23 Haziran 2017 Cuma

“İstanbullu olsam heykelim dikilirdi”

Yeni Malatyaspor’da görev yaptığı 3,5 yıl içersinde 2 kupa kaldıran bir de play off oynayan takımda sportif direktörlük yapan Ali Ravcı, BUSABAH Spor Eki’ne bomba açıklamalar yaptı. Feyyaz Uçar’dan önce hocalık teklifi aldığını söyleyen Ravcı, bu sezonun ortasında İrfan Buz ile yaşadığı fikir uyuşmazlıklarını anlattı. Hayatı boyunca mütevazi olduğu için her zaman çok yıpratıldığını ifade eden başarılı spor adamı, “3,5 yıl içersinde ihaneti de gördüm, arkadan bıçaklayıp bel altı vuranı da. Benim bu kulüpte yaşadıklarımı dışarıdan birisi başarsaydı Malatyalılar onu bağrına basardı. 2 kupa kaldırmamıza rağmen insanlar bu apoleti hep başkasına taktı” dedi.

13 Haziran 2017 Salı 10:47
“İstanbullu olsam heykelim dikilirdi”

  Malatya futbolunun sessiz ve suskun çocuğu Ali Ravcı içini BUSABAH Spor Eki’ne döktü. Yeni Malatyaspor’un en kilit anlarında, tesis içinde yaşanan krizlerde, transfer ve kamp dönemlerinde daima gelişmelerin en yakınındaki isim olan Malatyalı futbol adamı, sarı kırmızılı kulüpte geçirdiği 3,5 yılı paylaştı. Bilindik sakin kişiliğinin aksine uğradığı haksızlıkları bir bir anlatan Ravcı, hangi hocayla ne krizler atlatıldığını bunların hiç birinin dışarıdan bilinmediğini söyledi. Adil Gevrek ve İrfan Buz ile iletişiminden, Malatya spor camiasından gördüğü desteğe, Süper Lig’e çıkan kulübün eksiklerinden transfer ve hoca konusundaki güncel gelişmelere kadar her şeyi açığa kavuşturan Ali Ravcı’yla röportajın hikayesiyle başlamak istiyorum.

Sezonun 28.haftasıydı... Yeni Malatyaspor yanlış oyuncu ve taktik anlayış yüzünden sahasında Eskişehirspor’a 2 – 1 yenilmiş, hafta içi antrenmanda suratlar bir karış aşağı düşmüştü. İdmanı kenardan benim gibi izleyen Ali Ravcı’nın stresli asık suratını görünce yanına gittim.

Kendisiyle 2000’li yılların başında başlayan dostluğumuza binaen, “Hayırdır abi yüzünden düşen bin parça, rahat ol şampiyon olacağız” dedim. “Olacağız olmasına da sen gel bir de bana sor” dedi. “O zaman soruyorum” dedim.

Ali Ravcı: Konuşursam olay olur derler ya aynen öyle kardeşim.

Ben: Peki o zaman sezon bitsin, konuş da olay olsun o zaman.

Ali Ravcı: Tamam.

(Güldük ve ayrıldık)

O an gelişen ve klasik bir muhabbetti. Ali Ravcı’yı geçtiğimiz hafta sonu telefonla aradım. Hem ‘konuşursam olay olur’ sözünü hem de iyi bir dostu olarak sohbet etmek istediğimi söyledim. İftarda misafirleri olmasına rağmen iki ayağı bir pabuçta geldi: ‘Bugünü mü seçtin’ dedi.

Güldüm. ‘İsabet olmuş’ dedim. Çünkü Ali Ravcı İstanbul’a başkanın yanına gitti ve ne zaman geleceği belli değil.

Ve olay yaratacak o açıklamalar...

 

Yeni Malatyaspor’daki görev sürecinize bakacak olursak, 2. Lig’den Süper Lig’e giden bir yol çıkıyor karşımıza. Siz nasıl özetliyorsunuz bu 3,5 yılı?

-Aslında 3 yıl öncesinde hep PTT 1. Lig, ardından Süper Lig hedefi vardı ama hiç bu başarı yakalanamadı. Son 3 senede yapılan transferler, futbol şansımızın yanımızda olması kocaman bir şehrin hayalini gerçekleştirdi. Önceden kendimize Yeni Malatyaspor 3 sene sonra Süper Lig’de oynayacak mı diye sorsaydık, tereddüt ile bakardık. Ama neticede büyük bir iş başarıldı. Herkesin emeğine yüreğine sağlık. Futbolda şampiyon olursunuz. Bu sene olmazsa sonraki senelerde olursunuz ama önemli olan şampiyon olduktan sonra geldiğiniz yeri koruyabilmektir. Hem takım için hem şehir için zor olan bu çünkü herkesin eli bu taşın altında. Gelinen nokta Malatyaspor’a yakıştı ve Süper Lig bu şehre şık durdu. Çünkü daha önceden tecrübesi olan bir şehir, birçok efsane oyuncu görmüş, başarılar yakalamış, Türkiye’de ilk 10 arasında sayılabilecek teknik adamlar gelmiş gitmiş. Neticede bunların hepsine bir bütün baktığınızda efsane geri döndü ve hak ettiği yeri buldu.

Şehrin kazanımlarından bahsettiniz. Peki, bu 2 kupa çok şey katarken, sizden bir şeyler götürmedi mi?

-Hemen kitabın ortasından konuşmam gerekirse, 3 sene içerisinde inanılmaz derecede yıprandım ve yoruldum. Bu 3,5 sene bana sanki 10 yıl gibi geldi. Hem bir tecrübe oldu, hem de yorgunluk süresi oldu. Tabi burası bizim kendi memleketimiz, kulüp içerisinde bir aile olduğumuz için olabilir. Kamplarda 4 saat uykuyla bir sonraki güne başladım. Telefonla konuşmaktan ayda bir batarya değiştiriyorum, yanımda şarj cihazlarıyla geziyorum. Ailem, çocuklarımdan ihmal ettiğim zaman da çabası. Ama hiçbir gün şikâyet etmedim. Çünkü zor bir iş yapıyoruz ve bu işin de olma şekli bu.

Son yaşanan Süper Lig’e yükselme de bile sanki fırtınalar koptu kulüpte. Sessiz fırtınalar. İrfan Buz ile ve başkan Adil Gevrek’le tartışmalarınız olduğunu duymuştum mesela. Hatta bir seferinde İrfan Hocayla rutinin dışında konuşmayıp küsecek kadar bir birinize girmişsiniz doğru mu bunlar?

 -Bunları nasıl duydun bilmiyorum ama birçoğu doğru. Bizim İrfan hocayla fikir uyuşmazlıklarımız oldu. Yeri geldi başkan ve yönetimle de oldu ama asgari müşterekte doğru olan zeminde buluşuldu. Biz hiçbir zaman şunu demedik; işimizi dört dörtlük, eksiksiz yapıyoruz. Kimisi Ronaldo’yu sever kimisi Messi’yi. Birisi takımında onu görmek ister, diğeri bir diğerini. Bizim de tartışmalarımız bu şekildeydi. Yoksa ne İrfan hocayla ne başkanla şahsi bir kırgınlığım olamaz. Bazen stresli dönemlerde tartışmalar oluyor. Ama bunlar kendi içimizde kalıyor tabi. Bir aileysek biz kendi içimizde sorunu çözüyoruz.

Transfer dönemlerinde mi oluyor bu tartışmalar daha çok yoksa normal sezonda taktiksel bir yanlışla kaybedilen maçtan sonra mı?

-Her iki dönemde de oluyor ama bunlar her kulüpte olan şeyler. Başarıya ulaşmak için herkesin farklı bakması lazım.

Takım kaybedince ya da size göre taktiksel bir yanlış yapıldıysa hocanın işine karıştınız mı hiç?

-Bu mümkün değil. Zaten herkesin görev tanımı ve sınırı belli. Ben hocanın işini kolaylaştırmak adına oradayım. Öyle dışarıdan hani millet diyor ya Ali Ravcı elini masaya vursun, hesap sorsun falan diye. Burada onu yapsan, 3 gün sonra oyuncu kalmaz. Kaybedildiğine oyuncu da hoca da çok üzülüyor. Medya zaten eleştirisini yapıyor. Bize de onları toparlamak düşüyor. Bariz bir şey varsa hocayla konuşup ortak çözüm bulmuşuzdur. Nihayetinde hepimiz de aynı gemideyiz. Hep beraber batar hep beraber çıkarız. Yanlış varsa düzeltmek, fikir birliği sağlamak da işimizin bir parçası.

Saha içini ve antrenman bilgisini iyi bilen birisisiniz. Teknik direktörlük yapmayı hedeflediniz daima. Ama sportif direktörlük yapıştı üzerinize bundan rahatsız mısınız?

-Futbolu bıraktıktan sonra hep antrenör olarak futbolun içerisinde bulunmayı istedim. Kendi memleketimize gelerek sportif direktör olarak hizmet vermeye başladım. Ama benim gönlümden geçen tabi teknik direktör olarak hizmet vermek. Bunu açık şekilde söylüyorum. 3 senelik zaman zarfından isteseydim yapardım.

Nasıl yani, Yeni Malatyaspor’da mı?

 -Evet.

Hangi dönemde peki?

-Hoca değişiklikleri yaşandığında. Bu görevi ben kabul etmedim. Feyyaz hoca döneminde bu konu hatta konuşuldu. İrfan hoca döneminde yine konuşuldu ama ben sıcak bakmadım. Çünkü kafamda şu var; ‘Ali Ravcı sen bu kulübe sportif direktör olarak geldin, buradan ayrılırken de sportif direktör olarak ayrılacaksın.’

Sizin bu duruşunuza karşın eleştirildiğiniz hatta yerden yere vurulduğunuz zamanlar da oldu, özellikle ‘pasif, hiçbir soruna el atmıyor, bananeci, orada kalmak için göz yumuyor’ gibi...

-Az önce sen anlatın kimlerle ne kavgalar verdiğimi tartışmalar yaşadığımı. Yanlışı gördüğüm yerde söylerim daima. Tesisler konusunda mesafe kat edemedik. Ama el insaf. 50 yıldır biriken sorunu benden 3 yılda çözmem isteniyor. Bu tarz eleştirileri her şeye rağmen kabul ediyorum. Yapamadık diyorum. Oyuncu penaltı kaçırıyor, niye kulağını çekmiyor muşum. Allah aşkına futbolda bu dönemler kaldı mı? Benim asıl sıkıntım yaşadıklarımı kimseyle paylaşacak bir mevkide olamamam. Mesela çıkıp basının karşısına, ‘bugün şu kriz oldu ben böyle çözdüm’ mü demeliyim. E o zaman kime göre göz yummuşum olaylara. Bu tür söylemler sosyal medyadan çok yazıldı. Hadi orada yazanları geçtim. Adam beni tanımıyor etmiyor. Birinin aklıyla, başkalarının yazdırmasıyla yazıyor. Ya benim bugüne kadar dost bildiklerim. Bu işleri yaparken en yakın çevremden ihanetleri bile gördüm. Daha önce bizim Malatyaspor da olmamızı isteyenler, sen bu işi iyi yapan futbol adamısın diyenler biz Malatyaspor’da göreve başladıktan sonra her ne hikmetse özelliklede başarılı olduktan sonra bir takım bel altı vurmalar başladı. Bu ülkede Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bile eleştiriliyor. Ben de eleştirilebilirim ama burada iş farklı arkadan bıçaklıyorlar. Bu alçaklıktır.

Biraz sessiz, sakin ve çok konuşmayan, mütevazi bir yapınız var. Bu dönemde böyle olmanızın handikabını mı yaşıyorsunuz?

-Aynen öyle. Futbolculuk antrenörlük ve şimdiki yaşantımda hep alttan aldım. Mütevazi davrandım. Ama böyle olunca insanlar daha çok üzerinize geliyor. Kıymet bilmiyor. Siz hayatta ne kadar mütevazi olursanız bu sefer haddini bilmeyenlerin sayısı fazlalaşıyor. Ben de sosyal medyadan lejyonerler tutsaydım, piyasadan birkaç kalem satın alsaydım. Eminim daha kıymetli olurdum. Onlar beni korurlardı. Ama biz kabuğumuzdayız, Anadolu insanı gibi efendi duruyoruz. Bu camianın pisliklerini biliyoruz ama yapmıyoruz, yapamıyoruz. Ben asla bu şekilde hayatı sosyal medya ergenleri gibi orada yaşayamam. Bu bir eksiklikse evet benim bu konuda çok eksikliğim var.

 

Peki, Ali Ravcı kendisine görev yaptığı süre içersinde kaç puan veriyor?

-3 buçuk yıldır Yeni Malatyaspor’dayım. Bir defa sportif başarı anlamında kendime ve birlikte çalıştığımız görevlilere 10 üzerinden 10 puan veriyorum. Takım zaten şuan da Süper Ligde ise demek oluyor ki sportif bir başarı var. Ama diğer konularda şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor. 1985 yılından beri kullanılan kulüp tesisi hala yerinde duruyor. Antrenman sahamızın bazı eksikleri var. Kulübün kurumsallaşması, profesyonelleşmesi anlamında eksiklerimiz var. Altyapının yapılması gereken çok eksiği var. Şimdi bunlarda önümüzdeki gerçekler. Bana 3 sene önce şunu sorsaydınız; şampiyon olmayı mı istersin, yoksa bu eksiklerin tamamlanmasını mı? Ben şampiyon olmaktansa bu eksiklerin giderilmesini tercih ederim. Siz her zaman şampiyon olabilirsiniz, iyi bir bütçe bulabilirsiniz, iyi bir kadro kurma imkânınız olabilir, iyi bir teknik direktör getirebilir bu hedefi uygulayabilirsiniz. Ama yapacağınız iyi bir kulüp tesisi size 60-70 sene belki 100 sene hizmet verebilecek kapasitede olur. O yüzden bu saydıklarım kulüplerin olmazsa olmazıdır. Ben kulübün tesisleşmesini, kurumsallaşmasını, profesyonelleşmesini, altyapının keza aynı şekilde iyi olmasını şampiyonluğa tercih ediyorum. Bu fikrimi de her zaman her yerde başkanımıza da söyledim.

Ali Ravcı Malatya’daki bu başarısından dolayı yeteri kadar sahipleniliyor mu, geçenlerde Rıdvan Dilmen, Giray Bulak gibi simge isimler sizin için methiyeler dizdi. Aynı şeyi çevrenizden gördünüz mü?

-Bu konuda üzüldüğüm çok zamanlar oldu. Biz hiçbir zaman kendi insanımıza zaten yeteri kadar değer veremedik. Bazen düşünüyorum iki tane kupa elimin altında, bir Anadolu takımıyla kazanılacak en büyük kupalar ve ligin en üstüne çıkmışsın. Benim yerimde dışarıdan birileri olsa belki kulübün bir tarafında ya ismini verirlerdi ya da küçük bir heykelini yaparlardı. Çünkü 2. Ligden Süper Lig’e çıkmak büyük bir başarıdır. Benim şurada yaptıklarımı Malatyalı Ali Ravcı değil de İstanbullu Ali Ravcı yapsaydı, kesin heykeli dikilirdi. Benim şimdi heykelim dikilsin istemiyorum ama kıymet bilinsin. Ben bu şehrin bir değeriyim, kıymetiyim bunu kim inkâr edebilir. Rıdvan Dilmen, Giray hoca, Tümer Metin, Serkan Rençber gibi duayenler inanılmaz şeyler söylediler. Hepsinden Allah razı olsun. Ama bunların onda birini Malatya’dan duymadım. Bu konuda Malatya çok geride. TFF 1.Lig’de bir tane hocamız var mı? Suat Arslanboğa gibi bir değerimiz bu şehri terk etti gitti. Biz kendi değerimizi bilmezsek, nasıl olacak bu işler? Apolet falan istemiyorum. Beni sevseler de sevmeseler de tarih bunları yazacak.

Son olarak Yeni Malatyaspor. Nedir durumlar?

-Valla ben pazartesinden itibaren başkanın yanına gideceğim. Transfer listemizi belirledik. Gidecek kalacaklar belirlendi. Hoca konusunu çözüp, orada yeni hocayla bunları istişare edip, her şeyi netleştireceğiz. Öyle sanıyorum ki 10 gün içinde kulübün önü daha açık olur ve taraftarın merak ettiği hiç bir şey kalmaz. Ben son olarak birlikte görev yaptığım tesis ve kulüp çalışanlarımıza, teknik heyetlerimize, başkanımız Adil Gevrek ve yönetimlerimize çok teşekkür ediyorum.





FATİH AVCI
Anahtar Kelimeler: Busabah

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Malatya’nın Yeni Stadı’nın ismi ne olsun?

    E-GAZETE
    • BUSABAH GAZETESİ - 22 Haziran 2017 Manşeti
    • BUSABAH GAZETESİ - 21 Haziran 2017 Manşeti
    ARŞİV