23 Ekim 2017 Pazartesi

KİM ÖĞRETİYOR?

05 Ekim 2017, 11:12
KİM ÖĞRETİYOR?
Türkan YILDIZ

Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyeli vatandaşlar, ben üniversitedeyken gündemi günlerce meşgul eden konu olmuştu.

Tanıdığım her görüşteki insan, savaşın çok kötü bir şey olduğunu ve o insanların korunması gerektiğini belirtmişti. Tabi ben de öyle.

Çok üzüntü vericiydi ve halen de öyle.

Ben mezun oldum, o gariban insanların hüzünleri ve yaşadıkları hakkında birçok haber yaptım; halen aynı acıları yaşadıklarını gördüm.

Allah kimseyi sahipsiz bırakmaz!

Ki zaten Türkiye de sahipsiz bırakmadı.

Üniversite yıllarımda, yani savaştan kaçan Suriyeli vatandaşların ilk yıllarında birçok yardım yapılıyordu onlara.

Kadınlar ve öğrenciler, gözleri yaşlı bir şekilde-merhametle yemeklerini, eşyalarını paylaşıyorlardı onlarla.

Gazetelerde ve haberlerde “Suriyeli vatandaşlar”, “Suriyeli kardeşlerimiz” gibi ifadeler kullanılıyordu.

Sonra bir şeyler değişti.

Ötekileştiren bir ifade çıktı karşımıza: “Suriyeliler…”

Sert ve bence acımasız bir ifade.

Bakın, gayet objektif yaklaşmak istiyorum bu konuya:

Suriyeli vatandaşlar İstanbul’da her noktada karşınıza çıkar. Onlar kente ilk geldiklerinde insanlar onları kucakladı, sarıp sarmaladı.

Sonra birkaç ay ya da bir yıl geçti. Sokaklarda ellerini açıp dilenen o kadar çok Suriyeli çocuk vardı ki!

İlk başlarda, bunun yanlış olduğu çocuklara anlatılmaya çalışıldı. Kim öğretti bunu onlara bilmiyorum ve ben de çok defa bunu anlatmaya çalıştım o çocuklara.

Tabi başarılı olamadım…

Sonra bir gün bir arkadaşımdan şunu duydum: “Bütün Suriyeliler dileniyor!”

Bakın bu çok ciddi bir ifade. Çünkü ben çok iyi, çok güzel birçok Suriyeli vatandaş tanıyorum. Hiçbiri de dilenmiyor…

Mesela kömür yardımı yapılan bir ailenin, “Bize kömür vermeyin. Komşumuzun kömürü yok, bizim halen 2 torba kömürümüz var. Onların ihtiyacı daha çok” dediğini duydum.

Daha güzel bir cümle duyan varsa söylesin bana…

Bir nefret söyleminin oluştuğu ve bir grup mülteci arkadaşın da hareketleriyle bu söylemleri güçlendirdiği belki söylenebilir. Ama biz misafirperver bir milletiz, bunu unutmamak lazım.

***

Geçtiğimiz haftalarda kardeşim evlendi. Düğün fotoğrafı çekimleri için bir yere gittik.

Orada da Suriyeli çocuklar dileniyordu maalesef.

Bir tanesi yanımıza yaklaşıp para istedi. Kürtçe konuşuyordu ve bizim anlamadığımızı zannediyordu.

Kimse o yoğunlukta kendisiyle ilgilenmeyince Kürtçe şekilde aynen şu cümleyi sarf etti:

“İnşallah düğününüz hayırlı olmaz!”

Açıkçası şok oldum. Küçük bir çocuğun bu kadar nefreti bir ifadeyi kullanması garip geldi. Nasıl bir hayat yaşıyordu bu çocuklar?

Biz fotoğraf çekimlerini bitirince kendilerini arabanın üzerine atan çocuklardan bahsetmeyeyim.

Kendi kendime şunu sordum:

“Bu küçücük çocuklara bu şekilde ‘para kazanmayı’ kim öğretiyor?”

***

Ben olanı anlattım. Yorumlaması size kalmış. Sizden tek bir isteğim var: O çocuklara para vermeyin, balık tutmayı öğretin…

Ya da en doğrusu yetkilileri bilgilendirin… 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    E-GAZETE
    • BUSABAH GAZETESİ - 23 Ekim 2017 Manşeti
    • BUSABAH GAZETESİ - 21 Ekim 2017 Manşeti
    ARŞİV