bütün siyasal partilerimizin omurgasının, iskeletinin, temelinin, harcının, hamurunun bu değerlerle oluşmuş olması gerekir.

Bu yapıyı, bu dokuyu, bu mayayı gördükten sonra ne dediğine, ne ettiğine bakarım o partinin ben!

Ondan sonra, eğitimi şöyle, tarımı böyle yapacağım, şurayı özelleştireceğim, burayı satacağım, şu makama şunu, bu makama bunu getireceğim diye konuşursun.

Kıymetli vatandaşım da ona bakarak, “Kimin projesi daha pratik, daha hayata geçebilir, kimin projesi sorunu çözer, kiminki kısa zamanda sonuç verir?” ona göre kararını verir.

Güzel vatandaşımız, partilerin liderlerine bakar, “Hangisi doğru, hangisi eğri, hangisi sözünde durur hangisi durmaz,  hangisi tutarlı hangisi değil izler, değerlendirir, kararını verir.

Güzeller güzeli insanımız, lideri değerlendirir, sonra yanındaki omzundakine bakar, ölçer biçer kanaatini oluşturur.

Tamam!

Türkiye’miz henüz bütün işlerini kendi kafasına göre yapacak düzeye erişmedi.

Ama şu anda, kıymetli milletimizin tertemiz oylarıyla memleketi yönetme izni, vizesi, yetkisi alan bir iktidarımız var.

Ve bu Yürütme Erki her türlü taş koymalara, yol kapamalara, saptırıcı yol işaretlerine, sıkıştırmalara rağmen oyunları boya boza, engelleri aşa aşa, yanlışları düzelte düzelte, adım adım o doruğa doğru ilerliyor, yükseliyor.

Ey sevgili vatandaşlarım, builerleyiş, bu yükseliş ayan beyan ortada değil mi?

Gözü olup da görmeyenlere, kulağı olup da duymayanlara bir diyeceğim yok.

Ey güzel olması gereken siyasi partilerim, siz niye bu sevdanın başka bir önderi olmaya çalışmıyorsunuz?

Niye, bilge halkımızın sizi daha çok sevip sayması, arkanızdan gelmesi için dil dökmüyorsunuz, sorunları çözecek projelerinizi sunmuyorsunuz; onları daha vatansever, daha milletsever, daha çalışkan olduğunuza inandırmaya çalışmıyorsunuz?

Siz niye yedi yirmi dört çalışmıyorsunuz?

Niye yedi yirmi dört komplo, yalan, çarpıtma içindesiniz?

Niye, Türkiye’nin hasımlarıyla hısımsınız?

Niye, “Seçilmiş, milli iktidarınızı o hasım ülkelerle el ele vererek devirmeye çalışıyorsunuz?

Bu yaptığınız gaflet, dalalet, hatta hıyanet değil mi?

Yazık, çok yazık!

Niye, temiz vatandaşımızı, yok demokrasi, yok tek adam, yok parlamenter sistem diye içi boş sözlerle aldatmaya çalışıyorsunuz?

Bu millet, adı güzel, kendi çirkinleşmiş parlamenter sistemi iliklerine kadar yaşayıp, görmedi mi?

Kimin eli kimin cebinde belli olmayan, her biri ayrı baş, daha doğrusu başıboş hükümet sistemini yaşayıp işlemezliğini görmedi mi?

Bakanlarımız, her biri işinin uzmanı, siyaset değil hizmet peşinde koşan, vatan aşkıyla dolu, başına buyruk olmayan kişiler. Başlarında başarısız olduğunda, yanlış yaptığında onu derhal değiştirecek bir kabine başkanı, bir cumhurbaşkanı var.

İşler, planlar, projeler bürokrasi içinde, yazışmalar içinde boğulmuyor, kaybolmuyor.

TBMM çalışmıyormuş? Milletvekillerinin yetkileri yokmuş?

Yasama Görevi hangi kurumun, kimlerin sırtında? Meclisin, milletvekillerinin değil mi?

Güvenoyu, soru, gensoru yokmuş… O yalandan ağzınıza aldığınız parlamenter sistemde vardı da, bir işe yarıyor muydu? Hangi meclis araştırması, hangi meclis soruşturması siyasi malzeme bulmak için değil de objektif, hakikati bulmak için yapılıp sonuçlandırılıyordu?

Rahmetli Süleyman Demirel, “Bul 226’yı, düşür hükümeti” demiyor muydu?

Muhalefetin hükümeti düşürebilmesi için, iktidar partisinden veya partilerinden milletvekilli ‘satın alması’ gerekiyordu ve bunun için ‘milletvekili pazarları’ kuruluyordu. Gelen milletvekillerine bakanlık sözü veriliyordu.

Bakanlar, hizmette, çalışmada, yollarda, yangında, depremde, kazada değil, keyifte eğlencedeydi. Başka bir anlatımla, yiyip içip, geziyor, hemşerisine, köylüsüne, kentlisine hava atıyordu.

Kökü köceği, temeli olan, tıkır tıkır işleyen bir demokrasi olsa amenna derim.

Ama nerede…

Yine merhum Demirel’in benzin yokluğu sırasında, “Benzin vardı da içtik mi?” demesi gibi, “O düzen vardı da yıktık mı?”

Türkiye’mizin başında, Bilge Milletimizin yarıdan çoğunun oyuyla seçilmiş Demokrasi Kahramanı, kalbi, Büyük Türkiye sevdasıyla çarpan, hastalık sağlık, uyku dönek demeden, yedi yirmi dört çalışan bir Cumhurbaşkanımız var.

Tek adammış!!!

Yanında, danıştığı, müşavere ettiği sağlam kurumlar var.

Yanında bu güzel milletimizin en seçkin, işinin en üst düzeyde uzmanı, vatansever, milletsever yardımcılar var.

Yanında Türkiye’nin kalesi MHP ve Devlet Bahçeli var…

Ak Parti milletvekilleri var.

Yanında, yanı başında Kadir Kıymet Bilir Büyük Türk Milleti var.

Yetmez mi!

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

AKÇADAĞ DA KAZGAN BAĞIMSIZ

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.