DOLAR

9,2391$%0.29

EURO

10,7968%0.38

STERLİN

12,8039£%0.38

GRAM ALTIN

530,67%0,57

ÇEYREK ALTIN

8.444,08%0,57

BİTCOİN

602489฿%1.1003

Öğle Vakti a 12:17
Malatya AÇIK
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Fatime GEÇİCİ

Fatime GEÇİCİ

08 Ekim 2021 Cuma

MEHCUR (YALNIZ) BIRAKILAN CAMİLER

08/10/2021
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEHCUR (YALNIZ) BIRAKILAN CAMİLER

1-7 Ekim Camiler ve Din görevlileri Haftası

Hayatın merkezidir, camiler!

Müslümanlığın şiârıdır.

İslam Medeniyetinin kaidelerinin yükseldiği yerlerdir.

O beldenin İslam hakimiyetinde olduğunun şahitleridir.

İnsanları doğru yola sevk eden ilahi çağrının yayıldığı mabetlerdir.

Varlık sebebini keşfeden insanı, yaratıcısı ile buluşturan ana merkezlerdir.

Gökteki meleklerin, içindekiler için istiğfar ve dua ettiği arzın en kıymetli yerleridir.

CAMİLER!

Kendisine koşan müminlerin ruhlarını okşayan, gönül dünyalarına dokunan yeryüzünün en muhteşem mimari yapılarıdır.

Kürsülerinden ilim ve hikmet yayar.

Minberlerinden okunan hutbeleriyle, cemaate bir sonraki haftaya taşan dinî bir heyecan yaşatır.

Sınırları, taşlarla duvarlarla değil, müminlerin sayısıyla çizili mekânlardır.

CAMİLER!

Yüce Allah’ın kitabında; insanın varoluş sebebinin yaratıcıya kulluk olduğunu (Zariyat, 51/56.) hatırlatanmekânlardır.

Yeryüzünün mamur edildiğini (Hûd, 11/61.) gösteren delillerdir.

Sadece; iman edip, namaz kılan, zekat veren ve Allah’tan korkanların imar ettiği binalardır. (Tevbe, 9/18.)

Hz. Peygamberin dilinde; Allah’ın, yeryüzündeki en sevdiği mekânlardır. (Müslim, Mesacid, 288.)

Abdullah İbni Abbas’ın yorumuyla Camiler; “Allah’ın yeryüzündeki evleridir. Gökteki yıldızlar yeryüzünü nasılaydınlatırsa, onlarda gök ehlini aydınlatırlar.”

Şimdilerde sessiz, camiler!

Şimdilerde mehcur( yalnız) bırakılmış!

BEKLEMEKTE!

İmar edecek( İbadet, ilim ve dua ile) müminleri,

Allah’a kulluk bilinciyle dolu erkekleri,

Özgürlüğünü Hakk’a tapmakta elde edeceğinin şuurunda olan gençleri,

Lüksün ve rahatın peşini bırakıp, ailesi ile birlikte Hakk’ın mücadelesini verecek kadınları,

İçerisinde cıvıl cıvıl koştururken Allah’ın rahmetiyle kuşanacak çocukları,

BEKLEMEKTE!

Şu gerçeği bir kez daha haykıralım!

İstikbalimiz namazda ve Allah’a kulluk etmektedir.

Ne zaman ki namazı devamlı kılan bir nesil oluşturur,

O nesli ilimle meşgul eder, onlara bir hedef koyar ve camilerde istişareye alıştırırsak,

İşte o zaman Allah’a kulluğumuzu ispat etmiş oluruz.

O zaman Hz. Musa’nın kavmi gibi çöllerden kurtulup özgürlüğe ulaşabiliriz.

İşte o zaman Mescidi Aksa’nın onurunu kurtarıp.

Mescidi Haram ve Mescidi Nebevi de zafer kutlamaları yapabiliriz.

Devamını Oku

MEVLA GÖRELİM NEYLER NEYLERSE HAYR EYLER

01/10/2021
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MEVLA GÖRELİM NEYLER NEYLERSE HAYR EYLER

Hikâyeye göre eski zamanlarda yaşamış bir köylünün güzel bir atı varmış. Fakirmiş köylü. Ama tek serveti olan bu atı satmaya bir türlü yanaşmazmış. Derken bir gün atı kaybolmuş. Köylüler yanına gelip;

-Vah vah keşke atını satsaydın. Gördün mü şimdi atın kayboldu elindeki tek sermayen de yok oldu. Demişler.  Bilge köylü cevap vermiş;

– Evet atım kayboldu. Gerçek bu. Amabunun benim için hayr mı şer mi olduğunu bilmiyorum. Rabbimden hayrmurad ediyorum.

Aradan birkaç gün geçmiş.At, yanında birkaç tane yabani atla geri dönmüş.Köylüler bu defa;

-Sen ne akıllı adamsın hakikaten çok kazançlı çıktın. Şimdi bir sürü atın oldu. Demişler.Adam yine;

-Evet atlarım çok oldu gerçek bu. Ama bunun benim için hayr mı şer mi olduğunu bilmiyorum. Rabbimden hayrmurad ediyorum.Demiş. Bir süre sonra adamın tek oğlu atları evcilleştirmeye çalışırken düşüp ayağını kırmış.Köylüler onun haklı çıktığını hakikaten atların şer olduğunu ifade ederlerken o yine Rabbinden hayrmurad etmiş.

Derken ülkede seferberlik ilan edilmiş. Köydeki eli silah tutan erkekler askere alınmış.Adamın oğlu ise ayağı kırık olduğu için gidememiş. Köylüler yine;

-Çok talihli bir adamsın, bizim çocuklarımız belki de geri dönmeyecek.Ama senin oğlunun ayağının kırılması bir şer değil hayrmış meğer. Deyince adam önceki sözlerini tekrar ederek “Benim için neyin hayr neyin şer olduğunu nerden bilebilirim ki? Hepsi Allah’ın elindedir. Bana düşen sadece hayrı istemek” diye bitirmiş sözlerini.

Evet çoğumuz   elimize bir mal, servet, makam, mevki yada menfaat geçse hayırlı olması için dua ederiz. Birbirimizede hayrı tavsiye ederiz.Zaten duyduğumuzda da içimizde güzel bir duygu oluşmuyor mu? “En güzeli olsun” demiş olmuyormuyuz? Elhamdülillah “hayr’ sevgisi hepimizde mevcut. Hatta bunu Yüce Rabbimiz de bize hatırlatıyor.   “İnsanhayr sevgisine düşkündür” (Adiyat,100/8)

O halde “Hayırlı olanı istemek her kişinin işidir. Ama başına gelen her durumda hayrı istemek er kişinin işidir”. Diyebilir miyiz? Zira anladığımıza göre bu istek bir içgüdü gibi zaten fıtratımızda mevcut. Sandığımız gibi bir meziyet değil. Asıl zor olan mevcut bir menfaati, faydayı, malı yada nesneyi görünürde kaçırınca aynı tavrı sergileyebilmek.

Madem hayra bu kadar düşkünüz o halde neden sadece görünenle karar kılıyoruz?

Neden musibetlerde de bir hayır olduğunu düşünemiyoruz?

Çünkü çok aceleciyiz.” İnsan, şerri de hayrı istediği gibi ister. İnsan pek acelecidir!” (İsra,17/11)

Düşünmeden hareket ediyor, gelişigüzel davranıyor sadece gördüklerimize inanıyor, kalbimizi kullanarak akletmiyoruz.“Çünkü gözler kör olmaz. Asıl kör olan sinelerdeki kalplerdir. (Hac, 22/46)

Kur’an’ın kavramlarından olan “hayr” kelimesinin kaç anlamı var biliyor muyuz mesela? Yoksa sadece dil alışkanlığımız mı var?Eğer böyleyse sorumlu olmaz mıyız? “Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar.” (Fetih,48/11)

Bakalım o halde hayr’a:

“Akıl, adalet, üstünlük,fazilet, nimet, faydalı nesne, menfaat” anlamları vardır diyor Ragıb El Isfehani(Ragıp el Isfehaninin “El Müfredat” adlı kitabı; Kur’an’da geçen kavramları tek tek inceleyen alanında benzersiz bir eserdir)

Demek ki bu kadar anlam içeren bir konuyu bilebilmemiz mümkün değildir. Biz aciz yaratıklarız.Çok az şeyi biliyoruz.  Her şey de olduğu gibi bunun bilgisi de Allah’ın katındadırHer şey onun elinde olduğu gibi hayr da onun elindedir. (Ali İmran 3/26).

O halde biz kullara düşen ısrarla hayr istemeye devam edip şer den yine O’na sığınmaktır.

Mevla görelim neyler neylerse hayr eyler.

Devamını Oku

GÖRMEK Mİ GÖRÜNMEK Mİ?

24/09/2021
1

BEĞENDİM

ABONE OL

GÖRMEK Mİ GÖRÜNMEK Mİ?

Başkalarını izlemek mi hoşunuza gider yoksa kendinizi izletmek mi?

Dijital dünyanın kıskacında kalmış biz insanlar için bu soruya cevap vermek çok zor olmasa gerek. Çünkü verilere göre ülke olarak günde ortalama 3,5 saatimiz sosyal medya araçlarında geçiyoruz.Ya paylaşım yapıyoruz yada paylaşım izliyoruz.WeareSocial  adlı medya kuruluşunun araştırmalarında2021 ocak ayı verilerine  göre internet başında geçirdiğimiz toplam süre günde  ortalama 7 saat 21 dakika.

Bilgiye ulaşmanın kolaylığı ve bilginin aktarılması konusunda internetin varlığı hiç şüphesiz çok büyük bir nimet. Gazetelere, dergilere, makalelere ve hatta e-kitaplara ulaşmak artık çok kolay. Birçok kütüphane, kitaplarını dijital ortamda yayınlayarak araştırmacılara kolaylık sunuyor. Anaokulundan üniversiteye kadar eğitimin her kademesinde internetin inkâr edilemez olumlu katkısı var.

Ancak günümüzde çoğumuz kendi hayatlarına ait bilgileri de internet de cömertçe sergilemeye ve teşhir etmeye başladık. Üye olduğumuz sosyal platformlarda kendimize ait her türlü bilgiyi sunmaktan çok memnun görünüyoruz. Facebok, instagram, twitter, watsap vbleri kullanıcısı isek bizi araştırmak isteyen için biri için haddinden fazla bilgiyi gönüllü olarak veriyoruz demektir. Memleketimiz, işimiz, ailemiz, zevklerimiz, dünya görüşümüz, siyasi kimliğiniz, üye olduğumuz dernekler, kimlerle görüştüğümüz, arkadaşlarımız, yediklerimiz, içtiklerimiz…Hepsini başkalarının görmesine açık bir hale getirdik.

Artık kendini göstermek çoğu insan için bir varoluş meselesi sanki. Descartes in ünlü “düşünüyorsam o halde varım” felsefi günümüz insanı için “görünüyorsam o halde varım” a dönüştü.

Nazife Şişman bir sosyolog gözüyle bunun nedenini açıklarken “İnsanlar başrol oynamak ve bir hikâyenin başkahramanı olmak istiyorlar” diyor, “Dijital Dünyada Müslüman Kalmak” adlı kitabında. Ve biz Müslümanların teknolojiyi sorgulamadan hiçbir filtre koymadan hayatlarımıza dahil etmemizi haklı olarak eleştiriyor.

Şimdi şu soruları başta nefsim olmak üzere her birimiz kendimize soralım:

Bir Müslüman için bu kadar görünür olmak, şöhret sahibi olmak, beğenilmek ya da insanlar tarafından takdir görmenin gerçekte ne kadar değeri var?

Allah (C.C) sadece kendi rızasının olduğu işlerimizi kabul edecekken neden başkalarını memnun etmek için yorulalım ki?

Nefsimizi beslemekten başka ne kazancımız olacak ki?

Kamil insan olmanın önündeki en büyük engel nefis değil midir?

Daha iyi görünür olmak adına yapılan hilelerin Allah katında bir karşılığı olmayacak mı?

Kendimizi övmenin ahlaki bir zafiyet olduğunun farkında değil miyiz?

Az konuşmanın, ayıpları örtmenin, gıybet etmemenin ahlaki meziyetler olduğunu bilmiyor muyuz?

Görünmemenin, gizemli olanın daha değerli olduğunu hatırlayalım. Hani Hz. Musa Allah’ı görmek istemişti de O’da “beni göremezsin ey Musa dağa tecelli edeceğim ona bak” dediğinde dağ paramparça olmamış mıydı?(Araf143)

Neden sanal alemde başrol oynamaya çalışıyoruz ki?Zaten her insan   kendi hayatının kitabını yazmıyor mu?

Belki de unutuyoruz.O halde hatırlayalım. Bakınız gerçek dünyada ki durumumuzla ilgili ne buyuruyor Rabbimiz;

“Artık kitap (amel defteri) ortaya konmuştur; suçluların, onda yazılı olanlardan korkuya kapılmış olarak, “Vay halimize! Bu nasıl kitapmış! Küçük-büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” dediklerini görürsün. Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez.(Kehf suresi 49)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.