DOLAR

16,6963$% -0.05

EURO

17,5104% -0.14

STERLİN

20,3520£% -0.15

GRAM ALTIN

969,41%0,03

ÇEYREK ALTIN

1.582,00%0,06

BİTCOİN

315666฿%-6.64408

İmsak Vakti a 03:10
Malatya AÇIK 28°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
ÖZCAN APAYDIN

ÖZCAN APAYDIN

19 Nisan 2022 Salı

ŞEYTANI GÖR…

1

BEĞENDİM

ABONE OL

ŞEYTANI GÖR…

Rahmet ve mağfiret ayıdır Ramazan. Öyle bir aydır ki Ramazan ayı S.A.V efendimize bu ayda indirilmeye başlamıştır KURA’NI AZİMÜŞŞAN. Mekke’nin fethi bu ayda gerçekleşmiştir. Bedir Zaferi de öyle. İslam tarihi boyunca birçok zaferde Ramazan ayında müyesser olmuştur. Rahmetin ve bereketin bol olduğu bir aydır. Başı rahmet ortası mağfiret sonu ise cehennemden kurtuluş olarak rivayet edilir. Müminlerin rızıklarının artırıldığı bir aydır Ramazan ayı. Fakir fukara garip gurebanın sevindirildiği ihtiyaçlarının giderildiği aydır Ramazan. Zekâtın ve fitrelerin verildiği iyilik İhsan ayıdır. Günahların af olunduğu günahlardan korunulduğu bir aydır Ramazan. Yardım ve eşitlik ayıdır Ramazan. Küçük iyiliklerin büyük sevaplarla karşılık bulduğu bir aydır. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini içinde barındıran aydır Ramazan. Arınma temizlenme ayıdır. Ülkemiz hariç şeytanların zincire vurulup bağlandığı aydır Ramazan. Bizim şeytanlarımız bizim içimizde olduğu için hiçbir zaman bağlanmaz bağlanamaz. Bizim şeytanlarımız insan görünümlüdür. Ramazanda dahi serbestçe dolaşır şeytanlığa devam ederler. Hatta öyle bir hal almıştır ki bu şeytan meselesi cin olmadan şeytan çarpmak gibi bir atasözümüz bile var. Cin olmadan şeytanı çarpan bir insan bizlere neler yapmaz bir düşünün. Şeytanın bile elini çektiği şeytandan daha çok şeytan. Şimdi bu bağlanmayan insan görünümlü şeytanlarımızı tanıyalım beraberce. Milyarlarca lira kazandığı halde vergisini vermeyen şeytanlar. Teşvik adı altında devletin bütün kaynaklarını zenginlere peşkeş çeken şeytanlar. Kazığın her türlüsünü vatandaşa atıp kıs kıs gülen şeytanlar. Fakirden fukaradan alıp zenginin cebini dolduran şeytanlar. Zenginlerin katrilyonca vergi borçlarını silip fakir fukaranın cüzdanına çöken şeytanlar. Teşvik yoluyla şeytanlığı teşvik eden şeytanlar. Din iman nidalarıyla Beytülmala çöken şeytanlar. Devletin dini olan adaleti görmeyen şeytanlar. Güce tapıp güçsüzü ezen şeytanlar. Kıblesi insan olan şeytanlar. Kul hakkını bilmeyen bilipte inkâr eden şeytanlar. Saltanat ve ikballerinin devamı uğruna vatanı satan şeytanlar. Cennetten tapu dağıtan şeytanlar. Yüce Türk milletinin aklıyla dalga geçen şeytanlar. Vatan sevgisinin imandan olduğunu bilmeyen şeytanlar. Kendi şahsi menfaatlerini vatanın ve milletin üstünde tutan şeytanlar. Devlet malından bir kuruş çalanın şehit olsa bile cennete giremeyeceğini bilmeyen şeytanlar. Hakkın ve haklının yanında durmayan şeytanlar. Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlar. Dini olup ahlakı olmayan şeytanlar. Kazanmak uğruna her şeyi mubah gören şeytanlar. ALLAH’ı unutup kula tapan şeytanlar. Devletin kesesinden zenginlere lüks iftarlar veren şeytanlar. Millet zamlar altında inim inim inlerken üç beş yerden maaş alan şeytanlar. Dünyaya gelmiş en büyük sosyalizmin İSLAM olduğunu bilmeyen şeytanlar. Deprem olunca kiraya Ramazan gelince gıdaya zam yapan şeytanlar. Şeytanlarımızı tanıdığımıza göre siz siz olun şeytanlara uymayın. ALIŞTIMI TARTIN HİLEYE, GÖNÜL DÜŞER ÇİLEYE. MERHAMET BİLE UĞRAMAZ VEBAL DOLU SİNEYE.

Devamını Oku

OKEY MASASINDA SİYASET…

0

BEĞENDİM

ABONE OL

OKEY MASASINDA SİYASET…

Malatya’nın vazgeçilmezidir kıraathaneler yada bir başka deyişle kahvehaneler. Aslında bütün doğu ve güneydoğu da böyledir. Erkeklerin vazgeçilmezi ev hanımlarının önemli bir problemidir çözülemeyen. Erkekler her gün gitmek ister hanımlarda eşlerinin gitmemelerini. Bu dava böyle sürüp gider doğu ve güneydoğudaki hanelerde.

Erkekler türlü bahanelerle tatlı yalanlarla koşarlar kahvelere. Bu tatlı yalanların en başında geleni ise arkadaş yakınlarının cenazeleridir. Meşhurdur bu yalan. Bitmez arkadaş cenazeleri. O kadar önemlidir yani erkekler için kahveye gitmek. Malatya’da çok fazla sosyal faaliyette bulunamayan erkeklerin boş vakitlerini hoş geçirdiği en önemli mekanlardır kahvehaneler. Hemşerilerimizde kendi arkadaşlarıyla orada buluşurlar. Okey ellibir oşgin oynayarak hoşça vakit geçirirler. Bu okey masalarının vazgeçilmez sohbet konusu ise siyaset ve futboldur. Toplumdaki kutuplaşma burada da kendini iyice hissettirir olmuştur.

Yandaşlar ve karşıtlar saflarını belirginleşmiştir. Zengini fakiri çalışanı çalışmayanı emeklisi emeksizi yancısı yansızı ister istemez katılır bu muhabbete. Eğitimi yüksek oyun masalarında pek konuşulmaz siyaset. Diğer cehalet seviyesi yüksek masalarda ise bitmez siyaset. Bu masalarda ilginç olansa hayatları boyunca tek bir makale tek bir köşe yazarı tek bir kitap okumayan bu insanların kendilerini filozof seviyesinde bilgi sahibi olduklarını sanmalarıdır. İlginç insanlardır. Sohbet anı YouTube yüklense izlenme rekorları kırar. Entubenin ne olduğunu bilmeyen giydiği çamaşırın arkasını önünü karıştıran. Oy verdiği partinin kısaltmasını bilen açılımını bilmeyen insanlardır.

Enflasyonu yazamayan demokrasi ve insan haklarından haberi olmayan ilginç bireylerdir. Oy verdiği partinin milletvekillerinin ve belediye başkanlarının isimlerini dahi bilmezler. Liyakatin tanımını yapamazlar. Ama her şeyi bilirler. İlkokul mezunu kahvecinin ODTÜ mezunu bankacıya ekonomi dersi verdiği görülmüştür. Dedim ya her şeyi bilirler bilmedikleri tek şey hiçbir şey bilmedikleridir. Hayatlarındaki en önemli yetenekleri belki de yan yana getirdikleri on dört adet okey taşıdır. Bu kahve sakinlerinden olan emeksizlere gelince onlar babadan gelen parayla zengin olan sakinlerdir. Bunların en önemli varlıkları babalarından kalma servetleridir. Başkaca dikkate alınacak hiçbir yetenek ve zeka seviyeleri yoktur. Bunlar yıllardır milletvekili kulüp başkanı sivil toplum kuruluşlarının başkanları olarak milletin başına bela olmuş siyaset ve rant ağalarıdır.

Güce tapar güçlünün yanında dururlar. Kul hakkı nedir bilmezler. Kahve sakinlerinin yaşlılarının siyaseten bildikleri ise rahmetli Ecevit zamanındaki yağ ve tüp kuyruklarıdır. Aslında iddialarından vurulduklarını bilmeden ucuzluk kuyruklarında beklerler. Geçmişteki bir enerji bakanının eğitimli insanlardan oy alamıyoruz cümlesini haklı çıkarmışlardır. Yandaşlar aldıkları sosyal yardım paralarından başka hiçbir şey düşünmezler. Futboldaki bilgileri ise hakemdir. Her zaman hakları yenmiştir. Hakem suçludur. Aslında hakemlere bakınca haklı oldukları tek konu belki de budur. Yeteneksiz bilgisiz beceriksiz. Şortlu tek bir fotoğrafı olmayan kulüp başkanlarının futbolu yönettiği aynı kalitedeki siyasilerin siyaseti yönettiği bir ülkede bir şehirde sadece futbolda değil siyasi ekonomik yani her anlamda küme düşmek kader değildir seçimdir. KADERİ YAZAN KALEMİN MÜREKKEBİ İNSANIN KENDİ KALBİNDEN DAMLARMIŞ.

Devamını Oku

KERİZİ BOL OLAN YERİN KRİZİ HİÇ BİTMEZMİŞ!!!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

KERİZİ BOL OLAN YERİN KRİZİ HİÇ BİTMEZMİŞ!!!

Kaç çeşit kriz vardır biliyor musunuz? Bende bilmiyordum vallahi. Ama sizin için araştırıp öğrendim. Çok çeşit kriz varmış hem de hepimizin tahmin edemeyeceği kadar çok. Sayayım size sizde öğrenmiş olun. Psikolojik kriz, ekonomik kriz, siyasi kriz, ürün krizleri işçi işveren krizleri, yönetim kontrolü dışında oluşan krizler, kazadan doğan krizler, doğal afetten doğan krizler, çevresel felaket krizleri, beklenmeyen istifa krizleri. mekanik problemlerin yarattığı krizler, insan hatalarından doğan krizler, yönetimsel kararların kararsızlıkların, yarattığı krizler. Bütün bu krizlerin yanında kalp krizi, gülme krizi, ağlama krizi gibi krizlerde varmış. Tabi bu kadar krizin yaşadığı bir dünyada krizlere yakalanmamakta pek mümkün görünmüyor. Yani hiç kaçarımız yok mecburen yakalanıyoruz. Gelişmiş ülkelerde liyakat ve sadakate aşırı önem verildiği için krizler çok hafif yada hiç hissedilmeden atlatılırmış. Geri kalmış az gelişmiş ülkelerde ise liyakate ve sadakate önem verilmediği için krizler felakete dönermiş. Bu geri kalmış az gelişmiş ülkelerin halkları da bu krizlerde çok ağır bedeller ödermiş. Öde öde bitmezmiş. İki yakası bir araya gelmezmiş. Genelde ekonomik krizi siyasi kriz tetiklermiş.Yani siyasilerin bilgisizliği beceriksizliği yeteneksizliği vizyonsuzluğu ve liyakatsizliği ekonomik krizi tetiklermiş.Liyakatsiz ve sadakatsizleri partizanca atamalarla kamu kurumlarının tepesine getiren siyasi irade halklarına perişan edermiş. Deprem sel gibi doğal afetlerde de krizler olurmuş. Çürük binalar yapılmasına müsaade edilir. Dere yatağına mahalleler kurulup şiddetli yağışlarda insanlar boğularak yada enkaz altında kalarak can verirmiş. Siyasi irade IBAN atarak yardım toplarmış. Güreşçiden banka yöneticisi, helvacıdan belediye başkanı olurmuş. Savaşta olan iki ülkeden yağ ve buğday beklenir olurmuş. Hukuk bunlara hiç hesap sormazmış. Halk verdiği oylarla bütün bunlara sebep olduğunu bilmezmiş. Çilesini çekermiş. Yönetimsel kararların krizleri bütün ülke vatandaşlarını etkilermiş. Faizler ve enflasyon aynı anda yükselip döviz kurları tavan yapıp zam yağarmış. Ekonomi konusunda konuşan siyasilerin sözlerinin hiçbir ekonomik değeri olmazmış. Zam yağmuru altında ezilen halkın psikolojisi bozulunca psikolojik kriz ortaya çıkarmış. Anti depresan ilaç kullanımı artınca SGK’ya yük olurmuş. Bilgisiz beceriksiz yeteneksiz vizyonsuz siyasilerin ekranlardaki konuşmalarını gören halkımız gülme krizine girermiş. Kuyruktan kuyruğa koşan halk istediğini alamayınca ağlama krizine girermiş.İşte bu şartlarda kriz yönetimi devreye girer kriz yönetim şeklini keriz yönetim şekline çevirtirlermiş.Kısacası canım ciğerim Malatyalı hemşerim Kerizi bol olan yerin krizi hiç bitmezmiş!!! BİZE YARADANA BİAT ETMEYİ ÖĞRETTİLER, YARATILMIŞLARA DEĞİL.

Devamını Oku

BİR GAZETECİNİN ANATOMİSİ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

BİR GAZETECİNİN ANATOMİSİ

Petra Laszlo’yu hatırladınız mı? Hatırlamadıysanız hatırlatayım.

Macar bir kadın gazeteci insanlıktan nasibini alamamış haysiyet ve şeref yoksunu bir gazeteci. Hatırlarsanız bu gazeteci Macaristan Sırbistan sınırında Suriyeli mülteci Usame Abdul Muhsine çelme takmış yere düşürmüş ve Suriyeli kızı yerde tekmelemişti. İnsan dahi diyemeyeceğim bu kadın bir gazeteciydi evet bir gazeteci. Görünümde insan kadın ama gerçekte öyle olmayan insanlık yoksunu bir yaratık. Bir gazeteci.

Bir gazeteci eğer şereften haysiyetten insan onurundan yoksun olursa Petra Laszlo gibi olur. Evet, onun gibi olur. Gazeteciler kalemin kılıçtan keskin olduğunu dünyaya ispat edecek olan doğruluğun dürüstlüğün şerefin haysiyetin onurun timsali olmalıdır. İşte bu yüzden öldürülür Uğur Mumcular, Çetin Emeçler, Abdi İpekçiler, Hrant Dinkler, Cemal Kaşıkçılar. Kalemlerini siyasi otoritenin suç odaklarının hırsızların arsızların yolsuzların emrine kiralamayan, onurlu şerefli haysiyetli gazeteciler bu yüzden can korkusu taşırlar. Halkın haber alma özgürlüğü uğruna halklarının huzuru ve refahı için basın şehidi olurlar. Her ne kadar uğruna öldükleri halklarının umurunda olmasa da bilmeseler de anlamasalar da hatırlamasalar da bu gerçek asla değişmez. Bu arada Petra Laszlo’yu unuttum sanmayın ikiyüzlü batı ve Hıristiyan dünyasını da. Petra Laszlo tamda bu günlerde Ukrayna Polonya sınırında Ukraynalı göçmenlere çelme takıp yere düşürdükten sonra tekmelediğini varsayarsak başına neler geleceğini tahmin bile edemezsiniz. Ama çelme takılan tekmelenen Suriyeli Müslüman bir göçmen olursa berat edersiniz her türlü mahkemeden. Vicdanlardan asla. Kalemini siyasi otorite ve suç odaklarının emrine veren gazetecilere gelince onlar ülkemizde boğazdaki yalılarında yaşar son model şoförlü makam araçlarına biner milletine tepeden bakar, siyasi otoriteye selam çakar. Sabah akşam iftira atar. Halkının dertlerinin üstüne yatar. Gazetesinde televizyonunda iktidarı yağlar. Bol sıfırlı maaş çeklerinde para sayar. Sınırsız kamu kaynağından fayda sağlar. Muhalefete sallarda sallar. Her yayınında muhalefeti suçlarda suçlar. Arsızlığı hırsızlığı ortaya çıkınca kaçarda kaçar. Yurt dışında dolar Euro saçar. Haysiyet cellatlığı yapar mı yapar. Bütün bu yaşadığı rüya gibi saltanatı kaybetmemek için vatanını milletini satar mı satar. Sahibi ve patronu olan iktidarın kaybetmesinden korkar mı korkar. Her gece ekranlardan vıcık vıcık yağ damlayan ağzıyla vatandaşa bakar mı bakar. Yazamadığı ekranlarda söyleyemediği gerçeklerle vatandaşı yakar mı yakar. İktidar her değiştiğinde yanar mı yanar.

CHRİSTİANE AMANPOURUN DEDİĞİ GİBİ GAZETECİLİĞİ GERÇEKTEN CİDDİYE ALIYORLAR ÇÜNKÜ BU GÜCÜN NE OLDUĞUNU VE OLABİLECEĞİNİ BİLİYORLAR.

Devamını Oku

BİR MUTLU ŞEHİR MALATYA!!!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

BİR MUTLU ŞEHİR MALATYA!!!

Malatyalının yüzü gülüyor Malatya’dan atılan kahkahalar çekilen halaylar bütün yurtta ibretle takip ediliyordu. Çünkü Malatyalı parayı koyacak yer bulamıyor.O kadar çok parası var ki Malatyalının kasapların önünde iç bonfile, antrikot ,ve bitmeyen pirzola,biftek siparişlerine yetişemeyen kasaplar çareyi yurt dışından et sipariş ederek oluşan kuyruklara çözüm getiriyordu. Manavlarda da aynı sorunlar yaşanıyordu. Manavlar ejder meyvesi, cupuacu, monstera, kare karpuz, durian, japon densuke karpuzu, japon yakut üzümü, kırmızı roma üzümü, kayıp haligan bahçesi ananası tyono tamaga mangosu gibi dünyanın en pahalı meyve siparişlerine yetişemeyen manavlar çaresizlik içerisindeydi.

Dünyadaki en önemli giyim markaları olan Malatya’daki mağazalarında izdiham yaşanıyor. Malatyalı bir giydiğini bir daha giymiyordu. Dünyadaki en önemli ve en ünlü doktorlar yurtdışına gitmemiş Malatya’ya gelmişlerdi. Güzellik merkezleri aynı durumdaydı. Malatyalı parayı harcayacak yer arıyor bulamıyordu. Kuaförlerin önündeki yoğun kuyruklarda çok sıkışan kuaförler çareyi yurt dışından kuaför transfer ederek çözüyordu. Kuyumcularda aynı durumdaydı. Pırlanta elmas, yakut, zümrüt siparişlerine çözüm bulamıyorlardı.

Lüks, son model araba firmaları da Malatya’dan verilen siparişlere yetişemeyince 24 saatlik vardiya sistemine geçmişlerdi. İşsizlik bitmiş işçi arar olmuştu Malatya. Malatya’da çalışan Amerikalı, Alman, Fransız ve Japon vatandaşlar Malatya kültürüne ayak uydurmaya çalışıyorlardı. Malatya havaalanındaki özel jetler büyük problem olmuş koyacak yer kalmamıştı. Malatyalının bankalara yatırdığı bol para sayesinde Malatya’daki bankalar düşük faizle Amerika, Almanya, Japonya’ya düşük faizle kredi veriyorlardı. Malatya’da fakirlik yoksulluk bitmiş zekat ve sadaka verecek insan kalmamıştı Malatyalı çok mutlu çok huzurlu çok zengindi. Sonra mı? Sonrasını bende hatırlamıyorum. Uyanmıştım bu yazıyı da rüyamda yazmıştım böyle bir Malatya yoktu. Üstad Tomris Uyar’ında dediği gibi yazarken dünyayı bir anlığına değiştirebilirken, geçmişinizi bir santim yerinden oynatamıyorsunuz. “Kıldan ince manalar var kulağını eyle yakın. Her kürsüde nutuk çeken bir şey bilir sanma sakın”(RABBANİ)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.