Merhaba, BUSABAH ailesinin sevgili ve çok değerli okurları.

Öncelikle sözlerime, 2018/2019 okul döneminin açılması ile birlikte tüm öğrencilerimize ve meslektaşlarım öğretmen arkadaşlarıma başarılar dileyerek başlamak istiyorum.

Bugün sizlere, üniversite hayatım boyunca ilgimi çeken ve bende hayranlık uyandıran bir filozoftan bahsetmek istiyorum: ‘Nietzsche’.

Onu anlamak için bu satırların yeterli olmayacağını bilmemizde fayda var. Fakat en azından adını duyduğumuzda aklımızda birkaç düşünce belirmesi amaçlı sizlere Nietzsche’yi sunmayı amaçlıyorum.

Nietzsche, Alman bir düşünürdür, hayatı boyunca migren ağrıları ile savaşmış ve tüm bu ağrılara rağmen sorgulamayı ve yazmayı asla bırakmamıştır. Onun yaşadığı dönem de ‘Tanrı Öldü’ düşüncesi hâkimdir. Çünkü 1880’lerde Hristiyan Tanrı inancına olan güven giderek azalmıştır. İnsanlar bu durumdan dolayı varoluşsal bir boşluğa düşmüşlerdir.

Ondan önce ki tüm filozoflar, dünyanın anlamlı ve amaca sahip olduğunu söylerken; Nietzsche ile birlikte bu düşünceler değişmiştir. Çünkü ona göre dünyanın anlamlı olduğunu söylemek, sayının renge sahip olduğunu söylemek anlamsızdır.

Hristiyanlığa ve özellikle metafiziğe eleştiriler yöneltmesi nedeni ile ateist bir düşünür olarak kabul edilmiş olsa da, ben Nietzsche’nin Tanrı tanımaz bir tavrının olduğunu düşünmüyorum. Çünkü o, dinleri tek tek ele almış ve olumlu, olumsuz yanlarını anlatmaya çalışmıştır. Eğer Nietzsche ateist olsaydı, bir yandan Hristiyanlığı eleştirirken bir yandan da Budizm’i övmeye kalkmazdı. Çünkü o Hristiyanlığın insanı hayattan uzaklaştırdığını düşünüyordu. Metafiziği ise insana sahte ve yapay bir dünya sunduğu için eleştiriyordu. Tüm bunların yanında ise insanların ilahi olana duyduğu inancı yalanladığında, bir değer sorunu ortaya çıkacağını bildiriyordu; ‘hakikatin değeri sorunu’.

Sözleri ile her ne kadar inançtan uzak bir insan gibi görünmüş olsa da, bir insanın kalben bağlandığı tüm varlıkların üstesinde, yüce bir varlığın olmadığı düşüncesini kabul etmiyorum.Bir insan düşünelim,en yakını önemli bir ameliyattayken, ameliyathanenin kapısında, yakını olan kişinin iyileşmesi için yüce bir varlığa sığınmadan nasıl durabilir? Bu nedenle Nietzsche’nin kalbinde bir yerlerde mutlaka yüce bir varlığın bulunduğunu hissediyorum.

Her ne kadar eleştirilmiş olsa da benim Nietzsche’ye saygım sonsuz. Çünkü o dünyanın can yakan gerçeklerini insanlara sunmaya çalışmış ve sorgulanmadan kabul edilen değerleri sorgulamıştır. Yani at gözlüğü ile dünyaya bakmamak gerektiğini bizlere göstermiştir.

İnsanlığın dünyaya farklı açılardan bakabilmesi ve sorgulayıcı bir hayat sürebilmesi temennisi ile hoşça kalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.