DOLAR

13,4505$%1.05

EURO

15,3009%1.48

STERLİN

17,9772£%1.67

GRAM ALTIN

767,29%0,80

ÇEYREK ALTIN

12.243,42%0,08

BİTCOİN

760163฿%0.0261

Akşam Vakti a 17:14
Malatya AÇIK
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Whatsapp İhbar Hattı

ESKİ OTOBÜS ŞOFÖRLERİ-2

Çocukken ben de bizim otobüslerle Elazığ’a giderdim. Vabis marka araçların motoru önde olduğu için ön kısımda bir çıkıntı oluşmuştu. Onun için bu tip otobüslere burunlu denirdi. Motorun bir bölümü de şoförün yanına kadar uzanır ve üzeri kamufle edilirdi. İşte benim yerim bu motor kaputunun üzeriydi. Yol o kadar uzun gelirdi ki mola verme ihtiyacı doğardı. Kömürhan köprüsünün çıkışında “Veli Palas” denilen yerde yemek ve ihtiyaç molası verilir, yolcular burada yağlanmış eşkileme ekmeği, yağda yumurta, kavurma, tereyağı, bal gibi yiyecekleri yiyip yola öyle devam ederlerdi.

Hasbihan Et

ESKİ OTOBÜS ŞOFÖRLERİ-2

Çocukken ben de bizim otobüslerle Elazığ’a giderdim. Vabis marka araçların motoru önde olduğu için ön kısımda bir çıkıntı oluşmuştu. Onun için bu tip otobüslere burunlu denirdi. Motorun bir bölümü de şoförün yanına kadar uzanır ve üzeri kamufle edilirdi. İşte benim yerim bu motor kaputunun üzeriydi. Yol o kadar uzun gelirdi ki mola verme ihtiyacı doğardı. Kömürhan köprüsünün çıkışında “Veli Palas” denilen yerde yemek ve ihtiyaç molası verilir, yolcular burada yağlanmış eşkileme ekmeği, yağda yumurta, kavurma, tereyağı, bal gibi yiyecekleri yiyip yola öyle devam ederlerdi.

Yolcu bagajları şimdiki gibi otobüslerin alt kısmında değil, araçların üzerindeydi. Eski şoförler bu durumu sanki otobüsün üstünde bir otobüs daha var gibi diyerek izah ederlerdi. Bu ağırlıkla savrulmadan virajlara girmenin zorluğunu bir düşünün lütfen.

İşte bu yollarda tek şoför olarak çalışan Şahin Usta’nın sabaha karşı Kaman yakınlarında uykusu gelince müsait bir yere çeker ve durur. Yolculara uykusunun geldiğini ve biraz uyuması gerektiğini söyledikten sonra arkaya geçer ve yatar. Otobüste çıt çıkmaz çünkü ustanın uykusunu alması gerekmektedir. Konuşan biri olursa yolcular ikaz eder” ustayı rahatsız etme ki uykusunu alsın”.

Bir kaç saat sonra, Şahin Usta uykusunu alır, uyanır elini yüzünü yıkayıp, direksiyona geçer ve Ankara’ya doğru yola devam eder…

1950’li yıllarda Çayırağası firmasında muavinlik yapan daha sonra Kantarcı Turizmde Vabislerin şoförlüğünü yapacak olan Zibillik Yusuf lakaplı Yusuf Yalçın’ın anlattığı ilginç bir olayı nakledeyim:

“Fındıklı Toros ve Çayırağası firması rekabete girmişler ve fiyatları iyice düşürmüşlerdi. Bu firmalar için yol güzergahındaki ördek tabir edilen yolcuları toplamak kar açısından çok önemliydi. Bu yüzden hem hızlı gitmek hem de yolda durmamak çok önemliydi. Çünkü durunca rakip firma avantajlı duruma geçiyordu. Genelde Sürgü ve Erkenek de inecek yolcular olurdu. Bunlar için otobüs durmaz ancak yavaşlardı. Otobüs yavaşlayınca inecek yolcular arka kapıya gelir, ben de arka kapıyı açar ve ..ıçlarına bir dekmik vurur arabadan atardım”…

Öyle ilginç hikayeler vardır ki duyunca inanasınız gelmez. Yine bir Ankara seferinde, şoförümüz arka taraftan gelen bir koku hisseder. Muavini çağırır ve bir oda spreyi verir. “Oğlum arkada bir koku var, bu spreyi sık” der.

Muavin en arkadan başlayarak işe koyulur, bu arada kokunun kaynağını da araştırmakla meşguldür. Arka beşlide oturan bir vatandaş ayakkabılarını çıkarmış, bağdaş kurmuş ve evinde oturur gibi sere serpe oturmaktadır. Kokunun kaynağını bulan muavin, önce havaya doğru sıktığı spreyi bu kez o yolcunun üstüne doğru ve bol miktarda sıkar. Bunu gören yolcu safça şöyle der;

“Mavin beg, sen yanlış yapıyorsun, sen bizde bit mi var sanıyorsun” …

O zaman ki şoförlerin bir lakabı da “Usta” idi. Çünkü gerçekten usta idiler. Motor konusunda uzmanlardı. Yolda kalmak, tamirci çağırmak diye bir şey söz konusu olmazdı.

O imkânsızlıklar içinde öyle ilginç şeylerden yedek parça! yaparlardı şaşardınız. (Don lastiği, saç tokası, firkete, sigara jelatini ve içindeki alüminyumlu kağıt vs)

Bizim Çağa Sait diye bir şoförümüz vardı ve tek başına motor indirirdi.

O dönemler, yolcu ve şoför arasında değişik bir ilişki vardı. Yolda fıkralar anlatılır, sesi güzel yolcular şarkı söyler kısacası gülüşügünen neşe içinde bir yolculuk yapılırdı.

Zafer Turizm’in şoförlerinden, Hım hım Mamılo’nun başına İzmir seferinden dönerken bir olay gelir.

Afyon’dan sonra yol üçe ayrılmaktadır. Yolun biri Ankara’ya öteki Eskişehir istikametine gitmektedir. Düz gidildiğinde de yol sizi Sivrihisar’a götürmektedir.

Saat gece yarısına yaklaşmışken şoför Hım Hım Mamılo, Ankara yoluna dönecekken bir anlık dalgınlıkla Sivrihisar yoluna girer. İşin tuhafı kendiside yanlışlığın farkında değildir. Bir süre sonra Sivrihisar’ın caddelerinde bulur kendini ve karşısına Sivrihisar’ın kayalıkları çıkınca durur el frenini çeker ve yolculara dönerek; “Sayın yolcular, buraya kadar, maalesef yol bitti” der.

Yine Zafer Turizm’in efsanevi şoförlerinden Vedat Ezen’in başından geçen bir olayla noktayı koyalım;

“Düzce’de sahur yemeğini yedikten sonra yattım. Otobüsün uzun süre durduğunu hissettiğim için kalkıp yedek şoföre neden durduğumuzu sordum. Aldığım cevap ilginçti: “Herkes duruyu ben de duruyum usta.”

Otobüsten inip oradaki polise neden durduğumuzu sordum. Meğer aşırı yağış ve selden dolayı gidiş yolunun bir bölümü çökmüş, dolayısıyla İzmit-Hereke arası yol kapalıymış. Bir süre bekledikten sonra, direksiyona geçip otobüsü ters yöne çevirdim, İzmit tarafına doğru hareket ettim. Yalova yol ayrımının oralardan girilen eski bir yol vardı. Amacım o yoldan İstanbul’a ulaşmaktı. Daha doğrusu o kapalı olan yolu by- pass etmekti.

Zar zor eski yolu buldum, köylerin içinden geçerek amacıma ulaşıp İstanbul yoluna çıktım. Harem’e geldiğimde herkesin ağzı bir karış açık bana bakıyorlardı. Akşam tekrar yolcuları alıp Malatya’ya doğru yola çıktım. İzmit’e vardığımda araçlar hala bekliyordu. Beni görünce bu defa onlar şaşırdılar. Nereden geliyorsun sen diye hayretle sordular. İstanbul’dan geliyorum dediysem de inandıramadım. En son inanmazsanız yolculara sorun deyince inandılar.”

Eski şoförler gerçekten yaratıcı insanlardı…

Şu anda bu yazıyı okuyanların birçoğunun yolculuk ettiği, birçoğunuzun anısı olduğu, ismini duyunca anımsayacağınız, birçoğu rahmetli olan eski şoförlerimizi bir bir hatırlayalım.

“Çağa Sait”, “Kaşı beyaz Alaaddin”, “Arif Vaizoğlu”, “Halit  Çakır”, ”Zibillik Yusuf” (Yusuf Yalçın), “Topal Hacı”, “Kuşcu Sait”, “Kayseri’li Yılmaz” (Yılmaz Sertkaya), “Sarı Cemil”, “Kaymakam Memet” (Mehmet Şentürk), “Başaranlar’ın Tahsin”, Bayram usta ( Bayram Yiğitvar), “Çerkez Mahmut”, “Çerkez Ünver” (Ünver Öztürk), “Vahdet Usta”, “Sürgülü Şerif Usta”, “Hafız Mehmet”, “Şişko Mehmet” (Mehmet Gucur),  “Ali Barut”, “ Altın diş, (Vedat Ezen)”, “Şişko Bekir”, “Çomo Talip” (Talip Kocaer), “Gazocakçı Erol”, “Nihat Şenol”, Palolu Derviş, “Palolu Ramazan”(Ramazan Yıldız), “Veli Kalkan”, “Serkis Usta”, “Halime’nin oğlu” (Turan Kıllıer), “Toprakçı Memet”, “Reo Hacı” (Hacı İkiz), “Çırmığhtılı Metin”, “Kayseri’li Yavuz” (Yavuz Sertkaya), “Patlak Hüseyin “, “Hım Hım Mamılo”, “Gavur Ahmet” (Ahmet Tuncay), “Ruşen Tuncay”, “Ganbur Memet”, “Vahit Barut”, “Havlucu Şahin”, “Çelikhanlı Ali”, “Pehlivan İsmet” (İsmet Sağlam), ”Hüseyin Kalkan”, “Topal Adil”, “Nahit Barut”, “Vahap Danacı”, “Pala Vahap”, ”Aşağışeherli Sami”,(Sami Süzer) “Palolu Mehmet Ateş”, “Bozo Musa”, “Holo Mehmet”, “Efe Memet”, “Çağa Mamo”, “Amerikalı Memet”, “Kıro Vedat”, “Topal Memet”, “Efendi Mustafa”, Sürgülü Celal”, “Vahdettin Gönüllüoğlu”, Kırşeherli Hacı Ahmet, “Efe dayının oğlu Faruk”, “Aşağışeherli Kemal”( Kemal Mutlu), “Dursun Kutlu”, Ali Çolak”, “Hacı Tural”, “Hırnikli Kadir”, “Hüseyin Kurnaz.”

Bir de anılması gereken meşakkatli yolculukların çilekeş muavinleri vardı. O yıllarda bunların çoğu okuma yazma bilmedikleri için ehliyet alma şansı bulamamış yaşı da bir hayli geçkin insanlardı. “Kel Hasen, Tacettin dayı” ve Elazığa, Elazığa nidaları şehri titreten, aldığı iki açık ekmeği dürüm yapıp üçüncü ekmeğe katık eden! “Gorel” bunların başlıcalarıydı…

Her ne kadar meşakkatli olsa da sanırım içinden dağların, tepelerin, nehirlerin, göllerin, ovaların, geçtiği hiç bitmeyecekmiş gibi kıvrılan yolların olduğu, en çok da bu yollarda kurduğumuz hayallerin gerçeğe yaklaştığı uzun yolculukları özlemişim.

Zaten yaşam da uzun bir yol hikâyesi değil mi?

Selam olsun bu yol hikâyesinin kahramanlarına…

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

PASTIRMA YAZI

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.