İnsanlık her gün bilimin ışığında yeni buluş ve teknolojilerle gelişme sağlarken geçmişimizi inceleyen tarih bilimini, yani tarihimizi baştan yazacak bir gelişme yaşandı. İnsan topraktan gelme bir canlı topraktan yaratıldık arkeologlar toprağı kazdıkça insanlığın kemiklerini bulmaktalar, hatta bulunan taş heykel ya da kil tablet olsa da aslında insanlığı anlatan kemiklerdi onlar ve çağımızın en büyük buluşu GÖBEKLİTEPE’dir.

GÖBEKLİTEPE bulunmadan önce dünya bilim adamlarının ortak teorisi (gerçekliği büyük oranda ispatlanan ve gerçeğe en yakın) insanların binlerce yıl göçebe küçük topluluklar, yani sürüler halinde yaşadığı, avcı ve toplayıcılık yaparak göçmen kuşlar gibi dünyayı gezdiği varsayılıp hiçbir dinin yaşanmadığı, dinsel ayinlerin yapılmadığı, sosyal ve kültürel olarak hayvanlara daha yakın olduğumuz bir çağ olduğunu söylüyorlardı.

Dahası bunu bilim adına dikta edip tüm insanlığı inandırmışlardı. Dünyanın çoğu ülkesinde bu teori ders kitaplarında bilimsel gerçeklik olarak anlatılmakta, karanlık çağlar olarak bahsedilen bu devirlerde insanın hiçbir dine bağlanmadan hayvani bir güdüyle yaşadığı varsayılmaktaydı.

Bunun aksini söylemek, yani ilk insan Adem’le inancın hep var olduğunu iddia etmek modern dünyada yobazlık olarak görülmekteydi. Bu sözde bilimin ışığında akıl yürüten teorisyen bilim adamlarının teorilerinin devamında bitkilerin evcilleştirilmeleriyle toplu yaşama geçilmiş ve ardından yavaş yavaş inançlar dinler doğmuştu.

Peki, böyle mi oldu? Tabi ki hayır.

GÖBEKLİTEPE adeta insanlığın cehaletle olan göbek bağını kesip attı. Nasıl mı?

Milattan önce on binli yıllarda insanlığın eski taş devirlerinde yaşadığı iddiası halen var iken Urfa Göbeklitepe’de bir tarihi buluş dünyayı şoke etti.

Bu yapı milattan önce on binlerden daha eski Mısır piramitlerinden 7 bin yıl daha geride, fakat yapıdaki işçilik çok harika ve işin tuhaf yanı bu yapıyı yapanlar sadece avcı ve toplayıcı insanlar ve yapının yapılma dini inanç yani din her zaman varmış.

Bilim adamları bu tarihi gerçeği hazmedemiyorlar yıllardır insanlara kendi inandıkları yalanları itiraf edememekteler ama gerçek gün yüzüne çıktıkça şok oluyorlar. Gerçek şu ki insanlık var olduğu ilk günden beri din hep vardı ve son insan da yok olana kadar olacak. Dinsiz, inançsız bir insanlık düşünülemiyor.

GÖBEKLİTEPE’nin dünya tarihi için önemi bu kadar çokken bu yapının bizim topraklarımızda olması büyük bir hazinedir.

İnsanlık Mısır piramitleri gibi büyük yapılar yapar, stonec gibi devasa şekilsiz taşlarda akıl üstü buluşlar yapar, yer altına toprak askerlerden bir ordu da saklayabilir, devasa piramitler gizemini hep korur ve insanlığı meraklandırır. Ama hiçbiri Göbeklitepe gibi insanlığın asırlardan beri bildiği ve yazdığı tarihi değiştirecek kadar önemli olamaz.

Göbeklitepe bize birçok şey anlatmakta. Onu daha iyi araştırmak ve insanlığa sunmamız gerekmekte.

Göbeklitepe’nin tüm insanlığı kendisine çekecek kadar büyük gizem taşıması turizm için büyük bir avantaj.

Tabi bu arada tarih yeniden yazılmalı önce ve sonrasında inanç hep vardı ve insanlık hiçbir zaman hayvansal güdüyle hareket eden sürü olmadı.

Evet, avcılık toplayıcılık yaptı ama insanlığı bir arada tutan tarıma geçiş değil bilakis dini inanç olmuştur ve bence GÖBEKLİTEPE’ye gidip gezmeli ve ALLAH’ın bize verdiği akılla düşünmeliyiz. busabahmalatya.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.