DOLAR

17,2464$% 1.57

EURO

17,6208% 0.85

STERLİN

20,6090£% 1.34

GRAM ALTIN

975,80%1,37

ÇEYREK ALTIN

1.606,00%0,31

BİTCOİN

347286฿%3.49375

İkindi Vakti a 16:30
Malatya AÇIK 27°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Whatsapp İhbar Hattı

DEVLETİN ÇABASI MİLLETİN SABRIYLA

Kıymetli hemşerilerim, ildaşlarım, arkadaşlarım.

Hasbihan Et

Sevgili okuyucularım, nasılsınız?

Pandemiyi yendik.

Hayali güç günlere kavuştuk.

Şükür kavuşturana…

Ev yaşamımız, iş yaşamımız, sosyal yaşamımız görülmedik, yaşanmadık bir şekil aldı.

Rahmetli annem sık sık, “Ya Rabbim, götürdüğümüz kadar verme!” diye dua ederdi.

Hakikaten, insan kitapların yazmadığı vakalarla karşılaşır.

Allah’ım kimseye vermesin, eşini çocuklarını bir kazada kaybeder ama yine yaşar, götürür!

Hani derler ya, “Hayat devam eder.”

Evet, toplum olarak, insanlık olarak pandemiye yenilmedik.

Şükür ayaktayız.

Ama canını, candaşını kaybedenlerimiz oldu.

Hem de çok.

Cenazelerine bile gidemedik.

Allah mekanlarını cennet eylesin; yakınlarına sabırlar versin, acısını unuttursun inşallah.

Dün akşam, Baro’muzun bir etkinliğinde, koronadan yitirdiğimiz, Eski Belediye Başkanımız Av. Seyhan Semerci’nin emaneti, sevgili eşi Şahika hanımla bir süre oturduk.

Baro’muzun iftarında da aynı masada oturmuştuk.

Eşim yanına gitti. “Ağa nerede? Seyhan çok severdi Selahattin Beyi” demiş.

Gidecektim zaten. Hemen gittim. Oturduk.

Eskiden oturduğumuzda Seyhan abi de olurdu.

Kızı, torunu yanındaydı.

Konuştukça, sessiz sessiz hepimizin gözüne yaş indi…

Bu illet, zengin fakir demedi,yaşlı genç demedi gerçekten, aldı götürdü.

Koskoca insanlar, koskoca profesörler zerrecik virüsün elinden yok oldu.

Allah başka acılar vermesin, bununla koysun inşallah!

Ben bu süreçte açık ve net olarak Devlet’imizin hep imrenip gıpta ettiğimiz Avrupa’nın çağdaş devletleri gibi, hatta onlardan daha da iyi olduğunu gördüm.

Hani eskiden, belediye çalışanları rögar kapağını kapatmadan savuşur gider, ertesi gün bir insanımız düşer ölür, “Şu ihmalkarlığa bak!” der, ah vah ederdik.

Kar yağar, yol kapanır, cankurtaran gidemez kadıncağız doğumda ölür, ocaklar sönerdi.

Deprem olur devletin eli ayağı tutulur,bir adım atmazdı.

Çocuklar, camı kırık, penceresi kapanmayan, sobası yanmayan, kaloriferi olmayan yüz kişilik buz gibi sınıflarda okurdu!

Öğretecek üşürdü, öğrenecek üşürdü, donardı…

Derdim ki, “Eğitim-öğretim bir ülkenin gelişip kalkınmasında önemli ve de soğuk ortamdaişlenen dersin anlaşılması zorsa, bizim eğitim de boş; amacına ulaşamaz!”

Futbol sahalarımız, stadyumlar toprak, tribünler açıktı.

Bir gün, Eski Belediye Başkanımız Naci Şavata Abiyle televizyona çıkmıştık.

“Belediyenin, Thames marka bir arazözü vardı. Yazın öğleden sonraları, caddeye çıkar, yolları sulardı.

İnsanlar ıslanmamak için oraya buraya kaçışsa da, bayram ederdi.” dedim.

Naci Abi, “Heee! En böyük hizmet oydu” diye karşılık verdi.

Eskiden Devlet’imiz yerinde sayıyor, bir milim ileriye gidemiyordu.

Sanki, emperyalist ağaları, “Yerinde say!” diye komut vermişti.

Sonra, son on, on beş yıl emperyalist ağababaların eli kolu kısaltıldı, Milletimiz nefes aldı da, Devletine “İleri! Marş!” komutu verdi.

Evet, millet devletine komuta etti ve “İleri! Marş” komutu verdi.

Ve bana, Nazım Hikmet’in, 1961 Küba Komünist Devriminden duyduğu mutluluküzerine Ressam Abidin Dino’ya hitaben yazdığı ve‘Sen mutluluğun resmini yapabilir misin üstat’ adlı şiirinin  “çok şükür çok şükür bugünü de gördüm ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstat ”dizelerini hatırlattı.

Evet, Nazım Hikmet, Castro’nun Küba Devrimi için mutlu olup (enternasyonal olduğu için), “Çok şükür, çok şükür ölsem gam yemem gayrı!” diyor, ben (milli olduğum için) Erdoğan’ın Türkiye Devrimi için diyorum.

Şu hemen aklıma gelenlere bakıp da, nasıl, “Çok şükür!” demeyeyim?

Hasankeyf’te, Ilısu Barajı sularında kalmasın diye ünlü Er-Rızık Camisi, 1700 tonluk gövdesiyle, krikolarla kaldırılarak, 262 tekerlekli bir düzleme sabitlenip, üç yüz çalışanın eşliğinde, dört saatte iki kilometre ötedeki yeni yerine taşınıyor…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, daha nice tarihi yapıları tekerlekli araçlarla taşıyarak su altında kalmaktan kurtarıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığımız, son 16 yılda çeşitli şekillerde yurt dışına çıkmış dört bin beş yüz, dile kolay 4 bin beş yüz eseri, ajanlarıyla yerlerini buluyor, kiminin parasını ödüyor, kimini dava açıp kazanarakyurda getiriyor.

HakkariYüksekova’daevinde mahsur hasta, gece yarısı kardan kapanan köy yolu açılıp, hastaneye yetiştiriliyor…

Kışın kardan buzdan yolda kalan araçların içindeki vatandaşlarımıza yemek paketleri dağıtılıyor…

Ölümcül bebek Darende’mizden helikopter cankurtaranla Malatya’ya, hastaneye getirilip hayatı kurtarılıyor…

Ambulans uçağımızla yurt dışındakihasta vatandaşlarımız Türkiye hastanelerine, Türk doktorlarına getiriliyor.

Malatya’nın bütün köy yolları asfalt yapılıyor, çöp konteynırları, otobüs durakları, yol tabelaları konuluyor.

Işıl ışıl köprüler yapılıyor Malatya’ya, Türkiye’nin her iline, ilçesine, tüneller açılıyor aydınlık.

Yollar kısalıyor, zamandan kazanılıyor, yakıttan kazanılıyor, kazalar azalıyor, ölümler, yaralanmalar azalıyor.

Bu milletin çocukları zevkle yapılmış, yalıtımlı, doğalgazla ısınan sımsıcak, yirmi kişilik dersliklerde ders yapıyor, okuyor, bilimde, teknolojide dünya birincilikleri alıyor.

Kitap, defter parasını biriktirmek için yazın çalışıp, sakız satıp, tarlada çalışıp para biriktirmiyor. Okuluna gittiğinde kitaplarını, notebooklarını önünde buluyor, kara tahtalar beyaza, akıllı tahtalara dönüşüyor.

Ben şimdi bu olağandışı(!) gelişmelere bakıp da, olan bitene nasıl, Türkiye Devrimi demem?

Ondandır Türkiye’yi eskiye döndürme planları, ittifakları.

ABD’li Joe Biden, “Türkiye’de muhalefete yardım edip, Erdoğan ve Ak Parti iktidarını devireceğiz.” demişti ya, o yardımlarla ve direktiflerle hareket eden liderler, partiler olabilir ama Türk Milleti onlara kanmayacak, yanlarında olmayacaktır.

Şunu da ekleyeyim, birbirinin parçası çünkü Türkiye, bu acayip, bu anormal pahalılığı da pandemi gibi defedecektir.

Bu kadar işleri başaran bir iktidar, nerede hata yaptığını göremeyecek, pahalılığı gideremeyecek de başkası mı giderebilecektir?

Devletin çabası, milletin uyanıklığı, sabrı ve güveniyle pahalılık da geçecek, milletimiz Türkiye’nin önünün kesilmesine asla müsaade etmeyecektir.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

MALATYA’DA FUTBOL ANLAYIŞI

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.