Kur'an Bu Ayda İndi

Ramazan ayı hakkında bilgiler veren Malatya İl Müftü Yardımcısı İhsan Mesut Akbaş, “Ramazan'ı diğer kamerî aylardan üstün kılan özelliklerin başında, insanlık için bir hidayet rehberi olan Kur'an-ı Kerîm'in bu ayda inmesi ve inmeye başlamış olmasıdır” dedi.

Kur'an Bu Ayda İndi

Ramazan ayı hakkında bilgiler veren Malatya İl Müftü Yardımcısı İhsan Mesut Akbaş, “Ramazan'ı diğer kamerî aylardan üstün kılan özelliklerin başında, insanlık için bir hidayet rehberi olan Kur'an-ı Kerîm'in bu ayda inmesi ve inmeye başlamış olmasıdır” dedi.

17 Mayıs 2018 Perşembe 10:31
Kur'an Bu Ayda İndi

Malatya İl Müftü Yardımcısı İhsan Mesut Akbaş’ın Ramazan hakkında verdiği bilgiler şu şekilde:

“Ramazan ayına erişmiş bulunuyoruz. Manevî hayatımızda seçkin yeri olan bu aya bizleri eriştiren yüce Rabbimize hamd ediyor, bu ayı nasıl değerlendireceğimizi bize öğreten sevgili Peygamberimize (sav) salât ve selâm ediyoruz.

Ramazan ayı faziletlerle dolu bir aydır. Peygamberimiz (sav) bu aydan söz ederken, ‘Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluştur.’ (el-Münzirî, et-Tergîbve't-Terhîb, c. 2, s. 95, Beyrut, 1968) buyurmuştur.

Kur'an-ı Kerîm Ramazan ayından söz ederken:

‘Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an indirildiği aydır.''(Bakara,2/185)  buyuruluyor.

Demek ki Ramazan'ı diğer kamerî aylardan üstün kılan özelliklerin başında, insanlık için bir hidâyet rehberi olan Kur'an-ı Kerîm'in bu ayda inmesi ve inmeye başlamış olmasıdır.

İNSANLIĞA YOL GÖSTERMEYE DEVAM EDECEK

Kur'an-ı Kerîm, Allah-ü Teâlâ'nın gönderdiği kitapların sonuncusudur. Çünkü Allah-ü Teâlâ onu, son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) vasıtasıyla göndermiştir. Allah-ü Teâlâ, Peygamberimizden (sav) başka Peygamber görevlendirmeyeceği gibi başka kitap da göndermeyecek ve insanlık var olduğu sürece Kur'an-ı Kerîm de insanlığa yol göstermeye devam edecektir.

Kur'an-ı Kerîm, Cebrâilaleyhi's-selâm adındaki melek aracılığı ile Peygamberimize (sav) vahyolunmuştur. Kur'an-ı Kerîm, Peygamberimizin (sav) hayatında tamamen yazılıp tespit edilmiş ve daha sonra da mushaf haline getirilmiştir.

BU ÖZELLİĞİ TAŞIYAN BAŞKA BİR KİTAP YOKTUR

Kur'an-ı Kerîm, Peygamberimize (sav) vahyolunduğu günden beri hiçbir değişikliğe uğramadan bize kadar gelmiştir. Bu özelliği taşıyan başka bir kitap yoktur. Çünkü onun her türlü değişiklikten korunacağı Allah Teâlâ tarafından va'd buyurulmuştur. Nitekim Kur'an-ı Kerîm'de:

‘Doğrusu Kur'an-ı Biz indirdik, onun koruyucusu da Biziz.’(Hicr, 9) Kur'an-ı Kerîm, sadece Mushaflarda yer almamış, indiği günden itibaren çok kimse tarafından tamamen ezberlenmiştir.

Kur'an-ı Kerîm, İslâmiyet'in ana kitabıdır. Dinin esasıdır. Dinî hükümlerin dayanağı olan delillerin birincisidir. Dinî hükümlerin esaslarını ihtiva eden Kur'an-ı Kerîm, semavî kitapların da özetidir. İnsan ve insan topluluklarını inanç, ibâdet, ahlâk ve sosyal yönden maddî ve manevî mutluluğa ulaştıracak her şeyi bildirmiştir. Bir âyet-i kerîme şöyledir:

‘Ey Muhammed, sana, her şeyi açıklayan ve müslümünlara doğruyu gösteren bir rehber, rahmet ve müjde olarak Kur'an-ı indirdik.’(Nahl, 89)

Pek çok ayette tekrar tekrar hatırlatılan bir husus da Kur'an-ı Kerîm'in insanları doğruya ve doğru yola hidayet eden bir kitap olarak gönderilmiş olduğudur. Bu husus gerçekten çok önemli ve üzerinde derin derin düşünülmesi gereken bir noktadır. Bu ayet-i kerîmelerden bir tanesine işaretle yetineceğiz, şöyle buyuruluyor:

‘Doğrusu bu Kur'an' en doğru yola hidâyet eden ve yararlı işler yapan mü'minlere büyük ecir olduğunu, ahirette İNANMAYANLARA YAKICI AZAP HAZIRLADIĞIMIZI MÜJDELER.’(İSRÂ, 9)

TOPLUMSAL BARIŞ…

Kur'an-ı Kerim, insan ilişkilerine büyük önem verir. Bugün toplumların en çok ihtiyaç duydukları toplumsal barışı sağlayacak hususları detaylarına kadar açıklar. Önce kişinin gerek Allah'a ve gerekse insanlara karşı görev ve sorumluluklarını bildirir. Toplumun özünü oluşturan aile hayatı ile karı ile kocanın karşılıklı hak ve vazifelerinden milletlerarası münasebetlere varıncaya kadar sosyal hayatın bütün kurallarını gösterir; en yüksek, en güzel ahlâk prensiplerini öğretir. Çok basit gibi görünen ve fakat insanları birbirlerine yaklaştırmada, sevgi, kardeşlik ve dayanışma içerisinde yaşamaları hususunda önemli etkisi olan selâmlaşmaktan ve evlere izin alarak girme adabına varıncaya kadar detaylara yer verir.

Diğer taraftan Kur'an-ı Kerîm, insana büyük değer verir.

‘And olsun ki biz insanı en güzel biçimde yarattık.’(Tîn, 4) buyurarak insanın yaratıklar içerisinde en güzel sûrete sahip olduğunu bildirir. Ayrıca insanın üstünlüğüne işaret etmek üzere de şöyle der.

‘Biz gerçekten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık; kendilerine güzel güzel rızıklar verdik. Yine onları yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.’(İsrâ, 70)

Kur'an-ı Kerîm'in insana verdiği değeri saymaya gerek yok. Çünkü Kur'an, insandan başka kâinatta olan her şeyin insanoğlunun emrine âmâde kılındığını ve insana hizmet için yaratıldığını bildirir. Bu konuda şu âyet-i kerîmeyi hatırlatmak yeterli olur:

‘Allah'ın göklerdeki ve yerdeki (nice varlık ve imkânları) sizin emrinize verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmediniz mi? Yine de insanlar içinde- bilgisi, rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı yokken- Allah hakkında tartışan kimseler vardır (yazıklar olsun).’(Lokman, 20)

Kur'an-ı Kerîm, zina, fuhuş, adam öldürmek, yalan söylemek, iftira etmek, haksızlık yapmak, israf etmek, hıyanette bulunmak, gıybet ve sarhoşluk gibi toplumu temelinden sarsan kötülükleri yasaklar.

İlk inen ayeti:

‘Yaratan Rabbinin adıyla oku.’(Kalem, 1-2)olan Kur'an-ı Kerîm, daima ilme teşvik eder. Fenne ve müsbet ilimlere karşı asla tavır almaz. Akla ve düşünceye özel yer verir. Kâinatı ve kâinattaki yaratılış inceliklerini düşünmeye davet eder. ''Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?'' diyerek ilmin üstünlüğünü vurgular.

BÖYLE BİR KİTABI REHBER EDİNEN YANILMAZ

Özet olarak şunu söylemek gerekir ki, Kur'an-ı Kerîm, insan için inmiştir. İnsanı dünya ve ahirette mutlu kılacak her şeyi ihtiva eden bir kitaptır. Böyle bir kitabı rehber edinen yanılmaz. Ona sımsıkı sarılan sapıklığa düşmez. Onun gösterdiği yoldan yürüyen şaşırmaz ve onu okuyanın ecri az olmaz.

Şüphe yok ki, Kur'an-ı Kerîm'i okumaktan maksat, manasını öğrenip yapın dediklerini yapmak ve yasaklarından sakınmaktır. Çünkü Kur'an, Allah'ın insanlara gönderdiği mesajıdır. Bu mesajın içeriğini anlamadan sadece onu okumanın, gerçek anlamda onu okumak demek olmayacağı açıktır. Bu konuda Peygamberimize (sav) verilmiş olan görevi ifade eden ayet-i kerimeyi hatırlatmak yararlı olur. Şöyle buyuruluyor:

‘İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için sana bu Kur'an-ı indirdik. Umulur ki düşünüp anlarlar.’(Nahl, 44)

Kur'an'ı okumaktan asıl maksadın manasını öğrenip onu hayata geçirmek olmakla beraber, ayrıca onu okumanın da sevap olduğunda şüphe yoktur. Nitekim Peygamberimiz (sav):

‘Bir kimsenin Kur'an'dan bir harf okuması bir hasenedir. Her haseneye de on sevap vardır. Ben size ‘Elif Lâm Mîm’ bir harftir demiyorum. Belki ‘Elif’ başlı başına bir harftir, ‘Lâm’ bir harftir, ‘Mîm’ bir harftir.’(Tirmizî, Fedailü'I-Kur'an, 6) buyurmuştur.

Kur'an-ı Kerîm'den bir harf okuyana on sevap verildiğine göre ‘Elif Lâm Mîm’ diyen kimse üç harf okumuş olacağı için otuz sevabı var demektir.

Denizden bir avuç mesabesinde anlatmaya çalıştığımız yüce kitabımız Kur'an-ı Kerîm, işte bu ayda inmeye başlamıştır. Bunun için bu aya ‘Kur'an ayı’ denmektedir.

Her konuda olduğu gibi Ramazan ayı konusunda da örnek alacağımız kimse Peygamberimizdir (sav). Peygamberimiz (sav) Ramazan ayında diğer aylardan daha çok Kur'an-ı Kerîm'le ilgilenirdi. Kendisine vahiy getiren melek Cebrâilaleyhi'sselâm Ramazanın her gecesinde Peygamberimizle (sav) buluşur Kur'an okurlardı.

Hz. Fâtıma validemizden gelen bir rivâyete göre, Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

‘Cebrâilaleyhi's-selâm her yıl Kur'an-ı Kerîm'i benimle mukabele ederdi. Bu sene iki defa mukabele etti. Öyle sanıyorum ki ölümüm yaklaşmıştır.’(Buhari, Fedailü'I-Kur'an, 7)

Ashâb-ı Kirâm'ın hafız ve âlim olanlarından UbeyİbnKa'b ile Muaz (R.anhuma ) Ramazanda Kur'an-ı Kerîm'i hatmederlerdi. Hafız olmayanlar ise ezberledikleri sûreleri okurlardı.

Büyük İslâm âlimi Ebû Hanife’nin Ramazan ayında geceleri Kur'an-ı Kerîm'i okumakla ihya ettiği rivâyet edilir.

RAMAZAN HAYATININ ESERİ

Ramazanda camilerimizde mukabele okunması, evlerimizde Kur'an-ı Kerîm'in hatmedilmesi, Peygamberimizin (sav) ve onu örnek alan ashabının ve İslâm âlimlerinin Ramazan hayatından alınmış güzel örneklerdir. Peygamberimizin (sav) huzurunda okunan, yazılan ve ezberlenen Kur'an-ı Kerîm'in zamanımıza kadar bir kelimesi eksilmeden gelmiş olması, Peygamberimizin (sav) Ramazan hayatının eseridir.

İşte, Ramazan ayını diğer aylardan üstün kılan olayların başında yüce kitabımız Kur'an-ı Kerîm'in bu ayda inmeye başlamış olmasıdır.

Diğer bir olay da, İslâm'ın beş esasından biri olan oruç ibadetinin bu aya tahsis edilmiş bulunmasıdır.

Böylesine mübarek bir aya kavuşmanın sevinci içerisindeyiz. Bunu fırsat bilerek bu ayı oruç tutarak, Kur'an okuyarak, ibadet yaparak geçirmeliyiz. Kimseyi incitmemeye özen göstermeliyiz. Yoksulları ve kimsesiz çocukları korumalıyız. Böyle yaptığımız takdirde Allah'ın rızasını kazanmış oluruz. Ne mutlu Ramazan-ı Şerifi bu şekilde değerlendirenlere.

Bu duygularla hepinizin Ramazan-ı Şerifini kutluyor, hepimiz, ülkemiz, milletimiz ve İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

busabahmalatya.com

HABER MERKEZİ

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.