Cumhuriyet tarihi, Osmanlı Selçuklu, ilk Müslüman Türk devletleri tarihi, İslamiyet öncesi Türk tarihi, bunca tarih ve zaman içinde süre gelen siyasi çekişmeler, milletlerin birbiriyle ilişkileri, hepsini bir bütün içinde değerlendirir isek hangi milletlerin daha ileri noktada olduğunu anlamanın tek ve en güzel yolu sanat tarihleridir.

İslamiyet öncesi yada İslamiyet sonrası fark etmez bir millet tarihi dalgalar arasında ürettiği yada etkilendiği bilgiyi ne kadar şekillendirebiliyorsa o kadar ilerlemiş sayılır.

Örneğin eski taş devirlerinden alınmış balta taşını zaman içerisinde çeşitliliği ve icatlarla gelişimini izlemek aslında insanlık tarihinin gelişimini izlemekle eş orantıdadır.

İslamiyet öncesi Türk tarihinde göçebe yaşayan Türkler kendi içlerinde bir yeteneğe kavuşmuştu. Bunlar ata binmede ustalık, göçebe yaşamla birlikte gelen sürü hayvanları ve hayvancılıkla birlikte bozkır kültürünün gelenekleri halı ve yastık dokumacılığına dönüşmüş, hayvan derilerinden yapılan eşyalar dericilik sanatını Türklerin öz milli sanatı haline getirmiştir.

Eski çağ Avrupasında kendilerini kale ve surlara mahkum ederken Türkler dağlar aşıp cihana yayılma aşkını tüm dünyaya göstermişlerdir.

İslamiyetten sonrada Türklerde deri ve halı kilim sanatı gelişme göstermiştir. Savaşçı milletlerin vazgeçilmezi olan savaş aletleri de aynı tarihlerde Türk demirciler tarafından ilerletilmiştir. Bu İslamın ilk zamanlarından sonrada devam etmiş ve milli sanat milleti dünya standartlarında devirlerinde en üst sıralara taşımıştır. Üstün savaş sanatına sahip millet İslamiyetten sonra din kardeşi Araplardan daha iyi savaş savaş sanatına sahip olduklarından zaman içinde İslamiyetin koruyucusu ve lideri durumuna gelmiştir. Tüm bu kazanımlarını tarih boyunca kendisini yetiştirmeye, demir dövme ve savaş sanatını geliştirmekle kazanmıştır. Yani sanat bir milleti dünyanın en ileri noktasına taşıyabilen en büyük güçtü. Bu oluşumu Selçuklu ve Osmanlının son devrine kadar görebilirsiniz. Ta ki kale içlerinde karanlık çağları yaşayan Avrupalıların dünyaya açılması okuma ve bilim sanatında ilerlemesine kadar…

Osmanlı’nın son dönemlerinde sanatsal ilerleme durmuş fetih ruhu ölmüş,her türlü sanatın önü kesilmişti ve nihayet koca imparatorluk çöküşe geçti ve akabinde dağıldı. Dünya tarihinde sanatı inkar edenler hep başka milletlerin boyunduruğu altında kalmaya mahkum olmuşlardır.

Bilim ve sanatsal ilerlemelere karşı koyan sözde milletin ilerileri banaz ve sağırlıklarını halk içinde veba gibi yaymış, en sonunda dünyanın ilerlemesinde geri kalan milletimiz çok zor dönemler geçirmişti.

Kısaca anlatmak gerekir ise bir zamanlar Türklerin ata binişleri, savaş sanatları, gemileri, bilim ve cesaretle karada yürütmeleri, barutu ve top mermilerini icat ederek, gökyüzünü gözlem yaparak, ayın ve güneşin tutulmalarını hesaplamaları Avrupa insanı tarafından hayretle izlenir iken bağnaz ve örümcek kafalıların sayesinde herşeye şeytan icadı, deyim kendimizi kör ve sağır kuyusuna attık ve sonuç kaçınılmaz yenilgi ve kıyım olmuştur.

Halbuki üretmek ve bunu sanat haline getirmek ilerlemenin tek yolu Avrupa elektriği telefonu arabayı icat ederken o zamanın bağnazları aman bunlar şeytan icadı derken bugün aynı bağnazların fikirsel torunları gavurların icat ettiği elektrik ve televizyonu interneti ençok kullanıp hala aynı kör ve sağırlığı yaymaya çalışmaktalar.

Asıl düşman bunlar hatta bunlardan birini internette gördüm NASA’nın çalışmalarını aşağılıyordu.Halbuki kullandığı interneti bu çalışmalara borçluydu ah ah bu örümcek kafalılar ne zaman akıllanacaklar yada biz ne zaman bilim sanatına sarılacağız. İnanın yeter artık!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner29

banner47