18 Ekim 2017 Çarşamba

“Birbirimizi sevmekten başka alternatifimiz yok”

Ergenekon’un Çocukları isminde kitap çıkartan ve bu kitabında 28 Şubat sürecini anlatan eğitimci Nurgül Yakın, gençlere önemli tavsiyelerde bulundu. Yakın, “Birlik beraberlik içinde okullarına gitsinler. Devlet dairelerinde çalışsınlar. Sokakta birbirlerine gülerek selam versinler. ‘Bu Alevi, bu Sünni, bu sağcı, bu solcu’ demesinler. Bizim birbirimizi sevmekten başka alternatifimiz yok. Ve ben buna inandığım için bu kitabı yazmak zorundaydım” dedi.

21 Eylül 2017 Perşembe 11:22
 “Birbirimizi sevmekten başka alternatifimiz yok”

  28 Şubat sürecini yaşayan herkes o günün ne kadar kara bir gün olduğunu söylerler. O gün yaşanılanları bir kitapta toplayan ve ‘Ergenekon’un Çocukları’ ismiyle kitabını çıkaran eğitimci Nurgül Yakın, kitabı hakkında bilgiler verdi. Eğitimci olduğunu ifade eden Yakın, Halk Eğitim Merkezi’nde 26 yıldan bu yana çalıştığını söyledi.

10 YILDA BİR BÜYÜK BİR NESLİ KAYBEDİYORUZ
  28 Şubat’ın 100 yıllık kara bir leke bıraktığını kaydeden Yakın, “Biliyorsunuz ülkemizde 10 yılda bir, bir şekilde gruplaşmalar oluyor ve arkasında darbeler meydana geliyor. Darbeler ülkemizde derin izler bırakıyor. Her 10 yılda bir büyük bir nesli kaybediyoruz. Her defasında küskünler oluşturuyoruz, kırgınlar oluşturuyoruz. Hayatının sonuna kadar ya da hayatına mal olan gençliğimiz var. 28 Şubat'ta bunlardan birisi. Belki etkisi 15 yılda bitti ama bana göre bilinçaltımıza 100 yıllık bir kara leke bıraktı. Bu kara lekeyi ben unutulmaması adına kaleme aldım ve 2006'da bitirdim kitabımı. Fakat bir türlü bastırmak nasip olmadı. Kitabı yazmadaki amacım o döneme öğrenci olarak yaşamadım, öğretmen olarak yaşadım ve o dönemin unutulmasın istemiyorum. Özellikle yeni neslin şu anda sahip olduğu özgürlüklerin farkında olmadığını gördüm. Yani o kadar çok özgür yaşıyor ki ve o kadar çok özgürlüğü var ki bizim çektiğimiz sıkıntılardan haberleri yok” diye konuştu.

KUTSALLARIMIZ, DEĞERLERİMİZ VAR
  Birlik ve beraberlik içerisinde olunmasını istemediklerini söyleyen Yakın, “Kadınların üstü aranarak Anadolu kadını rencide edildi. Yani şu anda açık olur, kapalı olur fark etmez.  Hepimiz Müslüman’ız ve Türk toplumunun bir parçasıyız. Bizim genlerimizde şu vardır: İster açık olsun, ister kapalı olsun, hamdolsun biz bu toplumun parçası olarak bizim kutsallarımız var, değerlerimiz var. Kime giderseniz gidin hiç kimse annesinin kıyafetine laf söyletmez değil mi? Ama bunu gençler yaptığı zaman o dönemde, bir siyasi simge, yaşlılar yapınca geleneksel bir görüntü gibi düşünüldü.  Hâlbuki başörtüsü o zaman siyasi bir simge değildi. Şu anda da kullanılıyorsa bilmiyorum ama o dönemde kesinlikle siyasi bir simge değildi. 70’li, 80’li yıllarda 80 darbesinden sonra yetişen bilinçli inançlı bir gençlik vardı. O gençliği tırpanlamak için yapılmış bir darbe ve özellikle de bizi, bizle iç kavgaya sürüklemek, devletle birbirimize düşürmek, küskünler oluşturmak için yapılmıştır. Ben bunu bugün şu şekilde görüyorum. Bir yasak koymuşlar. Bizim insanımızı sürekli ötekileştirerek, birbirine düşürmek yani Ayşe’yi Fatma'ya düşürdü. Ali’yi Ahmet'e düşürdü. Niye, çünkü Türk İnsanın birbirini sevmesi, birlik ve beraberlik içinde olmasını istemiyorlar” ifadelerini kullandı.

BİZİ ANADOLU'DA İSTEMİYORLAR
  Kitabının ismini Ergenekon’un Çocukları olmasının sebebini anlatan Yakın, “Daha doğrusu bizi Anadolu'da istemiyorlar. Bizi Anadolu’da istememe sebepleri de, bizim Orta Asya'dan gelip burada yerleşme mücadelesi vermemizi hepimiz biliyoruz. Biz bin yıldır bu toprakları şehit kanıyla her adımını sulayarak buraya sahip olduk. Hala biz bu topraklarda söküp atmak istiyorlar. Kitabının adının Ergenekon'un Çocukları olmasının sebebi de, Ergenekon’un kelime anlamı aşılamayan dağ demek. Yani 28 Şubat sürecinde kadınlar aşılamayan bir dağ, bir engeldi. Ancak onu yaşayanlar bilir. Toplumunda sürekli rencide edilenler bilir. Devlet kurumlarının kapısına gidemeyip ‘çöp kutusunun yanında başını açta gel’ diyenler bilir, benim ne anlatmak istediğimi. Hem kelime anlamı hitaben hem de köken olarak biliyorsunuz, hepimiz Orta Asya'dan gelen boyları birer parçasıyız. Ve biz geldik buraya tutunmak istedik.  Kitabımı ‘Anadolu’nun Çocukları’ diye de yazabilirdim. ‘Ergenekon’un Çocukları’ deme sebebim hem tarihi bir ismi hatırlatmak hem de bir mahkeme süreci ile kirletilmiş bir ismi aklamaktır” diye konuştu.

BİZİM GİDECEK YERİMİZ YOK
  “Ergenekon bizim ata yurdumuzun, demiri eritip geldiğimiz dağın adı. Hepimiz oradan gelen çocuklarız. Bizim başka alternatifimiz yok. Biz bu topraklarda tutunmak ve burada yaşamak zorundayız” diyen Yakın, “Milletimizin her zaman bizim hassasiyetimizdir. Gücümüz yetmezse bile arkasında duralım. Yani bu haksızlık Ahmet'e yapılıyorsa düşünelim, aynı şey bana yapılsa ne olurdu?  Benim nefsime ağır gelirdi. Birbirimizi sevmek ve zorundayız. Bu topraklarda yaşamak zorundayız.  Bizim gidecek başka toprağımız yok, başka coğrafyamız yok, bizim elimizde tutacak kimse yok. Şu anda bir kargaşa çıksa bizim gidecek yerimiz yok. Iraklı bize kaçabilir, Suriyeli bize kaçabilir, hatta Rus’u bize kaçabilir ama bizim kaçıp gidecek yerimiz de yok.  Sığınacak ülkemizde yok. O hâlde birbirimizi sevip bu topraklarda yaşamak zorundayız” söylemlerinde bulundu.

10 KİTAP PROJEM DAHA VAR
  Yakın, “Kitabı hazırlarken 20 gence mesaj mahiyetinde bilgi vermeye çalıştım. İstedim ki bundan sonraki nesiller küçük küçük meseleler için ya da uyduruk meseleler için birbirlerini incitmesinler. Birlik beraberlik içinde okullarına gitsinler. Devlet dairelerinde çalışsınlar. Sokakta birbirlerine gülerek selam versinler. ‘Bu Alevi, bu Sünni, bu sağcı, bu solcu’ demesinler. Bizim birbirimizi sevmekten başka alternatifimiz yok.  Ve ben buna inandığım için bu kitabı yazmak zorundaydım. 10 kitap projem daha var Onları da Allah nasip eder ölmezsem devamında bastıracağım” dedi.

YAŞANMIŞ BİR HİKÂYEYİ KALEME ALDIM
  Kitap’ta hangi konuyu işlediğinden de kısaca bahseden Yakın, şunları kaydetti:

“Burada gerçek bir hikâye anlatılıyor. 2 hukuk fakültesi öğrencisinin başından geçen olaylar ve 28 Şubat sürecinde yaşanmış yani 1996 yılı ila 2006 yılları arasında yaşanmış bir hikayeyi kaleme aldım. Bu kitapta bu çocukların hem kendileriyle hem aileleriyle hem devletle mücadele vererek hayata tutunma mücadelesini anlattım. Okuyanlardan 100 kadar ilahiyat mezunu, değişik meslek gruplarından arkadaşlarımın yorumunu aldım. Kitabın çok yalın, akıcı yazıldığını, çok farklı görüşte olmalarına rağmen çok beğendiklerini söylediler.  Ayrıca farklı fikirde olan arkadaşlarım da şöyle dedi: Biz o dönemde sizi incitmiş miydik, özür dileriz. Benim istediğim de buydu, kimseye ayrıştırmamak. Kitap okuyan herkes bilir ki kimseyi ayrıştırma derdim yok.”

MUTLU SARIGÜL
Anahtar Kelimeler: BusabahNurgül Yakın

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 2 yorum mevcut

    • Hatun Ay 2 hafta önce yorumlandı

      Çok sürükleyici ve akıcı bir kitap.Gözyaşları içinde okudum.Umarım hak ettiği değeri bulur.

    • Tarık Demir 2 hafta önce yorumlandı

      Bir solukta okudum.Harika bir kitap.

    E-GAZETE
    • BUSABAH GAZETESİ - 17 Ekim 2017 Manşeti
    • BUSABAH GAZETESİ - 16 Ekim 2017 Manşeti
    ARŞİV