DOLAR

8,8171$%0.62

EURO

10,3529%0.39

STERLİN

12,1123£%0.49

GRAM ALTIN

497,71%1,41

ÇEYREK ALTIN

7.832,35%1,24

BİTCOİN

390758฿%2.28792

Öğle Vakti a 12:24
Malatya PARÇALI AZ BULUTLU 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Bu Sabah TV
Bu Sabah TV
Betül CÖMERTOĞLU

Betül CÖMERTOĞLU

24 Eylül 2021 Cuma

Hayali Sevgiler, Sahte Sargılar: Bir Matem, Belki Bir Yas

24/09/2021
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hayali Sevgiler, Sahte Sargılar: Bir Matem, Belki Bir Yas

İlgiyle dinlediğim bir seminerde, sevdiği kişiyi travmatik bir şekilde kaybedenlerin hem hayatında hem de kendi içinde büyük bir boşluk hissettiklerinden söz edilmişti. Seminerin bu noktası üzerinde bir süre düşündüm. Sevdiği birini kaybetmiş olanların bu boşluğu hissetmesi için illa travmatik bir ölüm mü olmalıdır? Her ölüm, her dönüşümsüz gidiş bir boşluk oluşturmaz mı? Sonuçta bir yakınınızı veya hayatınızdan kesitler paylaştığınız birini kaybettiğinizi düşünelim illa travmatik bir şekilde ölmesine gerek var mı? Bence bu kaybın beklenilir olması, aniden olması, travmatik olması hiç mühim değil. Bir ölüm ile birlikte, vefat eden bireyde bir imgemiz kalacağından içsel doyumumuzdan bir parçanın azaldığını ve artık o parçaya ulaşamayacağımızı bildiğimizden bir boşluk oluşturur. Bu imgeyi kavramını biraz açacak olursak yaşamımızı paylaştığımız her bireyde bizim bir değerimiz, kıymetimiz vardır.Bu bireylerle hem hayat karelerimize poz veririz hem de bu pozlarımızı oluştururken birbirimizden almaya ihtiyaç duyduğumuz sevgiyi hissederiz. İşte bu noktada aramızdan ayrılan bu bireyler bu dünyadan göçerken, bizden bu imgelerden birini/birkaçını da yanlarında götürürler. Bu yüzden imge dediğimiz kıymet, değer veya sevgi gibi ihtiyaçlarımız bizde boşluk oluşturur. En başta dediğim gibi bu boşluk hem hayatımızda hem içimizdedir. Çünkü kaybedilen bireyin ardından, onun sevgisini gösterdiği davranışlarından artık uzak kalmışızdır ve bu bizim içimizde bir boşluk oluşturmuştur. Hayatımızda ki boşluğa bakıldığında ise onunla bir etkinlik yapamamak veya beraber vakit geçirememekle karşı karşıyayızdır.

Bu boşluğun hissedilmesinin üzerine birde geri dönüşü olmadığı için ölen kişiyi daha çok severiz. Bazı durumlar var ki ölen kişi hayattayken çok haz etmesek bile öldükten sonra yaşamda olduğundan daha çok severiz. Söylemeden geçemeyeceğim. Toplumda sözü edilen “Ölünce badem gözlü oldu” cümlesi gelir aklıma. Belki kaba bir tabir ama burada anlatılmak istenene bakacak olursak; aslında anlatılmak istenen bizim toplumumuz iyilerin vefatının ardından bu bireyleri zaten iyi anar, özler.. Ama asıl dikkat çeken kötü davranışlarıyla anılan insanlar öldüğünde; genellikle bu insanların iyi huylarından, yaptığı iyiliklerden, iyi davranışlarından bahsederler ve öldükten sonra genelde kötü yönleri unutularak ölen kişi özlenir. Bence bu da ilk kısımda söz ettiğim gibi ölen kişinin hayatta kalanların içinde ve hayatında boşluk hissetmelerine yol açtığı için olabilir. Bazen ise bu söylediğim durumdan farklı olarak, kaybedilen kişinin ölümünden sonra ölen kişi bize zulmeden biri bile olsa bir acı duyuyoruz yani onunla ilgili bir duyguyu paylaşıyoruz ve ölürken bizim bir parçamızı da yuttuğu için konuşmak istemediğimiz bir kiste dönüşüyor. Aslında bu nokta, bu his hayatımızda yer alan alelade biri için geçerli değil de bizimle çok yakından ilişkili biri için geçerli olur gibi geliyor. Mesela baba, abi, anne, eş gibi. Yani anlatmak istediğim bir komşu için öldükten sonra iyiliğine odaklanabiliriz ama bir zulmeden komşunun ölümünün acısı bizde kolay kolay kistleşmez gibi geliyor bana. Ama ne olursa olsun konuşulmadığı için kistleşen bu yapıyı vücudumuzdan da atamıyor ve bize yük olarak ağırlaştırmasına izin veriyoruz. Bu yükü indirmek için gerekli olan ilk adım, üzerimizde taşıdığımız yükü fark etmemizle olabileceğinden bu yazıyı kaleme alıyorum.

Ama tabiki tüm bu söz ettiklerime rağmen ne olursa olsun yas tutan için zorlu bir süreçten geçeceği yadsınamaz. Bu süreçte ölen kişi, hayatta kalanın yaşamında ne kadar büyük yer ediyorsa yaşamına devam eden bireyin tuttuğu yasın sancısı da o kadar şiddetli olacaktır. Bu noktada terapötik müdahalenin de dikkatli yapılması önem arz ettiğinden biz psikologların yas sürecinde bize gelen danışanlara hizmet verme noktasında ekstra yeterliliğimizi sorgulamamız yerinde olacaktır.

 

Betül CÖMERTOĞLU

Uzm. Klinik Psikolog

 

Devamını Oku

Sorunları Saplantı Haline Getirenler, Dikkat!

08/09/2021
sorunları saplantı haline getirenler, dikkat!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sorunları Saplantı Haline Getirenler, Dikkat!

Hayatımızın bazı dönemlerinde girdaplar yaşarız. Yaşanılan girdaplar bazen bizim hatalarımız sonucunda ortaya çıkarlar bazen de tahmin etmediğimiz faktörlerin sonucunda ortaya çıkarlar. Bu girdapların çıkış noktasında hayatımız bıraktığımız yerde değildir. Ne yapacağımıza ve nasıl yapacağımıza dair soru işaretleri zihnimizi bulandırırken bazılarımız hareket kabiliyetlerinin kısıtlandığını fark eder ki bunu danışanlarım: “Sıkışıp kaldım. Hiçbir şeye enerjim kalmadı. Bunun üstesinden gelemem. Artık yoruldum.” cümleleriyle ifade ederler. Bir adım atmak gerekir ama nasıl başlanacağı bilinmez, tıpkı bir cümleye başlarken ki zorlanmalarımız gibi.

Değerli okuyucular, bu girdaptan sonra yola devam edebilmek için ilk adım yapılan hataları kabul edip, kendinizi suçlamamaktır. Bu bizim yaptığımız hatalar da olabilir, hayatın bize yaptığı hatalarda olabilir. Her yaşanılan girdap, bu girdaba sebep olan hatalar bizim için birer kazanımdır. Her bir hatayla birlikte bir kazanım elde ederiz. Bu elde edilen kazanımlar oldukça kıymetliyken, genelde bireyler kaybettikleri somut şeylere odaklanırlar. Örneğin; Hiç su yutmadan, yüzme öğrenilir mi? Ya da siz hiç silgi kullanmadan mı okuma-yazmayı öğrendiniz? Bu soruların cevapları hepimiz için aynıdır değil mi? Yani; hayır.Su yutmadan yüzmeyi, silgi kullanmadan okuma-yazmayı öğrenemeyiz. Bizim için gerekli olan silgi kullanmak zorunda olduğumuz noktayı bir daha tekrarlamamayı hedeflemektir. Bu günlük yaşantımızda da böyledir. Yola devam edebilmek için gerekli olan şey cebimize koyduğumuz tecrübelerdir. Biliyoruz ki yaşadığımız hayatın bir kullanma kılavuzuna sahip değiliz. Dolayısıyla her birimiz önümüzü görmeden yaşıyoruz. Doğal olarak da hatalar, bizim ömür dediğimiz sürecimizin bir parçası haline geliyor. O zaman öngöremediğimiz hayatta kendimizi suçlamak niye? Hem de kendini suçlayarak o girdabın içinde boğuşmanın kime faydası var? Eminim ki bu durumun ne kendisine ne de başkasına bir faydası var. Bu girdapta önemli olan düştüğünüz yerden bir avuç toprağı cebinize koyarak, ayağa kalkabilmektir. Ama hayatta yapabileceğimiz en büyük hata o girdabın içerisinde hiçbir şey yapmamaktır. Siz harekete geçmedikçe yaşamınız durur. Akıp giden yaşam içerisinde tutunmak için ve süreklilik için çaba göstermek gerekir.

Unutmamak gerekir ki yaşam mücadele için vardır. Bu mücadele de;

Ne kadar çok kendimizi suçlarsak, o kadar enerjimizi kaybederiz.

Ne kadar olumsuzluklara odaklanırsak, o kadar alternatifleri gözden kaçırırız.

Kendinize iyi davranmak, kendinizi suçlamamak, içinizde bulunduğunuz girdabın çıkış yolu olabilir. Son olarak demek isterim ki; unutmayalım! Bizler hatalarımızla varız. Hatalarımızla var olduğumuz dünyada hatalarımıza takılı kalmak niye?O halde yapılması gereken kayıplara değil, kazançlara odaklanmak; ne olursa olsun mücadeleyi bırakmamak, bir nefes alıp yola devam edebilmektir. Alternatifleri göremediğiniz nokta da bir uzmandan destek almak sizin için derin bir nefes niteliğinde olabilir.

Devamını Oku

Yaşanılan Covid-19 Pandemisi, Üzerimizdeki Etkileri ve Öneriler

26/08/2021
yaşanılan covid-19 pandemisi, üzerimizdeki etkileri ve öneriler
5

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaşanılan Covid-19 Pandemisi, Üzerimizdeki Etkileri ve Öneriler

2019 yılında Çin’ de başlayan Covid-19 pandemisi tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Bu süreçte hastalıktan korunmak için hepimiz evlerimizde daha fazla vakit geçirmeye başladık. Sosyal hayatın kısıtlanmalarının beraberinde geldiği bu dönem de arkadaşlarımızdan, dostlarımızdan ve hatta aile üyelerimizden uzak kalmak zorunda kaldık. Hala tam olarak kesin bilgilere ulaşamadığımız hastalıkla ilgili detayları, haberlerden ve sosyal medyadan takip ettik. Bu da bazı bireylerde endişe seviyesini artırırken bazı bireylerde aldırmazlığın seviyesini arttırdı. Haliyle bir ucu aldırmazlığa, diğer ucu aşırı endişeye giden yelpaze içerisinde bireylerin ruh sağlığı etkilendi ve birtakım değişiklikler meydana geldi.

Devamlı medyadan takip ettiğimiz haberler ve önlem amaçlı uyguladığımız kısıtlamalarla birlikte gelişenhasta olma korkusu, bireyleri sürekli tetikte tuttu. Bu tetikte olma hali bireylerin endişelerinin artmasına yol açtı ve bireyin panik atak nöbetleri geliştirmesinde büyük rol oynadı. Kişilerde oluşan panik atak nöbetlerinin belirtileri; titreme, kalp krizi geçiriyorum düşüncesi, çarpıntı, göğüste sıkışma, terleme, uyuşma ya da karıncalanma hissi, üşüme/ürperme hissi şeklinde kendini gösterir.

Bununla birlikte uzun süre sevdiklerimizden uzakta kalmak ve/veya yalnız kalmak, evde uzun süre vakit geçirmek gibi durumlar bireyler de depresyona sebebiyet verdi. Birçok kişide, umutsuzluk, iştah kaybı veya iştahta artma, uyku süresinin azalması veya artması, çaresizlik, kolay öfkelenme gibi belirtileri gözlemler olduk.

Yine önlem amaçlı sürekli çamaşır suyu/deterjan kullanma,sürekli el yıkama, marketten alınan eşyaları yıkayarak kullanma gibi aşırı temizlik uğraşı ve tüm bu uğraşların günlük zamanın büyük çoğunluğunu almasıyla bireyler arasında temizlik takıntısının gelişmesine yol açtı.

Son olarak sürekli evde kalma ve sürecin getirdiği monotonluk aile üyeleri arasında çatışmalara neden oldu. Sonuç olarak bu pandemi süreci, bireyler üzerinde ailesel problemlerle karşılaşılmasına sebebiyet verdi.

Peki bu süreci sağlıklı geçirmek için neler yapılabilir?

-Kendinize zaman oluşturun. Örneğin; bir bebeğe sahipseniz yakınlarınızdan veya bir yardımcıdan destek almaya çalışın. Evi temizlemeniz gerekiyorsa ve o gün iş uğraşınızdan kendinize zaman ayıramamışsanız, temizliğinizi 45 dakika erteleyerek öncelik kendinize zaman oluşturun. Unutmayın ki yapamadığınız ev temizliğinden yara almazsınız. Fakat ruhunuza dinlenme molası vermediğinizde, ruhunuzun temizliğini yapamazsınız ve sonucunda ruhunuz dinlenemez ve yaralar oluşturmaya başlar. Bu yaralar bir süre sonra size temizlikte yaptırmaz, hayattan neşe de aldırmaz. Bu sebeple önceliğiniz sizin ruhsal temizliğiniz için kendinize vakit ayırmak olmalıdır.

– Medya da gördüğünüz her olumsuz habere veya bilgiye inanmayın ve olumsuz haberlerden uzak durun.

– Nefes darlığı hissettiğiniz de pencereye veya balkona çıkın nefes egzersizi uygulayın. Ağzınızı kapatarak, burnunuzdan nefes alın ve bu esnada içinizden dörde kadar sayın. Ardından nefesinizi yedi saniye tutun ve sonra içinizden sekize kadar sayarken nefesinizi üfler gibi verin.

-Mutlaka günlük yürüyüş yapın.

-Günlük bakımınıza önem verin.

– Renkli giysiler giymeyi tercih edin.

– Alkol ve sigara kullanımı ruhsal durumunuzu olumsuz etkiler, uzak durmaya özen gösterin.

– Bol su tüketmeye çalışın.

-Hafif ve dengeli beslenmeye özen gösterin.

 

Bu yaptıklarınıza rağmen belirtiler giderek artıyorsa veya herhangi bir düzelme olmuyorsa bir uzmandan destek alın. Bu süreçten olabildiğince az etkilenerek, bu dönemi sağlıklı bir şekilde geçirmeniz dileğiyle.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.