DOLAR

8,8670$%1.19

EURO

10,4799%1.21

STERLİN

12,1977£%0.97

GRAM ALTIN

499,05%1,70

ÇEYREK ALTIN

7.943,15%2,10

BİTCOİN

377902฿%2.53843

İkindi Vakti a 15:48
Malatya AÇIK 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Whatsapp İhbar Hattı

ESKİ KONAKLARDA GEÇMİŞE YOLCULUK

Hasbihan Et

Malatya’nın Geleneksel Evleri hakkında BUSABAH gazetesine konuşan Yazar Atilla Kantarcı da geleneksel evlerden biri olan İstanbulluoğlu Konağında çocukluğunu geçirmiştir. Eski konaklar ile ilgili önemli kesitler paylaşan Kantarcı,

Malatya’da geleneksel evlerimiz tek katlı ya da iki katlı plan üzerine yapılırdı. Az da olsa 3 katlı konaklara da rastlanırdı. İstanbuloğlu Konağı gibi. Geleneksel mimarimizin en seçkin örneklerinden olan ayını zamanda çocukluğumun da geçtiği 1919 yılında yapımına başlanan İstanbulluoğlu Konağı’ndan bazı kesitler sunmak istiyorum. Bu vesileyle evlerimizi de anlatmış olurum dite düşünüyorum. 60 yılların sonuna dek ev denilen mekânlar öylesine bir dünyaydı ki insanlar, ihtiyaç duydukları her şeyle birlikte yaşarlardı. Atlar, eşekler, katırlar, tavuklar, köpekler, kediler, o evin dünyası içinde ve evin küfleti addedilirdi. Kısacası hayvansız, ahırsız, avlusuz, bahçesiz, kuyusuz, su damsız, eyvansız, hıznasız ev düşünülemezdi

dedi.


GELENEKSEL MALATYA EVLERİ

Çocukluğunun geçtiği İstanbulluoğlu Konağını özlemle yâd eden Yazar Kantarcı,

Malatya’da geleneksel evlerimiz tek katlı ya da iki katlı plan üzerine yapılırdı. Az da olsa 3 katlı konaklara da rastlanırdı. İstanbuloğlu Konağı gibi. Geleneksel mimarimizin en seçkin örneklerinden olan ayını zamanda çocukluğumun da geçtiği 1919 yılında yapımına başlanan İstanbulluoğlu Konağı’ndan bazı kesitler sunmak istiyorum. Bu vesileyle evlerimizi de anlatmış olurum dite düşünüyorum. 60 yılların sonuna dek ev denilen mekânlar öylesine bir dünyaydı ki insanlar, ihtiyaç duydukları her şeyle birlikte yaşarlardı. Atlar, eşekler, katırlar, tavuklar, köpekler, kediler, o evin dünyası içinde ve evin küfleti addedilirdi. Kısacası hayvansız, ahırsız, avlusuz, bahçesiz, kuyusuz, su damsız, eyvansız, hıznasız ev düşünülemezdi. Çocukken duvar yapımı ile ilgili konuşmalar geçtiğinde ‘anaç’, ’kuzu’ gibi sözcükler duyar ve bunların ne olduğunu merak ederdim. Bu sözcüklerin yapı malzemesi olduğunu çok sonradan öğrenecektim. Konakta yapı malzemesi olarak kesme taş, kerpiç ve ahşabın kullanıldığını, duvarların 80 santim enine ‘anaç’ denilen ve 40 santim enine ‘kuzu’ denilen toprak ile saman karıştırılarak hazırlanan kerpiç olduğunu, bu kalınlıkta kullanılan kerpicin yapıya aynı zamanda iyi bir izolasyon sağladığını, kışın sıcak yazın serin bir ortam yarattığını da çok sonradan öğrenecektim

ifadelerini kullandı.

“SELAMLIK VEYA ‘BAŞODA”

Konağın en önemli odalarından Başoda da misafirlerin ağırlandığını ifade eden Atilla Kantarcı,

Konağın iç oda bölümünün duvarları genelde tek kuzu ve tek anaç üzerine örülmüştü. Duvarları bağlayan ahşap hatılların arası kerpiç ile doldurulmuştu. Kerpiç duvarlar içten ve dıştan çamurla sıvanmış, beyaz kireç ve badana ile boyanmıştı. Konağın temeli 1-1,5 metre yükseltilerek itinalı taş işçiliği ve derzleriyle cephede dikkati çeken bir görüntü arz ederdi. Evin reisinin günlük zamanını geçirdiği, misafir ağırladığı ‘Selamlık’ veya ‘Başoda’ denilen büyükçe bir oda vardı. Başoda evin en seçkin bölgesinde yer almaktaydı. Bu sekilerin üzeri halı, yastık ve minderlerle süslenmişti. Gusülhane ve hamamlıklar bu sekilerin içine gizlenmişti

diye konuştu. 

Yazar Atilla Kantarcı Başoda ile ilgili sözlerine şöyle devam etti:

Dedemin odası yani başodada muhteşem işçilikli bronz mangal ve etrafında toplanıp sohbet eden misafirlerin mutluluğu hala gözlerimin önündedir. Sigara içmeyene erkek gözüyle bakılmadığı için genelde herkes sigara içer ve başoda tilki damına dönerdi. Dumandan göz gözü görmezdi. Biz çocukların sohbeti kaçırmamak adına bu dumanlı ortamda nasıl durduğumuzu hala çözemiyorum.  Bu odada misafirsiz gün geçtiğini hatırlamıyorum. Her gelen misafire mutlaka yemek ikramı yapılır, akşama yakın gelenlerde mutlaka yatıya kalırdı. Eli öpülesi büyüklerimiz bu kadar işin altından nasıl kalkarlardı hala anlamış değilim.

Hemen her evin avlusunda kare şeklinde havuzların bulunduğunu söyleyen Kantarcı,

Konağın gerektiğinde hayvanların da rahat girmesi için düşünülen devasa dış kapısı, kemerli kapı olup kapının üzerinde ışık alabilmesi için ışıklık pencereli olarak dizayn edilmişti. Sokak kapısından önce avluya (hayat veya havlu) adım atılmış olurdu. Üst katın ahşap korkuluklu balkonu da bu avluya bakardı. Evin hanımları dışarıdan görülmeyen bu mekânlarda rahatlıkla oturabilir, işlerini yapar ve misafir ağırlarlardı. Avlusu olan evlerin çoğunda kare formunda havuz bulunurdu

kelimelerine yer verdi.

Yazar Atilla Kantarcı Geleneksel Malatya Evleri’nde bulunan diğer kısımları şu cümlelerle anlattı:

AVLU VEYA HAVLU (HAYAT)

Malatya evlerinde avlu, sıcak havalarda günlük işlerin yapıldığı, kışlık erzakların hazırlandığı açık mekânlardı. Malatya evlerinde yer alan avluların zeminleri taş kaplamaydı. Tandır, kuyu, çeşme, havuz, ocak gibi öğelerin bulunduğu avlular, evin en renkli ve fonksiyonel bölümleriydi. Kuyu ya da havuzun varlığı avlı için aynı zamanda bir serinlik kaynağıydı. O yıllarda buzdolabının olmadığı yıllardı. O yüzden çabuk soğutulması gereken karpuz, kavun, üzüm gibi meyveler havuza atılarak soğutulurdu. Ya da kuyuya bir sepet içinde et sarkıtılır, serinlikte bozulmadan kalırdı. Kuyular mutlaka kapaklı olurdu. Taş, tahta, mermer, demir kapaklar evdeki çocukların hatta bazen büyüklerin kuyuya düşmesi önlenmiş olurdu.

EYVAN

Evin zemin katında yazın oturulan, üzeri kapalı, konumuna göre bir, iki veya üç yönlü bahçeye veya avluya açılan, dış mekândan korkuluk veya kafes ile ayrılan dikdörtgen konumlu mekânlardı.

HIZNA

Evin kışlık erzaklarının saklandığı, penceresiz ya da küçük mazgal penceresi bulunan bölümdü. Genellikle zemin katta yer alırdı. Ahşaptan yapılmış, içerisinde bulgur, un gibi erzakların saklandığı zahire ambarları burada bulunurdu. Zahire ve kışlık yiyecekler, hıznanın serin bir yerinde muhafaza edilirdi.

CİHANNÜMA

Evlerin en üst katında yer almaları nedeniyle bol ışıklı ve havadar mekânlardır.

SOFA

Geleneksel Malatya evinde sofa, bütün ailenin bir araya geldiği, evin merkezi konumunda olan ortak kullanıma açık bir bölümdür. Hem oturmak için hem de geçiş alanı olarak kullanılan bir mekândı.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Malatya’da 18 kişi vefat etti

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.