Matal matal matladı iki sıçan çatladı

Biri boz biri kara, bindim bozun boynuna 

Gittim Halep yoluna 

Halep yolu bit pazar, içinde ayı gezer

 Ayı beni korkuttu, kulağımı sarkıttı ............

Bu ve buna benzer tekerlemelerle başlayan masalları ne kadar özlediğimi fark ettim. 

Masalları mı özledim, masal anlatan o güzel insanları mı, bilemiyorum?

Çocukluğumun güzel günlerinin geçtiği İstanbulluoğlu Konağı’nda, akşamları Şaban Dayının anlattığı bu güzel masalları dinlemek için akşamı iple çekerdik.

Kimler yoktu ki, bir kere mahallenin tüm çocukları oradaydı,

 Şimdi siz tabi ki çocuklar olacak, büyüklerin masalla ne işi olur diye düşünüyorsunuz ama yanılıyorsunuz, çocuklar kadar büyükler de Şaban Dayının masallarını ilgi ve merakla takip ederlerdi. 

Takip sözcüğünü bilerek kullandım çünkü Şaban Dayı masalları bir dizi film kıvamında, arkası yarın tarzında anlatırdı.

Televizyonlarda masalcı teyzeler, masalcı amcalar vardır ya, anlatım konusunda bir eğitim almışlardır. Şaban Dayının hiç bir eğitimi olmadığı halde, o kadar sürükleyici masallar bulup onları öyle dramatize ederek anlatırdı ki masalı yaşatırdı adeta.

O anlatırken masalın durumuna göre, hüngür hüngür ağlayan mı ararsın, kahkahayla gülen mi....

Şaban Dayı sanki bugünkü dizileri izlemiş, öğrenmiş ve o günlere dönmüş gibi, diziler nasıl en heyecanlı yerinde devamı haftaya deyip keser ya, Şaban Dayı da masalın en can alıcı  yerinde masalı keser devamı yarın der, bütün ısrarlarımıza rağmen geri adım atmazdı.

İşini iyi biliyordu Şaban Dayı, ertesi gün merakla masalın devamını beklerken o hiç istifini bozmadan "az sonra" edasıyla çayını yudumlar bizi hiç duymazdan gelirdi.

Kuzine soba gürül gürül yanar, üstünde kestaneler içinde patatesler pişirilir, çaylar demlenirdi.

Televizyon yoktu, gazete her eve girmezdi, öylesine cahildik ama mutluyduk.

Her akşam  misafirlere ceviz, kara üzüm, Besni üzümüyle karıştırılmış leblebi, "tut" pestili, köpük pestili, kesmece, "tut" kurusu, erik kurusu, elma gağhı (elma kurusu) ikram edilir, masal dinlerken misafirler de bunları  kahkaha ve gülücüklerine katık ederek atıştırırlardı...

Dışarıda kar ve soğuk içeride huzurla dolu bir ortam

Hastalıklı beyinlerin ürettiği, uzun süre izlendiğinde insan psikolojisini bozduğu kesinleşen televizyon dizileri ve karşısında, çocuk hayal dünyasını geliştiren masallar...

Cahildik mahildik ama mutluyduk be!

Bırakın o günleri, o günlerin kokusunu özleyeceğim hiç aklıma gelmezdi...

Şimdi tek arkadaşları bilgisayar olan, sitelerde büyüyen, paylaşmayı bölüşmeyi bilmeyen, çocuklar bu duyguları tadamayacaklar maalesef...

Hep söylediğim gibi şanssız bir nesil...

Her şeyleri var...

Ama çok şeyleri eksik...

Selam olsun Malatya'mın masal tadındaki insanlarına...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Selman Kaya 2017-06-16 18:06:32

tebrikler, mükemmel

Avatar
Selami Güleryüz 2017-06-16 19:52:40

bizleri o günlere götürdünüz. teşekkürler

Avatar
Selda timur 2017-06-17 08:44:05

Super bir anlatim, super bir gerceklik..

Avatar
Suat Oğuz 2017-06-17 19:00:54

bi̇r an şaban dayinin masalini di̇nler gi̇bi̇ oldum.çocukluk günleri̇me götürdün.allah sana uzun ömürler versi̇n.

banner29

banner47