DÜNYA VE AHİRET DENGESİ

Malatya İl Müftü Yardımcısı İhsan Mesut Akbaş, “Allah, hayatı ve ölümü belirli bir amaçla yaratmış, insanlara doğruyu ve yanlışı öğreten hak kitaplar indirerek bu amacı onlara bildirmiştir” diyerek, dünya ve ahiret dengesi konusunda önemli bilgiler paylaştı.

Malatya İl Müftü Yardımcısı İhsan Mesut Akbaş, “Allah, hayatı ve ölümü belirli bir amaçla yaratmış, insanlara doğruyu ve yanlışı öğreten hak kitaplar indirerek bu amacı onlara bildirmiştir” diyerek, dünya ve ahiret dengesi konusunda önemli bilgiler paylaştı.

Malatya İl Müftü Yardımcısı İhsan Mesut Akbaş, özetle şunları kaydetti:

“O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır. (Mülk, 67/2)

Bu amacın özü insanın her şeyden önce kendisini yaratan Rabbini gereği gibi tanıyıp takdir edebilmesi, O’nun emirlerini ve koymuş olduğu yasakları titizlikle koruması, dünya hayatının geçici ve sahte bir süsten ibaret olduğunu fark edebilmesi, hayatını ahireti hedef alarak düzenlemesidir.

Hayatını, ahireti esas alarak düzenleyen bir insan aslında dünyada da olabilecek en güzel, rahat ve huzurlu hayatı sürdürecektir. Çünkü kendi yaradılışına en uygun olan hayat tarzı Kur’an’da bildirilmiştir. Kişi Kur’an’a tam olarak uymakla, bir anlamda dünyayı cennet benzeri bir mekân haline getirmiş olacaktır.

DÜNYA NEDİR?

Dünya kelimesi, ‘yakın olmak’ mânasına gelen dünüv kökünden türemiş ‘en yakın’ anlamındaki ednâ kelimesinin müennesidir. Kur’an’da âhiret ve âhiret hayatının karşılığı olmak üzere çok defa, ‘yakın hayat’ anlamındaki el-hayâtü’d-dünyâ tamlamasında hayat kelimesinin sıfatı olarak, bazan da belirli (mârife) şekliyle isim olarak kullanılmıştır (bk. M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, ‘dnv’ md.). Hadislerde ise belirsiz (nekre) olarak da geçer. Bu yakın hayatın ardından gelecek olan hayata, ‘sonraki hayat’ anlamında âhiret adı verilmiştir. Dünya kelimesinin ‘alçaklık, kötülük’ mânasındaki denâet kökünden geldiği de ileri sürülmüştür (İA, III, 669). Kur’an’da yer ve yeryüzü için arz kelimesi kullanılmış, şu anda yaşanılan hayata ‘el-hayâtü’d-dünyâ, âcile (عاجلة), ûlâ’; sonraki hayata ‘ukbâ, dârü’l-karâr’ gibi isim ve sıfatlar da verilmiştir. Böylece Kur’ân-ı Kerîm’de arz coğrafî, dünya ise dinî ve ahlâkî bir terim olarak yer almış; dünya kötülenir veya hafife alınırken kozmik varlığı değil burada sürdürülen ve âhiret kaygısını geri planda bırakan hayat tarzı kastedilmiştir. Dünya sahih hadislerde de bu anlamda kullanılmıştır (bk. Wensinck, el-Muʿcem, ‘dnv’ md.). Yeryüzü ile burada yaşanan hayat arasında yakın bir ilişki bulunduğundan zamanla dünya kelimesi sıfat olma özelliğini kaybederek yerkürenin ismi haline gelmiş ve ‘ay altı varlık alanı, bu âlem, güneş sistemindeki gezegenlerden biri, yer küresi’ şeklinde tarif edilmiştir (Ebü’l-Bekā, s. 185; Tehânevî, Keşşâf, ‘dnv’ md.). Bu anlamda dünya denilince daha çok yer küresi (arz) akla gelir (bk. YER). (TDV İslam Ansiklopedisi, ‘DÜNYA’ Md.)

DÜNYA HAYATININ ÖZELLİKLERİ:

1- DÜNYA BİR İMTİHAN YERİDİR:

‘O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.’ (Mülk, 67/2)

Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele! (Bakara, 2/155)

‘Her canlı ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilik ile deneyeceğiz; hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz.’ (Enbiya, 21/35)

‘Kur’an dünya hayatına ahiret hayatının tarlası olduğu için önem atfeder ve bu itibarla insanın bu dünyadaki davranışlarını ciddiye almasını ister.’ (Mir Mustansır, Kur’ani Terimler ve Kavramlar Sözlüğü, s.53)

Bu anlamda dünya hayatı ve dünya önemlidir. Hatta öğülmüştür. Şöyle ki; terbiye, tahsil, ticaret, makam ve kemalatı elde etme diyarı olan ve içinde geçmeden elde edilmesi mümkün olmayan ebedi saadetin elde edildiği yerdir.

Hz. Ali bir hutbesinde şöyle diyor: ‘Muhakkak ki dünya, ona sert davrananın sadakat diyarı, onu anlayanın afiyet diyarı, ondan öğüt almak isteyenin öğüt diyarı, Allah dostlarının mescidi, Allah’ın meleklerinin namazgâhı, vahy-i ilahinin nüzul yeri, veliyyullah’ın ticaretgâhı ki onda rahmeti kazandılar ve cennete eriştiler.’ (Nehcü’l-Belağa, Hikmet, 126)

‘ (Resûlüm!) Söyle: Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah’ın (yarattığı) yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir.’ (Zümer, 39/10)

Bu dünyanın bir imtihan yeri olduğu unutulmamalı, bu bilinçle dünya hayatı değerlendirilmelidir.

‘Ateşin başında durdurulduklarında: ‘Ah! Ne olurdu geri döndürülsek de Rabbimizin ayetlerini inkâr etmeyip, mü’minlerden olsaydık!’ dediklerini bir görsen!’ (En’am, 6/27)

‘Yahut azâbı gördüğü zaman: ‘Keşke benim için bir kez daha (dünyâya dönüş) olsaydı da güzel hareket edenlerden olsaydım!’ demesinden.’ (Zümer, 39/58)

‘O günahkârların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, ‘Rabbimiz! Gördük duyduk, şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık’ diyecekleri zamanı bir görsen!’ (Secde, 32/12)

2- DÜNYA AMAÇSIZ VE BOŞ YERE YARATILMAMIŞTIR:

‘Biz, göğü, yeri ve bunlar arasındakileri, oyuncular (işi, eğlencesi) olarak yaratmadık.  Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. (Bu irademizin eseri olurdu. Ama) biz (bunu) yapanlardan değiliz.’ (Enbiya, 21/16-17)

‘Biz, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim diye yeryüzündeki her şeyi dünyanın kendine mahsus bir ziynet yaptık.’ (Kehf, 18/7)

3- Dünya Hayatı Kısa ve Geçicidir.

‘Allah’ın onları, sanki günün ancak bir saati kadar kaldıklarını zanneder vaziyette yeniden diriltip toplayacağı gün aralarında birbirleriyle tanışırlar. Allah’ın huzuruna varmayı yalanlayanlar elbette zarara uğramışlardır. Zira onlar doğru yola gitmemişlerdi.’ (Yunus, 10/45)

‘Kıyamet koptuğu gün, günahkârlar, (dünyada) ancak pek kısa bir süre kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle döndürülüyorlardı.’ (Rum, 30/55)

‘Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti ya da kuşluk zamanı kadar kaldıklarını sanırlar.’ (Naziat, 79/46)

4- DÜNYA HAYATI OYUN, EĞLENCE VE TUTKULU BİR OYALANMADIR:

‘Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçıların hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah’ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.’ (Hadid, 57/20)

‘Doğrusu dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Eğer iman eder ve sakınırsanız Allah size mükâfatınızı verir. Ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez.’ (Muhammed, 47/36)

‘Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttakî olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır. Hâla akıl erdiremiyor musunuz?’ (Enam, 6/32)

5-DÜNYA ALDATICIDIR/ALDATMASIN:

‘Ey insanlar! Allah’ın vâdi gerçektir, sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) da Allah hakkında sizi kandırmasın!’ (Fatır, 35/5)

‘O kâfirler ki, dinlerini bir eğlence ve oyun edindiler de dünya hayatı onları aldattı. Onlar, bu günleri ile karşılaşacaklarını unuttukları ve âyetlerimizi bile bile inkâr ettikleri gibi biz de bugün onları unuturuz.’ (Araf, 7/51)

‘Denilir ki: Bu güne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi biz de bugün sizi unuturuz. Yeriniz ateştir, yardımcılarınız da yoktur! Bunun böyle olmasının sebebi şudur: Siz Allah’ın âyetlerini alaya aldınız, dünya hayatı sizi aldattı. Artık bugün ateşten çıkarılmayacaklardır ve onların (Allah’ı) hoşnut etmeleri de istenmeyecektir.’ (Casiye, 45/34-35)

6-DÜNYA HAYATI SÜSLENMİŞTİR:

‘Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer, Allah’ın katındadır.’ (Al-i İmran, 3/14)

‘Servet ve oğullar, dünya hayatının süsüdür; ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdinde hem sevapça daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha lâyıktır.’ (Kehf, 18/46)

Zenginlikle övünüp şımarmayı Yüce Allah yasaklayarak şöyle buyurur:

Biz, refahından şımarmış nice memleketi helâk etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra oralarda pek az oturulabilmiştir. Onlara biz vâris olmuşuzdur. (Kasas, 28/58)

DÜNYA SEVGİSİ VE ZARARLARI:

Ahireti unutup dünyaya bağlanmak ve dünya sevgisi insanı ölümden korkar hale getirir, ibadet ve taatlerden alıkoyar.

Dünyayı sevmek bütün kötülüklerin başıdır. Konumuzla ilgili olarak Rasulullah (sav) şöyle buyurmaktadır:

‘Benden sonra, size dünya nimetlerinin ve ziynetlerinin açılıp onlara gönlünüzü kaptıracağınızdan korkuyorum.’ (Buhari, Zekat, 1372) Dünya ahiretin tarlası, bütün cennet nimetleri ve cehennem sıkıntılarının ham maddesidir. Dünyevi istekler bitip tükenmek bilmez.

Kişi dünyaya ne oranda bağlanırsa ayrıldığında hasret ve ızdırabı o oranda fazla olur. Dünyaya bağlanan kişinin kalbi üç şeyle karşılaşır:

1-Bitmeyen gam

2-Erişilmez arzu

3-Gerçekleşmez umut

Dünyanın durumu deniz suyunun durumuna benzer. Ne kadar çok içilse susamışlık o oranda artar ve içeni öldürür.

MÜSLÜMAN’IN GÖZÜNDE DÜNYA:

Kur’an bize bir ucu dünyada diğer ucu ahirette olan bir hayat anlayışı sunuyor.

‘Onlardan bir kısmı da: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru! derler.’ (Bakara, 2/201)

Bu ayette müslümanların dünya ve ahiret saadetini birlikte gerçekleştirme zorunda oldukları anlayışı söz konusudur. Çünkü bu gaye ve araçların elde edilmesi, ancak böyle bir bilinç ve yöntemle mümkündür. Aksi takdirde müslümanların, dünya hayatının, onun maişet ve siyasetini terk edip güçlü ve zengin muhaliflerine bağımlı yoksul zeliller olarak yaşamaları Allah’ın hidayetinden olamaz. (Orhan Atalay, 20. Yüzyıl Tefsir Akımı, Beyan Yayınları, s.129)

‘Allâh’ın sana verdiği (bu servet) içinde âhiret yurdunu ara, dünyâdan da nasibini unutma, Allâh sana nasıl iyilik ettiyse sen de öyle iyilik et, yeryüzünde bozgunculuk (etmeyi) isteme, çünkü Allâh bozguncuları sevmez.’ (Kasas, 28/77)

Rasulullah (sav) dünyaya karşı Müslüman’ın takınması gereken tavrını şöyle ifade etmektedir:

‘Dünyada sanki bir yabancı (garip) veya yolcu imişsin gibi ol.’ (Buhari, Rikak, 3; Tirmizi, Zühd, 25)

Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: ‘Rasulullah (a.s) buyurdular ki:

‘Yanımda Uhud dağı kadar altınım olup da ondan bir miktar yanımda kaldığı halde (iki gün geçip) üçüncü bir gecenin gelmesini sevmem.’ (Mecmau’z-Zevaid)

AHİRET NEDİR?

Ahiret, ‘Ahir kelimesinin dişil (müennes) şeklidir, son, sonra olan demektir. Evvel (ula) kelimesinin karşıtıdır. Ahiret kavram olarak, öbür dünya, ölümden sonraki hayat demektir. Kur’an’da sık yer alan bu kavram, bazen ‘yevmü’l-ahire-ahiret günü, darü’l-ahire-son yerleşim yeri’ şeklinde ifade edilmektedir.

Dünya hayatı için ilk, ölümden sonraki hayat için ise ahiret-son hayat denilmiştir. Her ikisi arasında sıkı bir ilişki vardır. Ahiret dünya hayatını takip eden, ama ölümsüz bir hayatın adıdır. Ahiret hayatının iyi veya kötü temelleri dünyada iken atılır.’ (K. Ece, Hüseyin, age,)

Müslüman’ın Ahirete Bakışı:

Rasulullah (sav) bu konuda bizim için en iyi örnektir. Bu konuyla alakalı olarak şöyle buyurmaktır:

‘Allah’ım hayat ancak ahiret hayatıdır.’ (Müslim, Cihad, 4773)

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

‘Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı!’ (Ankebut, 29/64)

‘(Kötülüklerden) sakınanlara: Rabbiniz ne indirdi? denildiğinde, ‘Hayır (indirdi)’ derler. Bu dünyada güzel davrananlara, güzel mükâfat vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takvâ sahiplerinin yurdu gerçekten güzeldir!’ (Nahl, 16/30)

‘Gerçekten senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır.’ (Duha, 93/4)

DÜNYA AHİRET DENGESİ:

‘Allah’ın birbirinden kesin sınırlarla ayrılmamasını istediği şeylerden biri de dünya ahiret ilişkisidir. Dünyayı ahiretten kopardığınızda, hırs insanın gözünü bürüyecek, hak mefhumu kaybolacak, sosyal adaletin tesisi imkânsız hale gelecektir.

Ahiret adalettir, insanın dünyada yapıp-ettiklerinden ötede hesap vereceğini bilmesi/inanması, adil davranışın en büyük garantisidir. Dünya –ahiret bağlantısı mü’minlerine öğrettiği şu dua ile dile getirilir:

‘Onlardan bir kısmı da: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru! derler.’ (Bakara, 2/201)

‘Ahiret de dünya da Allah’ındır.’ (Necm, 53/25)”  (Haber Merkezi)

31 May 2019 - 09:07 - Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Malatya Markaları

Malatya Busabah Gazetesi, Malatya ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (422) 325 11 19
Reklam bilgi


Anket Malatya'nın En Başarılı Belediye Başkanı?