Bu yazıda okuyacağınız olaylar tamamen gerçek olup, gerçeklerle ilgisi vardır..

Her şeyden habersiz küçük bir bavulla ve cüzdanında çocuklarının fotoğraflarıyla Şırnak’tan gelmişti, okuyamamıştı. İşverene göre vasıfsız eleman dört çocuğuna ve eşine göre en vasıflı insandı.

İnşaatta çalışacak, şantiyede yatacak, yemek derdi olmayacak, dolayısıyla pek masrafı olmayacaktı; kazandığı üç-beş kuruş cebinde duracaktı...

Ne kavuran sıcağa aldırdı, ne kürek tutmaktan kabaran avuç içlerine. Var gücüyle çalıştı, çalıştı. Eğer çelik yaşam hattı, emniyet halatı, bareti olsaydı belki bugün de çalışmaya devam edecekti.. Ama 5. Kattan düşerek can verdi..

Bu olay 6331 sayılı kanunun 3. maddesine göre ve 5510 Sayılı kanunun 13. maddesine göre ‘İş Kazası’dır.

Dört çocuğun çığlık çığlık ağlamaları, babasızlığı eksik kalmaları, yakılan ağıtlar… ‘Ben şimdi ne yaparım?’ diyen eşin çaresizliği mevzuatta geçmemektedir.

Hal böyle olunca işveren bir teklif sunuyor. “Bir ev verelim size, bir de çocukların okul masraflarını karşılayayım. Amann okusunlar babaları gibi olmasınlar!” diyor. Kadıncağız kabul ediyor, şikayetçi olmuyor, intihar deniyor, yıllarca mahkeme mahkeme dolaşmaktansa tamam diyor susuyor.. Ve bir hayat da bu şekilde son buluyor.. Olan yine her zamanki gibi fakire garibana oluyor...

Zaten ölmeseydi o kazada sakat, yatalak  kalacaktı ve muhtemelen bir süre sonra en sevdiceği dahi keşke ölseydi de bu acıyı her gün çekmeseydi diyecekti. İyi ki ölüm haktı...

Bu ülkemizde yaşanmış iş kazalarından sadece bir tanesi..

Ne zaman hatırlasam içimi acıtan…  Evin en büyük çocuğunun ağlarken zangır zangır titreyişini hatırlatan…

Ben tam da bunları sizlerle yolum paylaşmayı düşünürken yolum İRFAN SAYAR ile kesişti. Yalnız olmadığımı, onun da içinin ne kadar acıdığını gördüm. Türkülerinde gördüm, yazılarında gördüm.. Telefonumun ucundaki sohbetinde gördüm. Ve takdir ettim. Ne güzel bir meslek sevdasıdır bu, nasıl bir sadakattir işine..

Maden Mühendisi, İş Güvenliği Uzmanı olan irfan SAYAR iş güvenliği kültürünü oluşturmak için kendi cebinden harcayıp iki bestesine klip çekmiş, İnsan Hayatı diye bir kitap yazmış ve Soma gibi ülkemiz üzerinde derin, acı izler bırakan iş kazalarından sağ çıkmayı başarmış insanlarla hazırlamış bu kitabı.

Sadece bununla da kalmamış, ağaç yaşken eğilir sözü askıda kalmasın diye bir de ‘Çocuklarla İş Sağlığı Güvenliği’ kitabını yazmış.

İş kazaları nedeniyle hayatlarını kaybetmiş canları saygıyla rahmetle anarken, çıkarsız, sadece kazasız belasız günler temennisiyle, bunca emek çekmiş bu güzel yürekli insanı Malatyalılar da tanısın istedim..

Meslek hastalığı nedeniyle canı yanmış, huzurunu kaybetmiş tüm çalışanlarımıza, her gün bunun tedirginliğini bir kez olsun aklından geçiren tüm emekçilerimize, işine sonuna kadar merhametini bulaştıran, önce insan diyen, başta İrfan Bey olmak üzere tüm iş güvenliği uzmanları, İSG teknikeri olan meslektaşlarıma ve son olarak 20 Mayıs’ta sınava girecek olan tüm uzman adaylarına selamlarımla.. 

Kazasız, sitemsiz, keşkesiz günleriniz olsun..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
irfan sayar 2018-05-17 12:53:01

Yazınızda şahsımdan bahsedip güzel iltifatlarda bulunmanız bizleri ziyadesi ile onurlandırmıştır.Ben çokta olağanüstü şeyler yaptığımı düşünmeyerek teşekkür ediyorum.Hepimiz "Benim Hayatım" denen filmi biraz daha yavaş izlememiz yeterli olacaktır sanırım. Çalışanlar olarak akşam eve geri gelememe ihtimalimiz ülkemizde çok yüksek.”Bana bir şey olmaz” anlayışının yıkıldığı günler duyarlı insanlar sayesinde çokta uzak değil. Tekrar teşekkür ederim. mürekkebiniz tükenmesin...

banner29

banner52