DOLAR

16,5507$% -2.03

EURO

17,5666% -1.55

STERLİN

20,3770£% -1.7

GRAM ALTIN

968,80%-2,33

ÇEYREK ALTIN

1.584,00%-4,05

BİTCOİN

343896฿%-4.52913

Akşam Vakti a 20:01
Malatya PARÇALI AZ BULUTLU 22°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV

Osmanlı’dan Türkiye’ye

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Osmanlı’dan Türkiye’ye

Bu yıl Cumhuriyet’in 98’inci yıl dönümü kutlanıyor. Yapılan hazırlıklara bakıyorum da ne kadar yüzeysel kaldığını görüyorum. Şimdi diyeceksiniz ki pandemi var. Evet, bir pandemi var ama lütfen bunu artık her şeye kılıf olarak geçirmeyelim. Törenler sade olsa da içten değil.

Sokaklara bakıyorsun her yer bayrak ama renk yok. Geçit törenleri var ama heyecan yok. Askerlerin, öğrencilerin yüzüne bakıyorsun heyecan yok. Sanki sıradan bir durum gibi esnaflara bakıyorsun, koymuş çaylarını atmış sandalyelerini kaldırımlara rutin günlerini yaşıyorlar.

Yani kısacası Atatürk, koca bir devrim yapıp rejim değişikliğine gitmiş ama bu çok da günümüze yansımamış. 101 top atışıyla başkent Ankara’da ilan edilen Cumhuriyet artık günümüzde sıradanlaşmış her gün yaşanırcasına.

Ne yapılabilir?

Yapılacak şey aslında tank, top, görkemli gösteriş falan değil. Cumhuriyet ruhunu hisseden ve yaşatan bir nesil yetiştirelim kafi.

Kabul etmek gerekir ki; savaştan yorgun çıkan bir devletin yeni bir rejime kalkışması kolay değil. Artık Avrupa’ya karşı duramayacağını anlayan Osmanlı’nın son döneminde başlayan modernleşme çabaları cumhuriyet döneminde de devam etmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Avrupa’daki gelişmeleri iyi takip etmesi her ne kadar Osmanlı içinde bir takım rahatsızlıklara neden olsa da nihayetinde cumhuriyetle taçlanmıştır. Bu olay her ne kadar yazması kolay olsa da sürecin başarıya ulaşması hiç de kolay olmamış.

Cumhuriyet’i ilan edeceğini son ana kadar en yakınındaki birkaç isim dışında kimseyle paylaşmayan Mustafa Kemal’in en büyük eseri bugün ne halde, açıkçası bunun çok da önemsendiğini söyleyemem.

Devamını Oku

Terör Ama FETÖ’den Bahseden Yok!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Terör Ama FETÖ’den Bahseden Yok!

Malatya’nın bilim yuvası İnönü Üniversitesi, birbirinden güzel çalışmalar yapıyor ve aynı zamanda da ev sahipliği de yapıyor. Haberlerde, gazetelerden takip ettiğim kadarıyla üniversitemizde uluslararası ‘Terör’ konulu bir panel yapılmış.

Bu panelde yine okuduğum kadarıyla terör fiziki saldırılarından siber haline kadar ele alınmış.

İstanbul’dan, Bursa’dan değerli hocalar konuk olmuş panele. Hatta Muş Valisi de gelmiş vs..

Hal böyle olunca insan gerçekten bir merak içini giriyor. Valiler, akademisyenler başımızın belası ‘terörü’ nasıl anlatacaklar diye.

Derken açıkçası hayal kırıklığı yaşadım. Hemen hepsi terörün klasik tanımının ötesine gitmedi.

Konu çok ciddi ve hassas ama içerik bir o kadar suya sabuna dokunmadan klasik bir dille anlatılmış ki şaşırmamak elde değil.

Sayın hocalarım ne yapıyorsunuz, ne anlatıyorsunuz diye sorası geliyor insanın. Öyle terörle mücadele şu kadar yol kat ettik, bu kadar güçlüyüz, örnek alınıyoruz falan demekle olmuyor.

Bunları az çok biliyoruz, bize bilmediğimiz terörden bahsedin, bunu nasıl ayıklanacağının yol haritasını çizin.

Sıradan bir vatandaş olarak terör denilince benim aklıma FETÖ gelir de sizin aklınıza gelmez mi? Birbirinden kıymetli hocalardan biri de FETÖ noktasına temas etmedi, ağzına almadı, sesini çıkarmadı. Bu illet o kadar mı ayıklanmaz olmuş, şaştım kaldım aslında.

Bir tek Tuğgeneral Jandarma Akademisi Başkanı dışında. Ki O’da konuşmasında 15 Temmuz şehitlerinden bahsediyor o kadar. Yine de ağzına sağlık komutanımın en azında kısada olsa değinmiş.

FETÖ, zor zamanlar yaşattı bu ülkeye. Ciddi kayıplar verdik ve inanın bu illetin hala cezasını çekenlerde var.

Neden bu FETÖ denilen yapının acısı vatandaştan, fakir fukaradan, öğrenciden, esnaftan, bankacıdan, devlet memurundan çıkarken siyasi yapısına hiç dokunulmadı açıkçası merakımdır benim.

…..

Bu panelde terörün değişen çağla beraber yeni form kazandığını kaydeden Bekir Parlak hocamız, siber riskten bahsederken güzel bir anlatım yapmış. Nasıl ki ‘parayı başınızın üstüne koyarsanız, altında ezilirsiniz’ diyen hocamız ‘eğer o parayı ayağınızın altına alırsanız da yükselirsiniz’ demiş. Güzel de demiş!

Devamını Oku

Artık küçük düşürülmek istemiyoruz

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Artık küçük düşürülmek istemiyoruz

Gazetecilerin MOTAŞ’ın şoförleriyle imtihanı bir türlü bitmek bilmiyor. Yaklaşık her gün basın kartıyla ilgili bir kriz çıkartan halk otobüsü şoförlerinden bazıları, hala Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen turkuaz renkli basın kartını tanımamakta ısrar ediyor. Bu karta sahip olan yaklaşık 60 gazeteciden neredeyse 2-3’ü her gün mutlaka şoförlerin eleştirine, tepkisine maruz kalıyor. Tek suçu bu karta sahip olmak olan arkadaşlarımızı yolcuların arasında küçük düşürecek sözler sarf ederek, onlarla tartışma densizliğini gösteriyorlar.

65 yaş ve üstü vatandaşları küçük düşüren, gazeteciler yolcular arasında sözlü olarak taciz eden bu şoförler, ne yazık ki yasal geçiş hakkı bulunan emniyet mensuplarına aynı şiddette tepki göstermeye cesaret bile edemiyorlar.

Defalarca MOTAŞ, hareket memurluğu ve Malatya Minibüsçüler ve Umum Servisçiler Odasına şikâyet edilse de ne yazık ki bunlarla ilgili herhangi bir önlem alınmaması da başka bir soru işareti. Dün aynı kurumda çalıştığım muhabir arkadaşım yine aynı sorunla karşılaştı. Muhabir arkadaşım yasal geçiş hakkı olan basın kartını şoföre gösteriyor, tam ilerleyeceği sırada şoför söyleniyor: ‘Keşke basmalı kart alsanız da bize de bir faydası olsa. Bizim de hakkımızın savunun’ gibisinden arkadaşımıza saçma sapan sözler sarf ediyor. Ben buradan başta o şoför arkadaş olmak üzere, aynı düşüncede olan şoför arkadaşlara şunu söylemek istiyorum.

BUSABAH gazetesi olarak MOTAŞ şoförlerinin, halk otobüsü şoförlerinin, servisçi ve minibüsçü esnafların haklarını yeteri kadar savunuyoruz ve savunmaya da devam edeceğiz. Ancak sizlerden de aynı özveriyi bekliyoruz.

Gazetecilerin yolcular arasında eleştirilmesi, küçük düşürülmesinin tek sorumlusu MOTAŞ ve halk otobüsü şoförlerinin bağlı olduğu Oda’dır. Şikâyet edildiğinde sadece şoförlere mesaj atarak sorunun çözüldüğüne inanan MOTAŞ, otobüslere basın kartının da yer aldığı bir skala asmaktan aciz. Yeri geldiğinde halk otobüsü şoförlerinin sorununu gazetecilerle paylaşan Oda ise, gazetecilerin şoförlerle olan sorununu görmezden gelmesi de ayrıca bir muamma.

Bizler bu sorunun çözülmesini, Cumhurbaşkanlığının verdiği bu kartın artık kabullenilmesini talep ediyoruz. Eğer bu problemi MOTAŞ çözmezse, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan’ın çözeceğini eminiz.

Devamını Oku

Zaman kalmadı!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Zaman kalmadı!

Dünyanın dört bir yanında iklim grevi için tüm aktivistler gençler, çevreciler küresel ısınmaya dikkat çekmek için greve gidiyor. İklim kaynaklı felaketlerden nasibini fazlasıyla alan Türkiye, bir taraftan yanarken diğer taraftan da aşırı yağışların, sellerin kıskacında kalıyor.

Kıyı bölgelerde bu felaketler yaşanırken iç bölgelerde ise ciddi bir kuraklık söz konusu.

Kuraklıktan en çok etkilenen illerden biri de Malatya.

Bu yıl 8. İklim Grevi Kadıköy’de yapılıyormuş. Haberlerden takip ettiğim kadarıyla dünyanın her yerinde insanoğlunun doğanın dengesini hunharca bozduğuna, çevreyi tahrip ettiğine yer veriliyor.

Acil durum ilan edilmesi gerektiğini söyleyen çevreci aktivistler aksi halde dünyanın yok oluşa doğru yol aldığını söylüyorlar.

Aslında haksız da sayılmazlar. Her şeyin olduğu insanoğlu dünyanın da dengesini bozdu.

Yapılması gereken şey aslında çok da zor değil.  Hepimizin sorumluluk alıp, üstümüze düşen bireysel gereklilikleri yerine getirmemiz lazım.

Neler mi yapabiliriz?

Küçük görünse de doğada oldukça olumsuz etkiye sahip olan tek kullanımlık maddeleri hayatımızdan çıkartabiliriz!

Seyahatlerimizde, masmavi gökyüzünü bembeyaz bulutları zehir dumanına boğan uçaklar yerine daha az zararlı olan kara ve demir yolu ulaşımını tercih edebiliriz.

İnternet yaptığım kısa bir araştırmada neler yapabileceğimizi biraz daha da detaylandırdım. Hep beraber bakalım, başka neler yapabilir mişiz?

-Daha az kırmızı et, süt, peynir ve tereyağı satın alıp daha çok yerli üretim gıdalar tüketin, gıda atıklarını azaltın

-Seyahat yöntemlerinizi değiştirin. Elektrikle çalışan otomobiller kullanın ama kısa mesafeyse yürüyün veya bisiklete binin. Uçaklar yerine trenleri, otobüsleri kullanın

-İş için seyahat etmek yerine, video konferansla iletişim sağlayın

-Yıkanan çamaşırları kurutma makinesine atmayın, çamaşır ipinde kurutun

-Evlerinize yalıtım sistemi kurun

-Her tüketim ürününde düşük karbon talebinde bulunun

Devamını Oku

Aşı Karşıtlarının İddiaları ve Bilimin Yanıtları

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Aşı Karşıtlarının İddiaları ve Bilimin Yanıtları

 İddia 1: Hastalıklar, sağlıklı yaşam koşulları ve temiz gıda/su temini sayesinde aşılamalardan önce ortadan kalkmaya başlamıştır.

-Bu gibi ifadeler aşı karşıtı literatürde çok yaygındır, niyet aşıların gerekli olmadığını düşündürmektir. Daha iyi bir beslenme, temiz içme suyu, başta antibiyotikler olmak üzere tıbbi tedavilerin gelişmesi sağ kalım oranlarını artırmıştır. Daha az kalabalık ve sağlıklı yaşam koşulları hastalık bulaşını azaltmıştır. Bunlar doğrudur. Ancak bir hastalığın görülme sıklığının yıllar içindeki değişimine bakıldığında aşıların ne kadar etkili olduğu şüphe götürmez bir şekilde görülür.

İddia 2: Bir salgın ortaya çıktığında hastalanan kişilerin çoğu aşı olanlardır. Aşılar etkisizdir.

Bu, bilimi alet ederek yalan söyleme taktiği ile üretilmiş bir iddiadır. Salgınlarla seyreden çocukluk çağı hastalıklarında gerçekten de hastalananların sayıca çoğunluğu aşılı olanlar olabilir. Ancak bu aşıların etkisiz olduğunu göstermez.

İddia 3: Aşı olmaktansa hasta olmak daha iyidir; çünkü aşılar hastalığın kendisi kadar koruyucu değildir.

Aşılar, doğal enfeksiyon sonucu gelişen yanıtlara benzer bir bağışıklık yanıtı üretmek için bağışıklık sistemi ile etkileşirler, ancak hastalığa neden olmazlar. Böylelikle kişide hastalığın olası komplikasyonlarının da önüne geçilmiş olur.

İddia 4: Küçük bir bebeğe çok sayıda aşı yapmak (çok ve çeşitli antijen vermek) bağışıklık sisteminin çalışmasını bozarak pek çok hastalığa yol açabilir.

Bu iddiayı dile getiren aşı karşıtları, aslında aşıya değil ama ilk iki yaşta bu kadar çok yapılmasına karşılarmış gibi konuşmaktadırlar. Oysa aşı hakkında ciddi soru işaretleri oluşturdukları gibi yine bilimsel olarak yanlış bir iddia öne sürmektedirler.

İddia 5: Aşılar güvenli değildir pek çok aşının çok tehlikeli yan etkileri vardır.

Aşılar çok güvenlidirler. Lisanslı bir aşı, kullanım için onay almadan önce çok sayıda deneme aşaması boyunca titizlikle test edilir ve piyasaya çıktıktan sonra düzenli olarak yeniden değerlendirilir. Biliminsanları ayrıca, bir aşının olumsuz bir etkiye neden olabileceğine dair olası bir durum için çeşitli kaynaklardan gelen bilgileri sürekli olarak takip ederler

İddia 6: Aşı yaptırıp yaptırmamak kişisel bir karardır. Benim çocuğuma aşı yaptırmamam kimseyi ilgilendirmez.

Aşı karşıtlarının belki de en tehlikeli söylemi budur. Çünkü hastanın aydınlatılmış onamı olmadan, vücut bütünlüğünü bozacak bir tedavi veya tıbbi girişim uygulanmaması tıptaki en önemli etik ilkelerden biridir. Her hekimin, hastasının tedaviyi reddetme hakkına saygı duyması gerekir. Ancak aşılar vücut bütünlüğünü bozan bir girişim olmadıkları için bu kuralın dışındadırlar. (Alıntıdır)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.