“Asıl derdimiz Müslümanları şuurlandırmak olmalı”

İslam topraklarında yaşam savaşı varken Hıristiyanların yılbaşı heyecanına ortak olmayacaklarını dile getiren İHH Malatya Şube Başkanı Ömer Derin, “Bizim asıl derdimiz kendi değerlerini, tarihini ve medeniyetini unutmuş, modernist zihniyetlerin esiri olmuş, tasavvurlarına ve hayat tarzına virüs bulaşmış Müslümanları şuurlandırmak olmalıdır” dedi.

“Asıl derdimiz Müslümanları şuurlandırmak olmalı”
“Asıl derdimiz Müslümanları şuurlandırmak olmalı”
Haber albümü için resme tıklayın

İnsanı Yardım Vakfı (İHH) Malatya Şubesi tarafından “Çocuklar ölürken neyi kutluyorsunuz?” mottosuyla “Mazlumlar İçin Yürüyoruz” adlı bir yürüyüş düzenlendi. Filistin’de çocuklar şehit edilirken ve dünyadaki mazlumlar öldürülürken gerçekleştirilen yılbaşı kutlamalarını protesto eden kalabalık, yürüyüşe Kanalboyu’ndaki eski Milli Eğitim İl Müdürlüğü’nün önünden başlayıp, Kernek Meydanı’nda sona erdi. İHH Malatya Şube Başkanı Ömer Derin burada bir basın açıklaması yaparak tepkisini dile getirdi.

“Asıl derdimiz Müslümanları şuurlandırmak olmalı”

Öncelikle Filisti’nde öldürülen çocuklar ve tüm mazlumlar, dünyanın dört bir yanında onuru ayaklar altına alınan, malları, mülkleri, vatanları, canları, namusları, kıymet görmeyen insanlar için kırgın olduklarını ifade eden Derin, Doğu Türkistan’da, Myanmar’da, Suriye’de, Ukranya’da, Moro’da, Keşmir’de, Çeçenistan’da, Afrika’nın dört bir yanında insanlık dışı muameleye maruz bırakılıp öldürülenler için, dul bırakılan namusları kirletilen kadınlar için, yetim kalan çocuklar için de kırgın olduklarını söyledi.

“KENDİMİZ ADINA UTANÇ DUYUYORUZ”

Kalplerinin kırık ve üzgün olduklarını belirten Derin, “Filistin’de yıllardır dünyanın gözü önünde devam eden zulüm için, son aylarda devam eden soykırım için, masum çocuklara kadınlara yaşlılara hastalara doktorlara medya mensuplarına reva görülenler için kalbimiz kabarık, yumruklarımız havada bunları görüp hiçbir şey yapmayan insanlık adına ve kendimiz adına utanç duyuyoruz. Utanıyoruz. Kırgınız. Kızgınız. Kalbimiz kabarık ve üzgünüz. Üzülüyoruz elbet. Hem de kalbimiz bir bomba misali infilak etmiş gibi acı çekiyoruz. Lakin Filistin’de ve Dünyanın dört bir yanındaki yaşananlara değil sadece üzüntümüz. Tüm bunları gördüğü halde konforundan vazgeçmeyen, şu anda bedeninden büyük bombalarla öldürülen çocuklardan haberdar olmasına rağmen eğlencesinden vazgeçmeyen gençlerimize, kızlarımıza, ailelerimize üzüntümüz. Söyler misiniz lütfen, belki bu dünyadaki son içeceğimizdir bundan sonra cennette içeceğiz içeceklerimizi diyen gençlere mi, ölürken oruçlu olmalıyım diye gün boyu oruç tutan çocuklara mı üzülmeliyiz, yoksa kendi kültüründen olmayan bir pagan geleneğinin peşine takılıp yılbaşı eğlencelerine katılıp hayasızca eğlenen, sarhoş olup kendinden geçen bizim çocuklarımıza mı üzülmeliyiz” şeklinde konuştu.

“Asıl derdimiz Müslümanları şuurlandırmak olmalı”

“BİZ ALLAH’A İNANAN İNSANLARIZ”

Bu yaşananların Allah’ın bir imtihanı olduğunu kaydeden Derin, “Söyler misiniz bana, bombalanan evinden yaralı çıkarılan, hastanede baygın vaziyette yatan küçücük çocuğun ‘La ilahe illallah’ diye sayıklamasına, bilinçaltındaki taş gibi imanına üzülünür mü? Biz, mikrofon uzatılıp ‘La ilahe illallah Muhammedün Rasulullah ne demektir?’ diye sorulduğunda kahkaha eşliğinde ‘bilmiyorum’ cevabını veren, nüfus cüzdanına dini İslam olarak kaydedilen bizim gençlerimize üzülmeliyiz. Yüzü gözü yaralı, her yanı kana bulanmış, buna rağmen tebessüm ederek ‘Bu yaşananlar Allah’ın bir imtihanı. Allah bizi sevdiği için günahlarımızı affetmek istiyor. Biz temizlenip cennete gideceğiz.’ diyen küçücük çocuğa üzüleceğimiz zaman, aklımıza telefonunun modelini yükseltmediği için anne-babasına hayatı zindan eden, istediği bir şey alınmadığında sinir krizleri geçiren bizim ergenlerimiz gelmeli. Onlara daha çok üzülmeliyiz. Mahallesinin tamamı yıkılmış, evinin enkazının arasında dolaşırken ‘Evimizi yıkabilirler. Elimizden her şeyimizi alabilirler. Ama biz Allah’a inanan insanlarız. Yaşadığımız sürece buraları yine inşa edeceğiz. Ne yaparlarsa yapsınlar bu toprakları terk etmeyeceğiz. Çünkü bu topraklar bizim, hep de öyle kalacak!’ diyen 10 yaşındaki oğlana üzülemeyiz be kardeşim. Çünkü çarşı- pazar azıcık hareketlense, birkaç gıda maddesine azıcık zam yapılsa ‘Bu ülkede yaşanmaz. Tası tarağı toplayıp yurt dışına gitmek lazım’ diyen, elini taşın altına koyup bu ülke için kafa yormak yerine, battığında gemiyi ilk terk edecek olan lağım farelerinin üzüntüsü bunu bastırıyor” ifadelerini kullandı.

“Asıl derdimiz Müslümanları şuurlandırmak olmalı”

“ASLA TESLİM OLMAYIZ”

“Annelerinin-babalarının cansız bedenlerini gözleriyle görmelerine rağmen, öldüklerinde kim oldukları anlaşılsın diye kollarına, bacaklarına isimlerini yazdıran, çocukluğunu yaşamadan büyümek zorunda kalan, akşam olmadan anne-babalarına kavuşan çocukları gördüğümüzde hissettiğimiz şey kesinlikle üzüntü olmamalı” diyen Derin, sözlerine şöyle devam etti:

“Zira biz, ülkesinde Arapça bir levha gördüğünde kırmızı görmüş boğa gibi burnundan soluyan, ama plastik bardağın üzerine ismini yazdırmak için İngilizce levhalı binaların önünde kuyruğa giren, bununla daha çok medenileştiğini zannederek cehl-i mürekkebin dibine vuran görgüsüzlere üzülmeliyiz. Sedyede yatan kardeşinin ölmeden önce şehadet getirmesi için çaba sarf eden koca yürekli çocuk, iman etmenin ne demek olduğunu zerrelerine kadar idrak etmiş, neyine üzülelim? Çevresindeki ağlayan erkekleri ‘Niye ağlıyorsunuz? Ölürseniz şehit olacaksınız. İnsan şehit olacağı için, cennete gireceği için ağlar mı?’ diye azarlayan adam, şehadetin lezzetini iliklerine kadar hissetmiş, niye ağlayalım? Evinin enkazının üzerine oturmuş ‘Her şeyden önce ve bütün olanlara rağmen Elhamdülillah diyoruz. Bu evden tam 7 şehit Allah’ın rahmetine kavuştu. Yahudi düşmanımız bizden çok kişiyi öldürünce, korkup kararlılığımızın zayıflayacağını mı zannediyor? Asla teslim olmayız. Çünkü bu toprağın asıl sahibi biziz. Boşuna uğraşıyorlar, onlar saldırdıkça azmimiz daha da artıyor. Benim gibileri ürkütmek için bilerek çocukları hedef alıyorlar. Ama bilmedikleri bir şey var. Toprağını savunacak yeni nesiller doğacak ve daha güçlü olacağız inşallah. Rehavete kapılmayacağız ve çok yakında zafer bizim olacak Allah’ın izniyle’ diye kükreyen küçük çocuğun cesareti yeri göğü kuşatmışken niye gamlanalım?”

“MÜMİNLER KARDEŞTİR”

Derin, “Biz, günlerdir sayısız çocuk göz göre göre katledilirken, bütün dünyanın gözü önünde insan hakları ihlal edilirken ‘Bunlar zaten yıllar önce bize ihanet etmişlerdi. Arap değiller mi, hak ediyorlar. Oh olsun!’ diyen, Suriyelilere vatanlarından kaçtıkları için, Filistinlilere de vatanlarını savundukları için diş bileyen, insan olmayı becerememiş hilkat garibelerine üzülmeliyiz. Çocuk yahu, çocuk! Çocuğun ırkı olur mu, dili olur mu, dini olur mu?  Üzülüyoruz kardeşlerim. ‘Müminler kardeştir. Bir vücudun azaları gibidirler. O vücutta bir organ rahatsızlandığı zaman diğer organlar da ona yardım ederler’ ölçüsünü kavrayamamış müminler olarak üzülmeliyiz. Konuşmayı yeni öğrenmiş bir çocuğun ellerini Yaradan’a açıp sadece ‘Yarab! Yarab!’ diye dua ettiği bir dünyada, telefon başında sabahlayan fakat sabah namazını kılmadan yatan binamaz oğullarımız için üzülmeliyiz.  İsrail askerine meydan okuyan, korkusuzca hakikati yüzüne haykıran genç kızların yaşadığı bir dünyada, kombin yapacak kıyafet bulamadığı için surat asan, sevgilisinden ayrıldığı için gözyaşı döken kızlarımız için üzülmeliyiz” dedi.

Müslümanların şuurlandırılması gerektiğine dikkat çeken Derin, “Bizim asıl derdimiz kendi değerlerini, tarihini ve medeniyetini unutmuş, modernist zihniyetlerin esiri olmuş, tasavvurlarına ve hayat tarzına virüs bulaşmış Müslümanları şuurlandırmak olmalıdır. İslam topraklarında yaşam savaşı varken Hıristiyanların yılbaşı heyecanına ortak olamayız. Müslüman kardeşlerimizin üzerine bombalar yağarken, eğlenemeyiz. Kardeşlerimiz açlıktan ölürken, İslam Medeniyetinin tesis edildiği topraklardan, öz yurtlarından, vatanlarından kaçmak zorunda kalırken eğlenemeyiz. Ötede, ben hakkımı helal etmiyorum diyen kardeşlerimiz bizi beklerken, bizleri Allah’a şikayet eden çocuklar bizi beklerken, namuslarına el uzatıldığı ve yardım eden yok mu diyen feryatlarını duyduğumuz halde yardımına gitmediğimiz kadınlar bizi beklerken yılbaşı kutlandığı için memleketimizde üzülmeliyiz, ağlamalıyız, yalvarmalıyız” ifadesini kullandı.

 

01 Oca 2024 - 16:39 Malatya- Gündem

Mahreç  Türkan Yıldız Kaya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Malatya Busabah Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Malatya Busabah hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Malatya Busabah editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Malatya Busabah değil haberi geçen ajanstır.