23 Ekim 2017 Pazartesi

İYİLER UZUN VADEDE KAZANIR

09 Ekim 2017, 11:04
İYİLER UZUN VADEDE KAZANIR
ATİLLA KANTARCI

Ürkek adımlarla otobüsten indi, ayakları sanki geri geri gidiyor, neden geldin buralara der gibi davranıyordu.

Yavuklusu Ayşe geldi aklına, iyi mi yapmıştı sevdiceğini memlekette bırakmakla? Ama başka çaresi mi vardı sanki! İstanbul'da bir iş tutup, ayaklarının üstünde durmayı becerebildiği ilk günde anlı-şanlı bir düğün yapıp, sevdiceğini yanına alacaktı. 

Eminönü'ne vardığında camilerden öğlen ezanının sesi yükseliyordu. Karnının acıktığını hissetti, cebindeki kısıtlı parayı idareli kullanmalıydı. Seyyar simitçiden iki simit alıp caminin merdivenlerine oturup hem güvercinleri seyredip hem de simidini yemeye başladı. Keşke şu güvercinlerin yerinde ben olsaydım diye düşündü. Allah hepsinin rızkını veriyordu, herhalde anaları, babaları, sevdikleri de yanlarındaydı, daha ne istiyorlardı ki? Sonra Allah'ın herkese rızık veren cömertlerin en cömerdi olduğu aklına geldi; rahatlamış, kendine güveni biraz olsun artmıştı. 

Kalacak bir yere ihtiyacı vardı. Ucuz bir otel bulma ümidiyle Sirkeci'nin arka sokaklarında dolaştı. Aradığı gibi ucuz, salaş bir otel buldu. Bir günlük ücreti peşin verip odaya çıktı. Odada ayakları dışarıda bırakan ölçüde, gıcırdayan bir somya, üzerinde rengi yıkanmaktan solmuş, kirli beyaza dönmüş bir çarşafla yastık, üzerinde de çizgili bir battaniye, dokunsan dağılacak dediğin bir gardırop dışında hiçbir şey yoktu.

Biraz uyuyup çıkıp iş aramalıyım diye düşündü ve yatağa uzandı... 

Bir saat sonra uyanmış, koridordaki tuvalette elini yüzünü yıkamış, iş aramak için dışarı çıkmıştı bile... 

Bulduğu işin üçüncü ayındaydı, patronunun birçok kere kendini denemesinden başarıyla çıkmış, patronuna ne kadar güvenilir olduğunu ispatlamıştı. Bunun sonucunda büyük toptancı dükkanının müştemilatında kalma izni verilmiş, otel masrafından kurtulmuştu. Artık toptancı dükkanını kendi açıyor, kendi kapatıyordu ,çoğu zaman patronu dükkana bile uğramıyordu... 

Artık Ayşe'si için hazırlık yapması gerekiyordu; para biriktirmeye başlamış, tuttuğu evin eşyalarını yavaş yavaş tamamlayıp bir an evvel Ayşe'sine kavuşmak istiyordu. Patronu olanları uzaktan uzağa izliyor ve bu çalışkan çocuğun azmine saygı duyuyordu. Kararını verdi ve dükkandan hisse verip bu çalışkan çocuğu ortak etti.

Bütün bu olanlar inanılır gibi değildi. Rüya mıydı acaba bütün bunlar? Bundan sonra daha fazla çalışacak ve ortağına olan borcunu ödeyecek, kendi de işçi olarak girdiği iş yerinin patronu olacaktı...

Ortağıyla birlikte memlekete gidip Ayşe'yi Allah'ın emriyle istediler, nişanı orada takıp düğün gününü kararlaştırarak İstanbul'a döndüler...

Düğünden yaklaşık bir yıl sonra bir kız, bir de oğlan ikiz çocukları oldu.

Çok mutluydular, tüten bir bacaları, huzurlu bir yaşamları olmuştu. Keşke sevgili anneciği de görseydi bugünleri ne kadar da sevinir, gurur duyardı biricik oğluyla…

İstanbul bir delikanlıyı daha yutamamış, bir kişiliği daha girdabında yok edememişti. Bu defa İstanbul'u yenen, hedefine ulaşan bizim delikanlı olmuştu...

-İYİLER UZUN VADEDE HER ZAMAN KAZANMAKTADIR... 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    E-GAZETE
    • BUSABAH GAZETESİ - 23 Ekim 2017 Manşeti
    • BUSABAH GAZETESİ - 21 Ekim 2017 Manşeti
    ARŞİV