12 Aralık 2017 Salı

YALÇIN AYHAN OLAYI

02 Aralık 2017, 10:29
YALÇIN AYHAN OLAYI
MEHMET TÜREL
Malumunuz bu hafta konu çok, önemli önemsiz deyip ayırmadan öne çıkardıklarımıza birkaç kelime bir şey yazmadan geçmeyelim.
Yeni Malatyaspor ile başlayalım o zaman…
Sarı kırmızılı takımda Beşiktaş maçının hemen ardından patlak veren ve siyah beyazlı takıma karşı sergilenen destansı oyunu bile ağız tadıyla konuşmamıza engel olan Yalçın Ayhan Krizi, oluş şekli ve geldiği son nokta itibariyle herkesin malumu. 
Bir kere sorunlu bir futbolcu olduğu herkes tarafından bilinen Yalçın’ın, takımda bundan önce de birçok huzurluk yaratacak hadisenin baş faili olmasına rağmen,  her defasında affedilmesi ve kendisine teknik direktör yetkileri verilmesi gelinen süreci ilmek ilmek hazırladı bence. 
Trabzonspor maçının galibiyeti için vaat edilen primlerin gecikmesi sonrası takım kaptanı olarak Yalçın’ın başkanın defalarca çağırmasına rağmen, ‘Artık yalanlarınıza ortak olmam’ deyip, toplantı teklifini ret etmesi, olayın fitilini ateşleyen nokta olarak gösteriliyor.
Şimdi… 
Bir kere Yeni Malatyaspor’da parasal olarak ‘Kriz var’ diyebileceğimiz boyutta bir sıkıntı var mı?
Yok.
Peki, Trabzon maçı primleri Beşiktaş maçı öncesi ödenmiş mi?
Evet.
E be kardeşim o zaman sen neyin efeliğini yapıyorsun da futbolculara da ‘Bakın sizin hakkınızı savundum diye kadro dışı kaldım, siz de idmanı boykot edin’ derecesinde küçülebiliyorsun!
Yakıştı mı sana hiç bu şekilde gidiş? 
Olayların kendi mecrasında akmasına izin verseydin, hiç değilse taraftarın gönlünde bir açık kapı bırakırdın.
Gelelim yönetime…
Yalçın Ayhan’ın takımda Erol Bulut kadar etkili ve yetkili olduğunu Mısır’daki sağır sultan bile biliyordu, ama siz hep göz yumdunuz. 
Adam kulüp şoförüne saldırdı, akladınız… Adam Erol Hoca ve kulüp çalışanlarına posta koydu, akladınız…  Ve kadro dışı krizinden önce yaşanan son hadise; otobüse binen yöneticileri yaka paça aşağı atmak! (Gerçi bu son hadisede ben yöneticin tarafında değilim, yönetici hiçbir zaman futbolcunun olmasını istemediği yerde olmaz.)
Şimdi de kalkmış Yalçın şöyle disiplinsizdi, böyle laf anlamazdı diyorsunuz. E kusara bakmayın da bu olayda sizin de katkınız çok.
YALÇIN OLAYININ AKHİSAR MAÇINA YANSIMALARI!
Yaşanan bu olayın bugün ki Akhisar maçına yansıması ne olur diye soracak olursanız, elbette ki bazı olumsuz yansımaları olur derim.  
Haftaların getirdiği savunma alışkanlığının bozulması muhakkak ki bu maçta ve önümüzdeki haftalarda takım oyununda bazı olumsuzlular meydana getirecektir. 
Ancak benim bundan daha fazla takıldığım ve korktuğum nokta yerli oyuncuların bu olayın etkisinde kalarak maça yeteri kadar motive olamaması!  
Aldığı kadro dışı cezasını yerli oyuncular üzerinden kulübe ödetmeye kalkan bir futbolcu sizce kendi olmadan çıkılan ilk maçın kazanılmasını ister mi?
Bilmem anlatabildim mi?
YEŞİLYURT BELEDİYESPOR’DA AKIL TUTULMASI!
Mavi beyazlı kulüpteki tabloyu özetleyecek en güzel cümle belki de bu.
Geçen hafta bugün bu satırlardan ne yazmıştım, isterseniz hatırlatayım: “çok değil, birkaç hafta bekleyip görelim. Yeşilyurt Belediyespor Kulübü’nde Malatya futbolunun lehine yönelik bir adım atılması ya da değişiklik yapılması için ekstra şeyler yapmaya lüzum yok. Zaten yönetim ve teknik heyet ellerindeki onca imkâna rağmen yaptıkları ve yapamadıklarıyla hızla kendi sonlarını hazırlıyorlar!”
Sonuç ne peki?
Parasız, pulsuz, dağılmış, çökmüş bir İnönü Üniversitesi karşısında hezimet derecesinde kötü bir oyun ve de sonuç!
Ha bu arada Yeşilyurt’un hezimetini yazarken, rakibi İnönü Üniversitesi’nin sahadaki aslanlar gibi mücadelesini alkışlamamak elbette haksızlık olur.
Bravo çocuklar siz aslında geçen Pazar günü sadece 1 puan kazanmadınız. Siz futbolun yürek işi olduğunu, hesapsız-kitapsız bir şekilde sadece sahada oynandığını gösterdiniz. 
Başta Sportif Direktör Aziz Yiğit olmak üzere, Antrenör Cafer Aypan ve takımın eski antrenörü Murat Kurt’u kutluyorum. 
Bu çocukların emeklerini karşılıksız bırakan Kulüp başkanı Nurettin Uğur’u da yuhluyorum! 
Gelelim tekrar Yeşilyurt’a…
Allah’ınızı severseniz neyini yazalım Yeşilyurt’un?
Kulüpte bir tane yönetici almış koca takımı eline, ne belediye başkanını dinliyor, ne de kulüp başkanını!
Ve sırf haz etmediği bir gazeteci yazdığı-söylediği için, ona inat koskoca memleketin kaderiyle oynuyor! 
Bu hırsından, sinir sistemi bozukluğundan önünü göremeyen yöneticiye birilerinin acilen dur demesi lazım. 
Zira yöneticilik inatla, kavgayla yapılmaz. Orası kimsenin babasının malı değil, herkesin vergileriyle dönen, İçişleri Bakanlığına tabii bir kurum. 
Efendim neymiş bir gazeteci İsmail Tekin ile kavgalıymış, ee, işte o yüzden ona inat hoca başarısız olmasına rağmen bu yönetici göndermiyormuş!
E be güzel kardeşim 2 sene önce de o gazetecinin sözüyle takımın başına hoca getirdiniz ama!
Hani duruş, hani prensipli yönetici?
Yapmayın, etmeyin insanları kendinize güldürmeyin. 
O gazeteci de, ben de, bir başkası da ortada bir başarısızlık varsa yazarız ve bunu dile getiririz. Bu futbolun tabiatında var. Vay sen nasıl bizi eleştirirsin deyip, gazeteciyle uğraşmak size bir şey kazandırmaz. Bırakın da herkes istediği gibi yazsın çizsin. Tabi memlekette gördüğünü yazan çizen kaldıysa! 
BAL takımlarının günlük gelişmelerini idmana gitmek suretiyle takip eden gazetecilerden Yeşilyurt Belediyespor’da bu süreçte yaşananlarla ilgili tek kelime okudunuz mu?
Okuyamazsınız çünkü o kardeşlerimiz her zaman bizim yazdıklarımızın tersini yazmakla meşguller!
Ez cümle: Yeşilyurt Belediyespor’da tam bir akıl tutulması yaşanıyor!
  

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    E-GAZETE
    • BUSABAH GAZETESİ - 12 Aralık 2017 Manşeti
    • BUSABAH GAZETESİ - 11 Aralık 2017 Manşeti
    ARŞİV