DOLAR

18,6416$% 0.04

EURO

19,4698% 0.34

GRAM ALTIN

1.064,59%0,43

ÇEYREK ALTIN

1.729,00%0,17

TAM ALTIN

6.914,00%0,16

BİTCOİN

319958฿%1.4806

İkindi Vakti a 14:53
Malatya KAPALI
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Burcu ÇOBAN

Burcu ÇOBAN

30 Kasım 2022 Çarşamba

GRİP SALGINI!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

GRİP SALGINI!

Havaların soğumasıyla birlikte başta küresel grip salgını olmak üzere soğuk algınlığı ve enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığında da artış izlenmektedir. Bu hastalıklardan korunmada aşılanma, kişisel hijyen kurallarına dikkat etme gibi önlemlerin yanında bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için yeterli ve dengeli beslenme de oldukça önemli yer tutar. Yetersiz ve dengesiz beslenme alışkanlığı olan bireylerin soğuk algınlığı ve enfeksiyon hastalıklarına yakalanma riski daha yüksektir ve hastalık halinde hastalıkları daha ağır seyreder.

Besin çeşitliliğinin sağlanması, doğru seçimlerin yapılması, yeterli ve dengeli beslenme konusunda sürekliliğin sağlanması hastalıklardan korunmada çok daha etkindir.

  • Sebze ve meyveler büyüme ve gelişmeye yardımcı olduğu gibi hücre yenilenmesini ve doku onarımını sağlarlar ayrıca hastalıklara karşı direncin oluşumunda etkindirler. Yeterli ve dengeli beslenebilmek için çeşitli renk ve türdeki sebze ve meyvelerin tüketimi önemlidir. Sabah kahvaltısında da olmak üzere her öğünde sebze ve meyve tüketimine özen gösterilmeli, günde en az 5 porsiyon (400 gram) tüketilmelidir.
  • Savunma sistemini güçlendirici özelliği olan A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma, greyfurt gibi meyveler tercih edilebilir. Besin değeri ve ekonomik olması açısından mevsiminde, bol ve ucuz bulunduğu dönemlerde tüketilmesi daha uygundur. Sebze ve meyvelerin taze olarak tüketilmesi daha yararlıdır. B ve C vitamini gibi bazı vitaminler ısı ile kolayca kayba uğradığından sebzeler mümkün olduğunca kısa sürede ve diriliği korunacak şekilde pişirilmelidir. Suda eriyen vitaminlerin (vitamin C, B2, folik asit vb) büyük bir kısmında kayıplar olduğu için sebzelerin haşlama suyu kesinlikle dökülmemelidir.
  • Gerek C vitamini ihtiyacının karşılanması gerekse sıvı alımına katkı sağlaması yönünden taze sıkılmış meyve suları da içilebilir. Meyve sularının tüketiminde önemli olan bekletilmemesi, sıkıldıktan hemen sonra tüketilmesidir. Meyve suyunun bekletilmesi C vitamininin azalmasına neden olmaktadır.
  • E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırmakta, A vitamininin okside olmasını da engellemektedir. E vitamininin iyi kaynakları olan; yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir. Ancak kurubaklagillerin protein kalitesini arttırmak için tahıllarla ve C vitamininden zengin besinlerle tüketilmesi daha yararlıdır. İmkan dahilinde günde 1 avuç fındık, ceviz vb. yağlı tohumlardan yenilmelidir.
  • Yumurta, protein kalitesi en yüksek olan besindir. Alerji veya hastalık nedeniyle tüketilmemesi gereken durumlar haricinde her gün iyi pişmiş olarak 1 adet tüketilmesi yararlıdır.
  • Balık, beyin fonksiyonlarının gelişimi için gerekli çoklu doymamış yağ asitleri (omega 3), kalsiyum, fosfor, selenyum ve iyot mineralleri ile E vitamini için de iyi bir kaynak olup, bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine yardımcı olmaktadır. Bu nedenle imkânlar dahilinde haftada 2-3 kez buğulama, ızgara yada fırında pişirilerek tüketilmesi uygundur.
  • Metabolizmanın düzenli çalışması için, günlük yaşam koşulları da dikkate alınarak, yemeklerin günde en az üç öğünde tüketilmesi, öğün atlanmaması ve öğünler arasında geçen sürenin 4-5 saat olmasına dikkat edilmelidir. Öğünler içerisinde en önemlisi sabah kahvaltısıdır. Kahvaltı yapmadan güne başlamak verimi düşürür. Sabah kahvaltısında süt, yumurta veya peynir gibi protein içeren besinlerin yanı sıra vitamin ve minerallerden zengin sebze ve meyvelerin tüketiminin çok önemli olduğu unutulmamalıdır.
  • Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alımı unutulmamalıdır. Yeterli sıvı alımı vücutta oluşan toksinlerin (zararlı öğeler) atılması, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasında, metabolizma dengesinin sağlanmasında ve vücutta pek çok biyokimyasal reaksiyonun gerçekleşmesinde son derece önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, her gün en az 1.5-2 litre (8-10 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları ile bitki çayları tercih edilmelidir.
  • Ateş yükselmesi durumunda sıvı tüketimi artırılmalı ve yeterli enerji alınmalıdır. Enerji kaynağı olarak basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi tam tahıl ürünlerinin tüketilmesine özen gösterilmesi, enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlıları, tercih edilmelidir. Artan enerji ihtiyacının karşılanması için ölçülü olarak tahin pekmez de tüketilebilinir.
  • Fiziksel aktivite yaparak vücut direnci artırılmalı, düzenli olarak yürüyüş yapılmalı, güneş ışınlarından mümkün olduğunca doğrudan yararlanılmaya çalışılmalıdır.
Devamını Oku

ZERDEÇAL (KURKUMİN)

0

BEĞENDİM

ABONE OL

ZERDEÇAL (KURKUMİN)

Bu hafta ki konumuz çok gündem de olan zerdeçal.

Bu dönem de tüketelim mi? Tüketmeyelim mi?

Zerdeçal nedir ? Besin değerleri nedir ?

Biraz değinelim…

Zerdeçal Besin Değeri

1 yemek kaşığı zerdeçal ortalama

7 gram ve ortalama 23.9 kaloridir. Ayrıca; 0.5 gram protein, 4.4 gram karbonhidrat ve 0.7 gram yağ içermektedir. Karbonhidrat içeriğinin 1.4 gram diyet liflerinden gelmektedir ve günlük lif ihtiyacının ortalama %6’sını karşılamaktadır. Zerdeçal, bazı temel vitamin ve minerallerin de iyi bir kaynağıdır. 1 yemek kaşığı zerdeçal; 32.5 mg omega-3 ve 114 mg omega-6 yağ asidi içermektedir.

Bir çok baharat gibi, o da alternatif tıpta uzun bir zamandır kullanılmaktadır. Asya, Hindistan gibi bölgelerde, antioksidan içeriği ve iltihaplanma karşıtı özelliği ile pek çok rahatsızlığın tedavisinde popüler bir malzemedir. İçerdiği sağlıklı bileşikler ile vücutta iltihaplanmayı önlemesinin dışında zerdeçal; kalp krizi riskini azaltmada, kanser hücrelerinin büyümesini durdurmada, vücutta kireçlenmenin önlenmesinde, şeker hastalığının önlenmesi ve tedavisinde yardımcı olmada etkili bir baharattır.

Pek çok farklı mutfakta popüler bir bileşen olan zerdeçal; kendine has aroması, tatlı rengi ve lezzetinin yanı sıra, sağlık yararları ile de oldukça değerli bir baharattır.

Çorbalarda, içeceklerde, mezelerde, soslarda, çorbalarda, ızgaralarda, et yemeklerinde, çeşitli tariflerde ve bitki çayı olarak kullanılabilir.

Devamını Oku

Beslenme bozukluğu!!!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Beslenme bozukluğu!!!

Beslenme bozukluğu küresel sağlığın karşısındaki en önemli tehdittir.

Bu durum hem yetersiz beslenmeyi, hem gereğinden fazla besin tüketmeyi kapsayan genel bir durumdur. Besinler yoluyla gerekli miktarda enerji, protein, vitamin veya mineral alamayan kişiler yetersiz besleniyor demektir. Aldığı besinlerde bu öğelerin yeterli miktarda bulunmasına rağmen sindirim sistemindeki rahatsızlık nedeniyle bunların emilerek kana geçememesi de aynı soruna yol açar. Bunun yanında bol miktarda ancak bazı yönlerden eksik besin tüketen kişilerde beslenme bozukluğundan söz edilebilir.

Genel tanım olarak beslenme bozukluğu besin öğelerinin yetersiz, gereğinden fazla ya da dengesiz şekilde alınması olarak tanımlanabilir. Besin öğelerinin gereğinden fazla alınması ile ortaya çıkan sıkıntılar arasında en sık görüleni aşırı kilodur. Bunun yanında aşırı protein tüketimi ile ortaya çıkan gut hastalığı, vitamin zehirlenmeleri diğer örnekler olarak sayılabilir.

Yetersiz ve dengesiz beslenme vücudun büyüme, gelişme ve normal çalışmasında aksaklıklara neden olmaktadır.

Bu kişiler kolay hasta olur ve iyileşme süreçleri uzun zaman sürer.Herhangi bir besin ögesinin yetersiz alınması, vücut işlevlerinin eksik yada hiç çalışmamasına, doğal olarak hastalıklara davetiye çıkarması anlamına gelir.Dengesiz beslenme insanların iş gücü, planlama ve yaratıcılık yeteneğini minimuma indirir, hayati faaliyetlerde aksaklıklara neden olur. Sağlıklı bir birey olmanın temeli yeterli ve dengeli beslenme ile sağlanır.

 

Yetersiz ve dengesiz beslenenlerin görünüşü ise;

  • Hareketleri ağır, isteksiz, eğilmiş bir vücut,
  • Şişkin bir karın,
  • Ciltte çeşitli yara ve pürüzler,
  • Sık sık baş ağrısından şikayet,
  • İştahsız, yorgun, isteksiz bir kişilik.

 

Nasıl Önlem Alabiliriz???

Temel besin gruplarının dengeli şekilde tüketilmesi ile engellenebilir. Bu besin grupları aşağıdaki gibidir:

–    Karbonhidratlar
–    Meyve ve sebzeler
–    Protein (kırmızı ve beyaz et, balık, yumurta, baklagiller)
–    Süt ve süt ürünleri
–    Yağlar

Bunun yanında ortalama bir insanın günde en az 8-12 bardak su tüketimi şart!

Devamını Oku

VAZGEÇİLMEZİMİZ: BİTKİ ÇAYLARI!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

VAZGEÇİLMEZİMİZ: BİTKİ ÇAYLARI!

Hızlı zayıflamak uğruna ‘bitkisel’ adı altında satılan zayıflama çaylarından medet ummayın.!!!

Bitki sonuçta, ne zararı olabilir ki? demeyin. Kilo sorunu olan pek çok kişinin zayıflama amacıyla kullandığı bitki çayları yarar yerine zarar verebiliyor. Her ne kadar çayların zayıflatıcı etkisi olduğu düşünülse de, bitki çayları zayıflamaya yardımcı olmazlar.

Bitki çayı yapmak için bitkilerin çiçek kısımları tercih edilmelidir. Çiçek kısımları kaynar suda 10 dakika bekletilerek demlendirilmedir. Taze taze içilmelidir. Bitki çayı demlendikten sonra gün boyunca tekrar tekrar ısıtılmamalıdır. Kişilerin gün içinde tercih edebilecekleri çaylar, ıhlamur, yeşil çay, rezene gibi bitki çaylarıdır. Bu çayların tüketimi gün boyunca 1 veya 2 bardak ile sınırlandırılmalıdır. Ancak unutulmaması gereken nokta şudur: Her bitkinin pek çok endemik ve doğal şekli vardır. Her birinin farklı işlevi vardır. Bitkilerin doğal, organik olması onların bizler için son derece sağlıklı olduğu anlamına gelmez.

Bazı bitki çaylarının toksik etkisi olabiliyor, kişiler bitki çaylarından zehirlenebiliyor. Bazıları da özellikle böbreklerde ciddi yük oluşturarak kullanan kişilerin böbreklerinde toksik etki yaratıp böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Ayrıca sindirim sisteminde de olumsuz etkiler göstererek bağırsak tembelliğine de sebep olabiliyor.

Bitkileri karıştırmayın!

İdrar sökücü özelliğe sahip olan zayıflama çayları, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu suyun, suda eriyen vitaminlerin ve minerallerin kaybına yol açıyor. Üstelik tek başına etkinliği iyi olan bir bitki, başka bitkilerle karıştırılıp çay haline getirildiği zaman zararlı hale dönüşebiliyor. Üstelik birlikte kullanıldıklarında böbrekleri yoruyor ve kanda mineral eksikliği oluşturabiliyor. Ayrıca ilaçla birlikte alındığında ilacın etkisini azaltabiliyor.

Mutlaka uzmana danışın

Yeşil çay, içeriğindeki epigallokateşin galat sayesinde metabolik hızı arttırıyor. Ancak aşırı tüketiminde içerisindeki kafeinden kaynaklı hipertansiyon ve çarpıntısı olan kişiler rahatsız olabiliyor. Hipertansiyonu ve çarpıntısı olan kişiler yeşil çayı bir-iki fincandan fazla tüketmemelidir. Bitki çaylarının aşırı tüketimden kaçınmak gerekiyor. Yine bazı bitkiler bazı hastalıkları olanlarda olumsuz sonuçlar yaratabiliyor. O nedenle bitki çayı da olsa, herhangi bir hastalığı ya da şikayeti olanların dikkatli kullanması gerekir.

Marketlerde denetimsiz şekilde satılan form çaylarının içerik bilgileri incelenmeli ve uzman önerisi alınarak tüketilmelidir.

Devamını Oku

Stresin etkilerini nasıl azaltırız?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Stresin etkilerini nasıl azaltırız?

Günümüzde sağlık, insanın fiziksel, sosyal, duygusal durum gibi yaşamının bütün boyutlarıyla ilgili bir kavram olarak düşünülmektedir.

Stres anında, beyinde hipotalamus etkilenerek hormonal sistemde bazı değişiklikler meydana gelmektedir. Böbrek üstü bezlerinden adrenalin, noradrenalin ve kortizol hormonları salgılanır. Bu hormonların salgılanmasıyla kan şekeri, kalp atışları, metabolik hız, mide, bağırsak faaliyetleri ve kaygı düzeyinde artış gibi vücutta bazı değişiklikler olmaktadır. Salgılanan bu hormonların belirli bir miktarı organizma için yararlı iken uzun süreli ve fazla miktarda salgılanması yarardan çok zarar verici özelliğe sahip olmaktadır. . Bu nedenle, stres konusunda bilgilenmek ve verebileceği zararların farkında olmak, gerek sağlığın korunması ve gerekse okul ve iş yaşantısındaki başarı açısından büyük önem taşımaktadır.

Yaşamımız süresince maruz kaldığımız sınavlar, hızla zorlaşan yaşam şartları, trafik sorunu, iş hayatı, insan ilişkileri gibi pek çok stres kaynağı vardır.

Fiziksel ve zihinsel performansın arttırılmasında;

Bütün gece süren açlıktan sonra güne yeterli ve dengeli yapılan bir kahvaltı ile başlanması,

Rafine şeker tüketimini mümkün olduğunca azaltarak kan şekerini dengeleyici kompleks karbonhidrat kaynaklarının (kuru baklagiller, tam tahıl ürünleri vb.) tüketiminin arttırılması,

Kuru baklagiller, kuru meyveler, pekmez, tahin, yeşil sebzeler gibi demirden zengin besinlerin yeterli miktarlarda alınması,

Sinir sisteminin çalışmasında etkin B vitaminleri, magnezyum ve biotinden zengin besinlerin (tam tahıl ürünleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler, ceviz, badem, fındık gibi yağlı tohumlar vb.) tüketiminin arttırılması,

Bağışıklık sistemini güçlendirici C vitamininden zengin (portakal, yeşil biber, patates gibi) ve beta karotenden zengin besinlerin (havuç, koyu yeşil yapraklı sebzeler, sarı- turuncu meyveler) tüketiminin arttırılması,

şeker ve şekerli besinler, cips, kuruyemiş, gazlı içecekler gibi besinler yerine süt, yoğurt, sütlü tatlılar, ekmek arası peynir, taze sıkılmış meyve suları ve kuru meyvelerin tercih edilmesi,

Günlük kafein tüketiminin en fazla 2 fincan kahve ile sınırlandırılması,

Strese bağlı vücutta oluşan toksinlerin atılmasını kolaylaştırmak amacıyla günde en az 8-10 bardak su tüketilmesi önerilmektedir.

Günde 30 dakika yapılacak düzenli egzersiz (tempolu yürüyüş, koşma, bisiklete binme vb.) stres kaynaklı toksinlerin vücuttan atılmasında, vücutta neden olacakları hasarın önlenmesinde ve metabolizmanın düzenli çalışmasında etkin rol oynar.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.