DOLAR

9,2391$%0.29

EURO

10,8036%0.44

STERLİN

12,8128£%0.42

GRAM ALTIN

531,19%0,66

ÇEYREK ALTIN

8.444,08%0,69

BİTCOİN

603324฿%1.56186

Öğle Vakti a 12:17
Malatya AÇIK 14°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Betül CÖMERTOĞLU

Betül CÖMERTOĞLU

08 Ekim 2021 Cuma

Hayali Sevgiler, Sahte Sargılar: Bir Matem, Belki Bir Yas

24/09/2021
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hayali Sevgiler, Sahte Sargılar: Bir Matem, Belki Bir Yas

İlgiyle dinlediğim bir seminerde, sevdiği kişiyi travmatik bir şekilde kaybedenlerin hem hayatında hem de kendi içinde büyük bir boşluk hissettiklerinden söz edilmişti. Seminerin bu noktası üzerinde bir süre düşündüm. Sevdiği birini kaybetmiş olanların bu boşluğu hissetmesi için illa travmatik bir ölüm mü olmalıdır? Her ölüm, her dönüşümsüz gidiş bir boşluk oluşturmaz mı? Sonuçta bir yakınınızı veya hayatınızdan kesitler paylaştığınız birini kaybettiğinizi düşünelim illa travmatik bir şekilde ölmesine gerek var mı? Bence bu kaybın beklenilir olması, aniden olması, travmatik olması hiç mühim değil. Bir ölüm ile birlikte, vefat eden bireyde bir imgemiz kalacağından içsel doyumumuzdan bir parçanın azaldığını ve artık o parçaya ulaşamayacağımızı bildiğimizden bir boşluk oluşturur. Bu imgeyi kavramını biraz açacak olursak yaşamımızı paylaştığımız her bireyde bizim bir değerimiz, kıymetimiz vardır.Bu bireylerle hem hayat karelerimize poz veririz hem de bu pozlarımızı oluştururken birbirimizden almaya ihtiyaç duyduğumuz sevgiyi hissederiz. İşte bu noktada aramızdan ayrılan bu bireyler bu dünyadan göçerken, bizden bu imgelerden birini/birkaçını da yanlarında götürürler. Bu yüzden imge dediğimiz kıymet, değer veya sevgi gibi ihtiyaçlarımız bizde boşluk oluşturur. En başta dediğim gibi bu boşluk hem hayatımızda hem içimizdedir. Çünkü kaybedilen bireyin ardından, onun sevgisini gösterdiği davranışlarından artık uzak kalmışızdır ve bu bizim içimizde bir boşluk oluşturmuştur. Hayatımızda ki boşluğa bakıldığında ise onunla bir etkinlik yapamamak veya beraber vakit geçirememekle karşı karşıyayızdır.

Bu boşluğun hissedilmesinin üzerine birde geri dönüşü olmadığı için ölen kişiyi daha çok severiz. Bazı durumlar var ki ölen kişi hayattayken çok haz etmesek bile öldükten sonra yaşamda olduğundan daha çok severiz. Söylemeden geçemeyeceğim. Toplumda sözü edilen “Ölünce badem gözlü oldu” cümlesi gelir aklıma. Belki kaba bir tabir ama burada anlatılmak istenene bakacak olursak; aslında anlatılmak istenen bizim toplumumuz iyilerin vefatının ardından bu bireyleri zaten iyi anar, özler.. Ama asıl dikkat çeken kötü davranışlarıyla anılan insanlar öldüğünde; genellikle bu insanların iyi huylarından, yaptığı iyiliklerden, iyi davranışlarından bahsederler ve öldükten sonra genelde kötü yönleri unutularak ölen kişi özlenir. Bence bu da ilk kısımda söz ettiğim gibi ölen kişinin hayatta kalanların içinde ve hayatında boşluk hissetmelerine yol açtığı için olabilir. Bazen ise bu söylediğim durumdan farklı olarak, kaybedilen kişinin ölümünden sonra ölen kişi bize zulmeden biri bile olsa bir acı duyuyoruz yani onunla ilgili bir duyguyu paylaşıyoruz ve ölürken bizim bir parçamızı da yuttuğu için konuşmak istemediğimiz bir kiste dönüşüyor. Aslında bu nokta, bu his hayatımızda yer alan alelade biri için geçerli değil de bizimle çok yakından ilişkili biri için geçerli olur gibi geliyor. Mesela baba, abi, anne, eş gibi. Yani anlatmak istediğim bir komşu için öldükten sonra iyiliğine odaklanabiliriz ama bir zulmeden komşunun ölümünün acısı bizde kolay kolay kistleşmez gibi geliyor bana. Ama ne olursa olsun konuşulmadığı için kistleşen bu yapıyı vücudumuzdan da atamıyor ve bize yük olarak ağırlaştırmasına izin veriyoruz. Bu yükü indirmek için gerekli olan ilk adım, üzerimizde taşıdığımız yükü fark etmemizle olabileceğinden bu yazıyı kaleme alıyorum.

Ama tabiki tüm bu söz ettiklerime rağmen ne olursa olsun yas tutan için zorlu bir süreçten geçeceği yadsınamaz. Bu süreçte ölen kişi, hayatta kalanın yaşamında ne kadar büyük yer ediyorsa yaşamına devam eden bireyin tuttuğu yasın sancısı da o kadar şiddetli olacaktır. Bu noktada terapötik müdahalenin de dikkatli yapılması önem arz ettiğinden biz psikologların yas sürecinde bize gelen danışanlara hizmet verme noktasında ekstra yeterliliğimizi sorgulamamız yerinde olacaktır.

 

Betül CÖMERTOĞLU

Uzm. Klinik Psikolog

 

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.