DOLAR

9,2914$%0.31

EURO

10,7686%0.17

STERLİN

12,7661£%0.09

GRAM ALTIN

525,79%-0,09

ÇEYREK ALTIN

8.390,77%-1,14

BİTCOİN

566488฿%-0.29561

İkindi Vakti a 15:22
Malatya AZ BULUTLU 17°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Whatsapp İhbar Hattı

Deprem Kendini Hatırlattı

Hasbihan Et
Büyütmek için resme tıklayın

Birinci derecede deprem kuşağı ve Doğu Anadolu fay hattı üzerinde bulunan Malatya, 24 Ocak’ta yıkıcı depremin etkilerini görmüş, depremde can ve mal kaybı yaşanmıştı. Depremde hasarı en aza indirgemek için yapıların deprem koşullarına göre yapılmasını söyleyen TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Malatya Temsilcisi Bedir Özten, 

Mevcut bilim ve teknoloji ile depremin olası meydana gelebileceği yerler ve maksimum büyüklük tahmin edilebilir fakat zamanı tespit edilemez. Yapılarımızı buna göre dizayn edip, deprem anında yapısal ve yapısal olmayan hasarların oluşmaması için çaba sarf etmeliyiz

dedi. 

Geçtiğimiz günlere Elazığ ve Bingöl’de yaşanan depremlerin Malatya’yı da tedirgin ettiğini ifade eden Özten, 

Son zamanlarda bölgemizde meydana gelen orta büyüklükteki depremler halkımızı tedirgin etti. İnşaat Mühendisleri Odası olarak her zaman yapmış olduğumuz tekrar niteliğindeki açıklamalardan birini daha yapacağız. Ülkemizi daha yaşanabilir hale getirmek için yaşadığımız coğrafyanın gerçeklerini bilimin imkânları ölçüsünde bilmek zorundayız. Bu gerçeklerin bir konusu da doğal afetlerdir. Doğal afetler içerisinde en çok can ve mal kaybına neden olan depremdir. Deprem yer hareketleri ile ilgili olduğundan, ülke topraklarının tamamının jeolojik yapısının haritasını metrekaresine kadar çıkarıp, depremde en tehlikeli olan fay, alüvyon ve sıvılaşmaya müsait zeminler gibi bilgileri edinerek alt ve üst yapıyı bu bilgiler ışığı altında projelendirmemiz gerekir

ifadelerini kullandı.


“DEVLET KURULUŞLARI SÜBVANSE ETMELİDİR”

Afet riski taşıyan alanların belirlenip yapıların da deprem riski tehlikesini ez aza indirgeyecek şekilde yapılmasının altını çizen Özten, politik hırs ve çıkarlar doğrultusunda yapılan yapıların ülkeye zarar verdiğini belirtti. Bedir Özten, 

Afet riski altındaki alanları (deprem, sel, heyelan, çığ, tsunami gibi) belirleyip çevre düzeni planlarımızı ve buna bağlı olarak imar planlarını revize etmeliyiz. Afet riski altındaki alanları belirleyebilmemiz için coğrafyamızın jeolojik, yağış, heyelan, çığ gibi haritalarının hazırlanması gerekir. Bunlar göz önünde bulundurulmadan yapılan yapılardan (bina, baraj, karayolu, demiryolu, köprü ve tüneller gibi) dolayı ne yazık ki can ve mal kaybına neden oluyor. Bilimsellikten uzak politik hırs ve çıkarlar doğrultusunda yapılan, liyakat sahibi olmayan kişi ve guruplar tarafından yapılan, proje ve uygulamaları ülkemize zarar veriyor. Riskli yapıların belirlenmesinin maliyetini düşürmeliyiz gerekirse ilgili devlet kuruluşları sübvanse etmelidir

diye konuştu.

Ekonomik kaynaklar ölçüsünde bu dönüşümü bir program dâhilinde hızlı bir şekilde yapmalıyız” diyen Özten, “Kentsel dönüşüm rant değil ulusal afet politikası mantığı ile yapılmalı. Söylendiği gibi bir devletin kaderi coğrafyasıdır, bu coğrafyada daha mutlu olabilmek için (bir başka değişle toplumsal acıları azaltmak için) eldeki imkânları maksimum seviyede kullanmalıyız. Ulusal afet politikamızın en başında afet öncesi sırası ve sonrası eğitiminin, yaygın ve örgün eğitimin anaokulundan başlayıp lise bitimine kadar en önemli ders olarak verilerek afet bilinci olan bir toplum meydana getirmek olmalıdır

ifadelerini kullandı.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Malatya Temsilcisi Bedir Özten, geçmiş yıllarda yaşanan depremlerin etkilerini anlattı ve sözlerine şöyle devam etti:

Doğu Anadolu fay hattında Son yaşadığımız can ve mal kaybına neden olan 24 Ocak 2020 Sivrice depremi ve 4-5 Şubat 2020 Van çığ felaketinde afetle ilgili kuruluşlarımızın ne kadar yetersiz olduklarını yeniden gördük. Bu kuruluşları her afetten sonra eksiklerini ve yanlışlarını tespit ederek özeleştiri ve ders çıkararak kendilerini geliştirmeleri sağlanmalıdır. Şimdiye kadar uyguladığımız bir an önce topluma unutturup, örtbas etme afet politikasından vaz geçmeliyiz.  1999 Marmara depremlerinin üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen geldiğimiz nokta ortada.

“YETKİN MÜHENDİSLER TARAFINDAN YAPILMALI”

İnşa edilecek yapıların işi bilen uzman kişilerce yapılması gerektiğini ifade eden Özten,

Yapıların  (bina, köprü, karayolu, demiryolu, tünel, su yapıları gibi) uygulama projelerini uzman ve yetkin mühendisler tarafından hazırlanmasını sağlamalıyız. Projenin uygulama aşamasında yapılan imalatlar kalifiye eleman, uzman ve yetkin mühendisler tarafından yapılmalı. Uzman ve yetkin mühendislik uygulamasına biran önce geçmeliyiz. Yapılarda çalışan kalfa, usta gibi elemanların sertifikalı olması için çalışmalar yapmalıyız, meslek ve sanat okullarını güçlendirip yaygınlaştırmalıyız

sözlerini kaydetti.

Uzman kişilerin yetiştirilmesi konusunda titizce davranılmasını ve liyakat sahibi olanların ilgili projelerde yer almasının önemli olduğuna değinen Bedir Özten,

Mühendislik lisans eğitiminde öğrenci belirlemede seçici olmalıyız, nitelikli mühendisler yetiştirmeliyiz. Lisans eğitiminden sonra uzman ve yetkin mühendislik uygulamasını yapmalıyız. Yapı denetim sistemini revize edip, uzman ve yetkin mühendislik şartını getirilmeli.  İlgili Kamu kuruluşlarında uzman ve yetkin mühendisliğe göre liyakat belirlenmeli uygulama projelerinde seçilen yapı malzemelerine ulaşımın kolaylığı sağlanmalı. Sigorta sistemi geliştirilmeli

diye konuştu.

“BETON KALİTESİ İSTENEN SEVİYELERE ÇIKTI”

Malatya’da 1990 yıllarında kullanılan betonarme yapının mukavemetinin zayıf olduğunu ancak İnşaat Mühendisleri Odası Malatya Temsilciliği’nin çalışmalarıyla 1997 yılında beton kalitesinin istenilen seviyeye geldiğini söyleyen Özten, 

Malatya Kent merkezimizde 1995 yılına kadar beton ve betonarme yapımında tüvenan (ocak da herhangi bir işlem görmemiş karışık ve kirli kum – çakıl) malzeme kullanılırdı. İnşaat mühendisleri olarak statik betonarme uygulama projesinde seçilen betonun mukavemetini sağlamak oldukça zordu. 1995 yılında odamızın ve Malatya valiliğinin girişimleriyle kum-çakıl ocak işletmecilerinin yıkama eleme tesisleri kurmaları sağlandı ve böylelikle beton kalitesi arttırıldı. 1997 yılında hazır beton tesislerinin kurulmasıyla beton kalitesi istenen seviyelere çıktı. Betonarme çeliğinin ve beton denetimini sağlamak amacı ile odamızın çabaları ile Malatya Belediyesine laboratuvar ve denetleme ekibi kurduruldu. İnşaat Mühendisleri Odası Malatya Temsilciliği olarak 1990-2013 yılları arası proje denetim  (proje vize) hizmeti verdik. Yapı denetim sistemi uygulama tarihine kadar Malatya Belediyesinin donatı vizesi yapmasını sağladık

dedi.                                           

Kırsalda yaşayan vatandaşların kendilerince yaptıkları evlerin ruhsatsız olduğuna değinen Özten, 

Kırsal da vatandaşa gerekli olan tarım ve hayvancılığa uygun binayı ruhsatlı yapmak oldukça zor, vatandaş binasını ruhsatsız olarak yapmak zorunda kalıyor. Bu bölgede fiili yapılaşma binalar tarım arazilerinin içinde ve genellikle temel alanı 150-200 metrekare zemin katı depo ve 1.katı konut olarak yapılmış. Yasa ve yönetmelikler bunların ruhsatlı yapılmasına ya uygun değil (tarım kurulundan izin alamamak gibi) ya da çok maliyetli (mevzi imar planı, zemin etüdü ve proje maliyetleri gibi) olduğundan. Ticari yapılaşma dışında fiili duruma uygun olan yapılaşmayı ruhsatlı yapılması için yasa ve yönetmelikler kolaylaştırıcı olarak yeniden düzenlenmeli. Ülkemizdeki yapılaşma halkımızın güvenini sağlanacak şekilde dönüştürülmeli, orta büyüklükteki depremlerde bile tedirgin olan insanımızın bu psikolojiden kurtarılması gerekir. Mevcut bilim ve teknoloji ile depremin olası meydana gelebileceği yerler ve maksimum büyüklük tahmin edilebilir fakat zamanı tespit edilemez.  Yapılarımızı buna göre dizayn edip, deprem anında yapısal ve yapısal olmayan hasarların oluşmaması için çaba sarf etmeliyiz

ifadelerine yer verdi.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Şehit Fevzi’nin ihalesi bugün yapılıyor

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.