DOLAR

9,2443$%0.33

EURO

10,7941%0.36

STERLİN

12,8019£%0.34

GRAM ALTIN

530,44%0,52

ÇEYREK ALTIN

8.444,08%0,46

BİTCOİN

604134฿%1.55229

Öğle Vakti a 12:17
Malatya AÇIK
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Talha Toğrulca

Talha Toğrulca

15 Ekim 2021 Cuma

NAMAZ FARZDIR.(1)

15/10/2021
0

BEĞENDİM

ABONE OL

NAMAZ FARZDIR.(1)

 

Kelime-i- Şehadet getirdikten sonra İslam’ın ikinci rüknü, olmazsa olmazı namazdır.

 

Dinin direğidir, kafirlerle müslümanlar arasındaki en net çizgidir, bütün ümmetlerde ve bizden önceki bütün peygamberlerin şeriatında olan bir ibadettir, müslümanın kimliğidir, kyamette rabbimizin bizlere soracağı ilk ve en önemli sorulardan biridir.

 

Cehennemliklerin en büyük özelliğidir namazsızlık.

 

Namaz için Rabbimiz adeta Resul’ünü merkeze çağırmıştır, bütün farzlar, ibadetler Cebrail vasıtasıyla Peygamberimize gelmesine rağmen namazın önemi ve faziletinden dolayı Peygamberimize direk miraçta kendisine verilmiştir.

 

Kur’an’ımızda yaklaşık altıyüz ayette namaza ve namazın faydalarına, önemine değinilmiştir.

 

Başta Hz. İbrahim olmak üzere peygamlerin çocuklarına öğütledikleri ve terketmemeleri için Rablerine dua ettikleri en önemli farzlardan biridir.

 

Hatta bazı İslam alimleri namaz kılmayanın hükmünden bahsederken şu ilginç tesbiti dile getirmişlerdir : Namaz kılamyanın hükmüyle uğraşmak abesle iştigal etmektir çünkü bir insanın ben müslümanım deyipte namaz kılmaması şimdiye kadar görülmemiştir ve bundan sonra da olması mümkün değildir.

 

Bütün bunları niçin söylüyorum, içinde bulunduğumuz durumun vahametini ve ben müslümanım diyen milyonlarca insanın hayatında namaz diye bir endişe, bir önceliğin olmadığını, namaz olsa da olur olmasa da, milyonlarca müslüman evladının namazsız niyazsız ahirete irtihal ettiğini ve bunun tehlikesini belirtmek için anlatıyorum bunları.

 

Kardeşlerim !

 

Bu hayatta ki birinci ve en önemli vazifemiz imandan sonra güzel bir şekilde beş vakit namazımızı ikame etmektir, kılsak da olur kılmasak da olur, böyle bir lüksümüz kesinlikle yoktur, namaz Allah’ın bizlere en önemli farzıdır, evde, işte heryerde ve bütün zamanlarda, bazı ibadetler yolculuk ve hastalık gibi durumlarda tehir ediliyor ya da onun için mali bir bedel veriliyor, fakat namaz için asla böyle bir şey söz konusu değildir İslam hukukunda.

 

Bütün toplum ihmal etse de, basit bir ibadet olarak görse de bizler müminler olarak iman ediyoruz ki namaz Allah’ın farzıdır, bizden aldığı en önemli misak ve sözdür.

 

Bizler müslümanlar olarak namaz için yaşarız, ve namazımızın kıyamette bizlere şefaatçı olacağına, namazımın bizleri Cennete götürüp Cehennemden kurataracağına iman ederiz.

 

Namazımız bizleri değiştirir, evlerimize, gönüllerimize bereket vesilesi olur, günah kirlerinden bizleri yıkar ve bizleri Rabbimizle buluşmaya hazırlar.

 

Herşeyimizi kaybedebiliriz ama namazımızı asla.

 

Bir sonra ki yazımız namazın faydalarıyla ilgili olacaktır inşaallah.

Devamını Oku

LAİK MEDYANIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ

08/10/2021
0

BEĞENDİM

ABONE OL

LAİK MEDYANIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜ

 

Fıransa’nın Katolik Kilise’si yaklaşık üç yüz bin çocuğun Kiliselerde Rahipler tarafından cinsel tacize uğradığını doğruladı.

 

Bu rakam sadece kayıtlara geçenler, şikayet bildirenler. Peki şikayet etmiyenlerin durumu?

 

Papa: Utanılacak bir durumla karşı karşıya olduklarını belirtti.

 

Peki bizim laik medyadan neden ses yok, her fırsatta Avrupa kültür ve medeniyetini öve öve bitiremeyen Batı hayranı laik zevatlar nerede ?

 

Neden bu olayla ilgili bir kaç haber yapmazlar ya da telin açıklamasında bulunmazlar ?

 

Nerede demokrasi havarileri, çocuk hakları savunucuları ?

 

Kaldı ki bu istismar ve tecavüz bir mabed’te oluyor, Kilisenin içinde, sistemli ve planlı bir şekilde.

 

Nerede Kilise seviciler, İslam topraklarında Kilise açma öncülüğünde bulunanlar, Kilise açılışlarında Hristiyan Avrupaya şirin görünmek için bu milletin diniyle alay edercesine boy boy fotoğraf verenler, bu olaylarda kendilerine bir ders çıkartıyorlar mı ?

 

Kilise’lerin çocuk taciz merkezi haline geldiklerini görmüyorlar mı ?

 

Bütün bunlar Hristiyanlığın tahrif edildiğini bizlere göstermiyor mu ?

 

Ama ülkemizde mazallah bunun milyonda biri olsaydı bütün hocaları, dindarları, töhmet altına alırlardı.

 

Laik medya böylesi bir haberin kırıntısını herhangi bir cami ya da Kuran Kursu ile alakalı olarak bulsaydı velev ki yalan olsun artık aylarca haberler yaparlardı.

 

Bütün hocaları, dini kurumları, dindarları topyekün iftira yağmuruna tutardı, itibar suikastinde bulunurdu, bununla da kalmaz bu tür kurumların kapatılması gerektiğini yazar çizerdi.

 

Çünkü bu Ülke’de laik medya hiçbir zaman hakikatın, doğrunun, eşitliğin peşinde olmadı, hep bu Ülke halkının değerleriyle alay etti, yobazlıkla suçladı, nefes alma hakkı dahi tanımadı.

 

Laik medya bir anlamda ahlaki dejenerasyonun, bozulmanın, kokuşmuşluğun öncülüğünü yaptığı için bu Ülken’in dindarlarını, dini öncülerini hep kendi ahlaksız projelerinin yayılması önünde bir engel olarak gördü .

 

Aslında Rabbimiz bu tür fitne odaklarını her çağda isimleri değişse dahi Kuranımızda bizlere tanıtıyor, bunların şehvetlerinin kölesi olduklarını, bütün toplumu da bu anlamda saptırmak istediklerini, günahın, ahlaksızlığın, çirkefin alt yapısını, sinemasını, tiyatrosunu, dizisini oluşturmak istediklerini şu şekilde belirtiyor: Şehvetleri peşinde koşanlar sizleri tam bir sapıklıkla saptırmak istiyorlar. Nisa, 27.

 

Bir iki defa günaha düşürmek değil, günahı, ahlaksızlığı hayat tarzı haline getirmek ve aynı zamanda bunu savunmak, topluma dayatmak, karşı çıkanları yobazlıkla suçlamak !

 

İşte bütün bunlar için laik medya Kiliselerdeki bu ahlaksızlığa karşı sus pus kesilmiş.

 

Ama Rabbimize hamdolsun ki bu din Allah’ın hak dinidir ve kıyamete kadar da öyle kalacaktır, bu dinin öncüleri olan Alimler, hocalar, dindarlar ve genel olarak müslümanlar tertemiz ve emanet ehli insanlardır.

 

Sadece bu yaşanmış olay dahi Hristiyanlığın ne denli tahrif edildiğini bizlere göstermektedir, insanları kiliselere hapsederek herhangi bir şekilde insanın fıtri bir ihtiyacı olan evliliğin önünü kapatırsanız işte bu tür gayri ahlaki durumlarla karşılaşmanız kaçınılmaz olacaktır.

 

İslam insan fıtratının önünü kapatan değil, helal ve temiz yollardan fıtratın önünü açan bir dindir.

 

Rabbimize hamdolsun ki müslümanların mabedleri olan Camiler ve mescitler, eğitim yuvalarımız olan Kuran Kursları, medreseler, İmam Hatipler, İlahiyyatlar güzel ahlakın, iffetin, merhametin yuvası olmaya devam ediyor ve edecektirde, bunların hiçbirinde bu tür ahlaksılığa yer yoktur.

 

Devamını Oku

GÜZEL SÖZ 

01/10/2021
0

BEĞENDİM

ABONE OL

GÜZEL SÖZ

 

İslam medeniyeti bir söz medeniyetidir. Yüce Rabbimiz kelam sıfatıyla tenezzül buyurarak insanlara vahiy göndermiş ve kerim kitabımız Kur’an, okunan bir söz olarak bahşedilmiştir. Adem’e söz için varlıkların isimleri öğretilmiştir. Kısaca söz insanın evrene açıldığı ve yüreğindekini dışarıya açtığı mucizevi bir ayettir. (M. Görmez)

 

İslam litaratüründe söz; Hakikat, ahlak ve estetik boyutu olmak üzere üç temel esas üzere bina edilir

 

Dinimiz bizden ilk önce konuştuğumuz sözün doğru olmasını, hakikat üzere olmasını öğütler, yalandan, iftiradan, boş sözden uzak durmamız gerektiğini bizlere hatırlatır.

 

Ey iman edenler, Allah’tan gereği gibi sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah işlerinizi düzeltsin ve sizleri affetsin. Ahzab, 74.

 

İşlerimizin düzelmesi, Allah’ın affına mazhar olmamızı Rabbimiz doğru sözlü olmamıza bağlıyor.

 

Doğru söylemeyi kendisine şiar edinen insan vicdanen de rahat olur, insanlar arasında saygınlık ve değer bulur.

 

Peygamberimiz; doğruluk insanı kurtarır’ diye buyurmaktadır.

Sözde bulunması gereken ikinci husus da ahlaka uygun olmasıdır.

 

Aşırılıklardan, kendini beğenmişlikten, abartıdan uzak olmalı sözlerimiz, güzel ahlakı yansıtmalı, değerlerimizle örtüşmeli.

 

Söz de bulunması gereken bir başka husus da sözlerimizin estetiğine, güzelliğine dikkat etmeliyiz.

 

Kullarıma söyle ; sözün en güzelini

 

söylesinler. İsra, 53.

 

Başka bir ayettte : Söyledikleri sözlerden dolayı Allah onlara cenneti verdi. Maide 85.

 

Peygamberimz de : Güzel söz sadakadır’ diyor.

Güzel söz söyleme hususunda cimrilik yapma.

 

Söz deyip geçme, sonucu cennet olabilir ya da cehennem.

 

Peygamberimiz; kişi bazen aldırış etmeden bir söz söyler onunla cehennemin dibine gider, bazen de bir söz söyler onula cenneti hakeder.

 

Bir kelime bazen bir insanın hayatını değiştirebilir, mahvedebilir de.

 

İslam bizlerden tatlı dilli, güler yüzlü olmamızı ve sözümüzle özümüzün de bir olmasını ister.

 

Peygamberimiz koyamet günü insanların Allah’a en uzak olanlarından bahsederken; bağırıp çağıranlar, çirkin ve müstehcen söz kullananlar olduğunu belirtiyor.

 

Bir başka hadiste da ahir zamanda argo, çirkin ve müstehcen sözlerin çoğalacağını insanların ağızlarını bozulacağını bizlere bildirmiştir.

 

Kardeşlerim, gelin bizler hakkı, hakikatı ve güzel sözlü olmayı kendimize şiar edinelim.

 

Kötü sözden, müstehcen kelimelerden, kalp kıran lafızlardan uzak duralım, bu güzel hasletleri ailemizde ve çevremizde yayalım ki Allah halimizi düzeltsin bizleri affetsin.

Devamını Oku

SABREDİN !

24/09/2021
0

BEĞENDİM

ABONE OL

SABREDİN !

 

Dünya hayatında başarıya ulaşmak, ahirettte de kurtulanlardan olmanın yegane yolu sabretmekte geçmektedir.

 

Belki telaffuzu kolay olabilir ama bizim için en önemli imtihan alanlarından biridir, hatta İslam uleması müslümanın halinin iki durumdan ibaret olduğunu söylerler, sabır hali, şükür hali.

 

Peygamberimiz de mümin durumunun güzelliğini şu şekilde ifade etmektedir: Mümin durumu ne kadar güzeldir, kendisine bir nimet, güzellik verilirse Allah’a şükreder, bu onun için hayırlı olur, başına istenmeyen bir durum gelirse bu defa da sabreder bu kendisi için daha da hayırlı olur.

 

Müslümanın durumu; şikayet eden değil, dertlerinden dolayı hep yakınan, hayatı bırakan değil bilakis Allah’tan sabır dileyerek hayatına, salih amellere bir şekilde devam edendir.

 

Genel olarak sabrın üç aşaması vardır:

 

1- Salih amelleri yapmada sabır göstermek, çünkü şeyttan amelleri ve güzel işleri kişiye hep zor gösterir, onu oyalamak ister, bunu da yapamadı mı ertelemesini ni bekler, bunun için planlar yapar.

 

Özellikle şeytanın en büyük tuzağı farzlar hususunda müslümanı gaflete düşürmek, ne yazık ki bugün çoğu insan bu konuda şeytanın tuzağına yem olmuş durumdadır. Rabbimizin üzerimizdeki en büyük hakkı olan farzları, özellikle de namazı ihmal etme tehlikesine düşmüşlerdir. Bu durum hem dünya hayatımızın bereketsiz olmasına hem de ahireti kaybetmemize neden olacaktır.

 

2- Günahlara düşmemek için sabretmek. Şeytan ve nefis günahları hep süslü gösterir, günahları güzel ambalajlarla önümüze koyar, ilk önce küfre düşürmek ister, bunu yapamadı mı büyük günahlara bulaşması için insana tuzaklar kurar yani hep bir plan ve tuzak peşindedir.

 

İnsanın hayatındaki bereketi yok eden en tehlikeli şeyler, günahlardır, Allah’a karşı isyandır, günahlara bulaşanlara salih ameller zor gelir, ibadetlerin lezzetini hissetmezler.

 

Mümin günahtan ve günah ortamından uzak durarak hem dünyasındaki mutluluğu hem de ahiret kurtuluşunu sağlamış olur.

 

Geçici haram lezzetler için ebedi hayatımızı mahvetmeyelim kardeşlerim, günahlara karşı birazcık direnme gücü gösterelim. Bunu yaptığımız takdirde Rabbimiz bizlere yardımcı olacaktır, ama günahla karşılaştığımız ilk anda sabretmezsek, günahları hayat tarzımız haline getirirsek maalesef Rabbimiz bizden yardım elini çekecektir, bizi bize bırakacaktır.

 

3- Başımıza gelebilecek kaza ve belalara karşı sabır. Bizler müslümanlar olarak iman etmişiz ki Rabbimiz bizleri bu dünya hayatına imtihan için göndermiştir ve imtihanın konusunu belirleyecek olanda da Allah’tır. Bakar suresinde Rabbimiz bizleri; canımızla, malımızla, bazı korku ve endişelerle sınayacağını bizlere bildirmektedir, kurtulaşa erenlerin de bütün bunlara karşı sabredenler olduğunu çok açık bir şekilde bizlere bildirmekte.

 

Gelin dünya hayatının aldatıcı fitnelerine karşı sabredelim, müminin asıl dünyası ahiretidir, ebedi yurdu orasıdır.

 

Nefsimizin bizlere süslü gösterdiği günahlara, şehvetlere karşı sabredelim, günahın geçici bir lezzetinin ahirette bizlere ebedi bir azaba neden olacağını hatırlayalım.

 

Farzları yapmakta sabır gösterelim, Rabbimizin üzerimizdeki en önemli hakkının farzları yerine getirmek olduğunu bilelim, ihmal etmeyelim.

 

Bütün bunları yaparken de Peygamberimiz şu müjdesini hep göz önünde bulunduralım: Ben sizden önce Kevser Havuzunda olacağım, sizleri orada bekliyorum, benden sonra dünya hayatında bazı fitnelerle karşılaşacaksanız, sabredin ta ki Kevser Havuzundaki buluşuncaya kadar.

 

Rabbim bizleri sabredenlerden eylesin, dökülenlerden eylemesin.

 

Devamını Oku

TEHLİKE YAKLAŞIYOR MU ?

17/09/2021
0

BEĞENDİM

ABONE OL

TEHLİKE YAKLAŞIYOR MU ?

Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

İnsanlar zulmü, haksızlığı görüp de engel olmazlarsa

Allah’ın onların hepsine toplu bir azap göndermesi

Çok yaklaşmıştır artık.

Bu hadiste zulme, haksızlığa karşı susmanın iki büyük sonucu/tehlikesi bizlere hatırlatılmaktadır.

Bunlardan ilki; yapılan haksızlığa göz yumduğumuzda o haksızlığı yapanlar kadar günah sahibi olmak, ikincisi de ; toplu bir azabın bütün toplumu kuşatması, her ikisi de bir diğerinden daha vahim.

Kulluk kitabım olan Kuran’da da Rabbimiz bu konuya çokça değiniyor ve toplumların helak olma, tarih sahnesinden silinme ve de Allah’ın lanetine, gazabına düçar olma nedeni olarak bizlere sürekli hatırlatılıyor.

Kendinizi öyle büyük bir fitneden sakının ki o fitne geldiğinde sadece zulmedenleri değmeyecektir. Biliniz ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir. Enfal, 25.

Bu ayetin tefsirinde çoğu İslam uleması, haksızlığa göz yummak, iyiliği emretme ve kötülükten alıkoyma gibi İslam’ın toplumları muhafaza etmek için öngördüğü en önemli kurum olma özelliğini taşıyan bu hususu terk etmenin sebep olduğunu bildirmektedir.

Gelin Rabbimize ve kendimize söz verelim; nerede bir zulüm varsa, kime bir haksızlık, yolsuzluk yapılıyorsa rengi, ırkı, dili, dini, mezhebi ne olursa olsun mutlaka Allah için karşı çıkalım, bu haksızlığı bize yapılmış gibi görelim, yetkili mercileri bu konuda göreve çağıralım, sorumluluğumuz kuşanalım ve bu şekilde gelecek nesillerimize önemli bir değerimizi hatırlatmış olalım.

Temiz fıtrat böyle olmayı gerektirir, bunun en büyük kazancını kendimiz vicdanımızda iç huzur olarak göreceğiz, evimize, yurdumuza bereket sebebi olacaktır bu husus.

Üzülerek belirtmek gerekir ki bizde olması gereken bu ulvi değerleri maalesef batı toplumları kendilerine düstur edinmişler ve bunun içinde kendi toplumlarında sosyal adaleti bir nebze sağlamışlar, yolsuzluğun, hırsızlığın önünü kesmişler.

Bizler Müslümanız, kitabımız Kuran; bizlere doğru olmayı, doğruyu söylemeyi ve doğrularla beraber olmayı öğütlüyor.

Peygamberimiz; kardeşin zalim de olsa mazlum da olsa ona yardım et, sahabeler ey Allah’ın elçisi mazlum olduğunda ona yardım etmeyi biliyoruz peki zalim olursa ona nasıl yardım edelim diye hayretlik tepkilerini gösterince; peygamberimiz şöyle izah etti: zalimlik yaptığında da onun zulmüne engel olursanız ona yardım etmiş olursun’ diye buyurdu.

Çok derin ve anlamlı bir bakış açısı, haksızlığa, haksıza karşı çıktığınızda aslında o haksızlığı yapan insana da yardım etmiş olursunuz, onu o kötülükten kurtarmış olmakla en büyük iyiliği o kişiye yapıyorsunuz.

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.