DOLAR

13,4307$%0.87

EURO

15,2971%1.4

STERLİN

17,9706£%1.6

GRAM ALTIN

770,19%1,18

ÇEYREK ALTIN

12.279,47%0,56

BİTCOİN

759459฿%-0.7994

Akşam Vakti a 17:14
Malatya AÇIK
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Whatsapp İhbar Hattı

BİR KORNA SELAMI ÇAKTIM!

Aracımı kimseye zarar vermeyecek bir yere koydum, arka

Hasbihan Et

BİR KORNA SELAMI ÇAKTIM!

Aracımı kimseye zarar vermeyecek bir yere koydum, arka tekerine de ne olur olmaz diye bir taş sıkıştırdım.

Tam bir saatte indim baraj kıyısına.

Ama ne iniş…

Hep derim ki ‘çok büyükler’ yakındaymış gibi görünür; gidersin gidersin bir bakarsın ki bir arpa boyu yaklaşmışsın!

İnsan da öyle, dağ da öyle, baraj kıyısı da…

Baraja inerken diyorsun ki geldim, az kaldı…

Önündeki basamağın tam sonuna geliyorsun, daha derinde bir iniş yüzeyi çıkıyor karşına. Böyle böyle çok ‘iniş takımları’, çok uzun, eğik yüzeyler çıkıyor baktığın aşağılarda yoluna.

Kimi zaman, iki metrelik iniş için olmadık emek, zaman harcandığı oluyor. Ayağını basana değin, adımını atana değin çok sınama yaparsın. Çünkü bedeli çok ağır olabilir, olabilir değil olur. Öyle, ‘akıllı dereyi dolanana dek deli köprüyü geçermiş.’ sözündeki ‘deli’ olmayacaksın, ‘akıllı’ olacaksın.

Bastığın yeri bileceksin, tuttuğun dalı bileceksin.

Taş mı, toprak mı, altı dolu mu, boş mu, yerleşik mi, sağlam mı, çürük mü, eğer belli olmuyorsa daha önlemli olacaksın.

Kimi inişlerde hep çıkışı düşünürsün, ‘dönüşüm nasıl olacak, nasıl çıkacağım buradan geldiğim yola.’ diye.

Çıkışlar, bacakların kaslıysa, dizlerin dermanlıysa inişten daha kolay olabilir…

Çıkışa geçtikten sonra bir süre ilerlemeden ardına bakmayacaksın, dönüp aşağıya bakmayacaksın, kararlılıkla tırmanacaksın.

Belirli bir zaman geçince de dönüp ne kadar çıkmışsın diye gönül rahatlığıyla bakacaksın derinliklere doğru. Ne kadar yükseldiğini görüp mutlanacaksın… Bu bakışlar belirli aralıklarla yinelenecek ve her bakışta yükselme başarınla daha da güven ve umut dolacaksın. Savaşımın kolaylaşacak.

Böyle durumlarda ileri bakmaktan çok geriye bakıp aldığın yolu görmek daha yararlı olur, aşka gelirsin. Ama kısa mesafe koşucuları artlarına bakarak zaman yitirmezler, hep önlerine bakarlar.

Bundan yedi sene önce, eylül’ün on yedisi pazar günü, yine böyle zorlu bir iniş, çıkış yaşadım.

Varış noktasına yakın bir yerde bir katırın yayıldığını gördüm uzaktan fotoğrafını çektim. Akşam karanlığı yamaca vurmuş barajın maviliği görülse de bile, kara kararmaya yüz tutmuştu.

O arada yamacın bir yerine çömelmiş bir insan karartısı fark ettim ona doğru ilerledim. Yaklaşınca,

-Selamünaleyküm dedim.

Bu, ‘ben dostum, aklından kötü şeyler geçmesin’ gibi bir anlam salıyor.

-Aleykümselam dedi.

Bir genç köylüydü. Katırı bırakmış yayılıyor. O da çömelmiş baraja, koyağa, karşı dağlara bakıyordu. Ben yaklaşınca, yerinden kalktı, iki elinin arasında tabakası, yine iki elinin parmaklarıyla sigara sararak geldi.

-Hayırdır..

-Hayır, hayır, balık tutmak, gezmek için.

-Haberimiz olsaydı yardımcı olurduk, seninle gezerdik.

-Yardımcı olacak bir şey yok, ben buraları bilirim sağolasın…

Tokalaşıp ayrıldım.

Ayrılıp beş dakika kadar çıkmamla çok mutlu bir sürprizle karşılaştım: Ana yola çıkmıştım. Sürpriz olan şuydu: Çıkarken gördüğüm yol çizgisini yan yollardan biri sanıyordum, meğer asıl yolmuş.

Araba çok uzakta kalmıştı, onu düşünen kim, düz yolda yürümekte ne var. Bir buçuk, iki kilometre yürüdükten sonra arabanın yanına vardım.

Orada bir başka köylü vardı. Sepetli motorunun üzerindeki bir bidonu bağlamaya çalışıyordu. Beni görünce kafasını kaldırdı, selamlaştık.

Yanıma geldi.

Ak sakallıydı ama dinçti.

İstanbul’dan geldiğini, orada oturduğunu söyledi.

Benim barajın kıyısından geldiğimi öğrenince şaştı.

Yolun, uçurum kenarına yaklaşıp aşağı, baraja baktı, baktı geldi.

-Ben yirmi ki senedir buradayım bir defa olsun inmedim…

-Biz bu arabayı merak ettik, acaba arızalandı mı diye.

Kale ilçesi ile Doğanyol ilçesini bağlayan yamaç yolun kenarlarına mucur yığılmıştı.

-Asfalt mı olacak?

-He, asfalt olacak.

-Çok iyi olur.

-Şimdiye dek çoktan yapılmalıydı, çok geç kaldı.

-Burası Ak Parti’ye en çok oy veren yer yapsınlar artık.

-Ben AKP’li değilim.

-Saadetlisin öyleyse.

-Sadetliyim, sadetli.

-Ben de CHP’liyim, sizden önemli bir kişiyi, Bekarığlu’nu aldık deyince,

-O, ajan, Amerikan ajanı demez mi…

-Nerden biliyorsun?

-Biliyorum, onu çok iyi tanıyorum.

-Kemal efendi onunla ne yapacak bakayım…

Çok kesin konuşuyordu.

Orada görünen tek tük eve bakarak,

-Köpek var mı bu evlerde?

-Köpek yok ama kurt var. Ben aha burada bir kurt gördüm. Ama insana birşey yapmıyorlar.

-Karınları tok demek ki…

-Kurt çok burada, geyik de çok, ben görmedim ama görenler var hem de yirmi otuzlu sürülerle geziyorlar dedi.

-Ne güzel dedim…

Zaman daralmış, yaz karanlığı çökmüştü ortama. Telefonum da iki de bir çalıyordu,

-Neredesin, yola çıktın mı?…diye.

Tokalaşıp arabaya bindim, motoru çalıştırdım, koyağa, baraja, dağlara, kurtlara ve geyiklere doğru bir korna selamı çakıp ayrıldım.

Ver elini evim…

GÜLE GÜLE YÖNETİM

  1. Yönetim sezon sonu, para eden oyıncularını sattı.
  2. “Dikkat çekerse satar para kazanırım” diyerek ordanburdan ucuz, isimsiz, ne olduğu belirsiz oyuncular aldı.
  3. Birkaç bilinen oyuncu aldı.
  4. Maliyeti düşük, itiraz etmeyecek bir hoca koydu takımın başına.
  5. “Takım ligden düşmezse kalır, düşerse giderim” dedi.
  6. Bu kafa ile yani, “Bu kadro, bu hoca Süper Ligi götürür mü?” diye düşünmeden lige başladı.
  7. Takımın ne olduğu, daha doğrusu Süper Lig seviyesinde olmadığı üçüncü haftadan sonra belli olmaya başladı.
  8. Sekizinci haftada son beş maç, beş yenilgi. Küme düşeceği net bir şekilde anlaşıldı.
  9. Böylece Yönetimin planları da suya düştü. Çünkü takım makinaya bağlandı.
  10. Ve “Güle güle” denmeyecek şekilde ayrılık zamanı geldi.
  11. Biz yine de, “Güle güle Yönetim, güle güle!” diyelim.
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

“PERŞEMBE’NİN GELİŞİ ÇARŞAMBA’DAN BELLİDİR”

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.