26 Eylül 2017 Salı

Ermeni Tehciri (sürme, göç ettirme) ve soykırım iddiaları

02 Nisan 2015, 11:37
Ermeni Tehciri (sürme, göç ettirme) ve soykırım iddiaları
Ahmet Küçükşahin

Birinci Dünya Savaşı başladıktan sonra büyük oranda Doğu Anadolu topraklarında yaşayan Ermeniler, Rusların, İngilizlerin, Fransızların kışkırtmaları ve bağımsız bir devlet kurma sevdası ile Doğu Cephesi’nde savaşan askerlerimizin geri bölgelerinde çetecilik faaliyetleri gerçekleştirmişler ve masum halkımızı katletmişlerdi. 

27 MAYIS 1915'TE ÇIKARILAN “TEHCİR KANUNU”
Bu durum karşısında o günkü Osmanlı yönetimi Doğu Anadolu bölgesinde faaliyet gösteren Ermeni çetelerini ve ona destekleyen Ermeni halkı 27 Mayıs 1915'te çıkarılan “Tehcir Kanunu” Kanun-ı Muvakkat (geçici yasa) ile yerel mülki ve askeri yöneticilere, uygun görecekleri kişileri geçici olarak başka yere naklettirme yetkisi vermiştir. 

24 NİSAN 1915 TAMİMİ (GENELGESİ)
Buna paralel olarak 1915 yılında patlak veren Van isyanının hemen akabinde Osmanlı Hükümeti, bu olayları başlatan ve isyana teşvik eden çeteci Ermenilerin faaliyetlerine son vermek için 24 Nisan 1915 tarihinde vilayetlere ve mutasarrıflıklara (sancaklara) gizli bir tamim yollamıştır. Vilayetlere ve mutasarrıflıklara gönderilen bu tamimde Ermenilerin komite merkezlerinin kapatılması, çetelerin evraklarına el konulması ve Ermeni komitelerinin elebaşlarının tutuklanması istenmiştir. Osmanlı Hükümeti’nin ve Başkomutanlığın bu doğrultudaki emirleri sonucunda 2 bin 345 kişi tutuklanmıştır. 

Ermenilerin sözde soykırım olarak tüm dünyaya kabul ettirmeye çalıştıkları 24 Nisan 1915 tarihli, Ermeni çetecilerinin önde gelenlerinin Osmanlı Devleti tarafından tüm vilayet ve mutasarrıflıklardan tutuklanmalarının istenmeleri tarihidir.

SOYKIRIM NEDİR?
Soykırım, bir olayın nitelendirilmesidir. Soykırım, olayın kendisi değildir. Soykırım bir olay ismi değil, bir olaya yapılan yakıştırmadır. Bahsi geçen terim, bir olay, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 09 Aralık 1948’de kabul ettiği Sözleşme’nin tanımladığı terimin anlamına uyduğu zaman, o olaya verilen hukuki bir nitelendirmedir.

Sözleşmenin 2. Maddesine göre soykırım “yok etmek niyetiyle” gerçekleştirilen bir eylemdir; yok edilmekte olan grup ulusal, etnik, ırksal veya dinsel olup, bu grup sırf bu sebeple hedef alınmalıdır. Her ne olursa olsun bir isyanın mağdurları, soykırım mağdurları değildir. Şayet karınızın, kocanızın, çocuklarınızın veya yan komşunuzun kendi isyankâr eyleminizden dolayı yük altına girmesini istemiyorsanız, bunu devlete karşı isyankâr eyleme kalkışmadan önce düşünmelisiniz. Bir devletin isyan vakalarına verdiği tepkinin niyeti bir grup insanı yok etmek değil, egemenliğini muhafaza etmektir. İsyan olmazsa tehcir de olmazdı! İsyankâr grup ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir kimliğe sahip olsa da; egemeni tasfiye etme, devleti mevcut haliyle yok etme niyetinde olduğu andan itibaren bir siyasi grup haline gelir. 

Birinci Dünya Savaşı’ndaki Ermeni vakasında, Ermeni liderliği Osmanlı devletini yok etmek niyetiyle -ki onları destekleyen İtilaf güçleri de bu niyeti paylaşıyordu- bir isyana öncülük ediyordu. Osmanlı Devleti Ermenileri yok etmeye çalışmıyordu -Anadolu’daki pek çok Ermeni’ye dokunulmadığı bir gerçektir- bunun yerine kendisini kurtarmaya, bir egemen güç olarak hayatta kalmaya çalışıyordu.

SOYKIRIMI İNKAR NEDİR?
Almanların 2'nci Dünya Savaşı esnasında Yahudilere yaptığı soykırımı inkar bambaşka bir şeydir. Mesela Auschwitz’de gaz odalarının olmadığını söylemek bir gerçeği inkâr etmektir. Bunun yanı sıra Yahudilerin gaz odalarında infaz edilmediğini söylemek, gerçek bir olayın olmadığını söylemektir. Futbol oyunu yaklaşımı ile konuyu açıklayacak olursak, diyelim ki ceza sahasında oyuncular arasında bir temas oldu, bir penaltı ihtimali var; yani bir olay söz konusu; “oyuncular ceza sahasında bile değildi” demek bir gerçeği inkâr etmek, “ceza sahasındaki temas faul olarak sayılamaz” demek ise bir olayın nitelendirmesini reddetmektir. İlki gerçeklerin inkârıdır. Bir şey gerçek değilse, o şey inkâr edilemez, o şey çürütülür ya da reddedilir. Türk hükümeti ceza sahasında temas olduğunu yani 1915-16’da gerek Türkler, gerekse Ermeniler arasında büyük acılar yaşandığını kabul ediyor, ancak olayın önyargılı nitelendirmesini reddediyor. Oysa soykırım suçlamaları siyasi bir amaca hizmet ediyor.

ABD İLE İLGİLİ SİYASİ AMAÇ
Birinci yönüyle soykırım suçlamaları büyük güçlerin, genelde Amerika’nın, gözden düşmüş rejimleri dolaylı olarak değiştirmelerini sağlıyor. Bir bölgeye kaba kuvvetle hükmetmek yerine, büyük bir gücün bir isyan çıkarttırarak egemen devletin tepki vermesine yol açması ve bunun ilk başta bu kargaşanın çıkmasına sebep olan büyük gücün önderliğinde uluslararası bir müdahaleye yol açması; bu büyük güç açısından çok daha faydalıdır. İsyana tepki veren egemen devlet, kendi insanlarını öldürdüğü için suçlanıyor ve büyük güç pat diye ortaya çıkıp günün kurtarıcısı oluyor, ki kurtarıcı genellikle Amerika oluyor ve bu olay genellikle petrolünüz veya diğer önemli kaynaklarınınız varsa başınıza geliyor. Bunun anlamı: Bir büyük gücün bir rejimi devirmek amacıyla bir soykırım suçlaması yapabilmesi için, isyan çıkaran gruba dini veya etnik sebeplerden dolayı zulüm yapılıyormuş gibi göstermesi gerekiyor. 

Bu bağlamda büyük güç, bir devlet içerisindeki bir grubu isyan etmesi için harekete geçiriyor ve egemen gücü tasfiye etmeye çalışıyor. Bundan sonra ya isyan başarılı oluyor ve büyük güç dış politikada bir zafer elde ediyor, ya da isyan başarısız oluyor ve isyanı bastıran egemen devlet savaşın mezalimleri için suçlanıyor. Bu soykırım değildir, bu bir ileri derece emperyalizmdir.

TÜRKLERLE İLGİLİ SİYASİ AMAÇ
Türklerle ilgili olan ikinci yönüyle soykırım suçlamaları, Amerika’ya ve Batı’ya, Türkiye’ye karşı kullanabilecekleri siyasi bir araç, bir “sopa” sağlıyor. Bu siyasi araç; Amerika ve Batı’nın kendi istekleri doğrultusunda politika kararları alınması için Türkiye’ye baskı yapmaya, Türkiye’yi Avrupa Birliği’nin dışında tutmaya ve itibarını ve etkisini zayıflatmaya işe yarıyor. 

ERMENİLERLE İLGİLİ SİYASİ AMAÇ
Ermenilerle ilgili olan üçüncü yönüyle soykırım suçlamaları, devam etmekte olan gerçek bir sıkıntıdan dikkatleri dağıtıyor: Dağlık Karabağ’ın Ermeniler tarafından işgali. Batı’daki manşetler Ermenileri mağdur olarak göstermeye devam ettiği sürece, kamuoyunun kafasında onları saldırgan işgalciler olarak idrak etmek için gereken oksijen kalmayacaktır. Ermeni-Azeri ihtilafı; taşeron polemik görevi gören, adeta ikame bir ihtilaf gibi işleyen soykırım suçlamalarının popülerleştirilmesini tetikleyen son derece olaylı bir ihtilaftır. Dağlık Karabağ işgal altında olduğu sürece Ermenilerin toplumsal hafızası siyasallaştırılacak ve Ermeniler bu akılsızca siyasallaştırılan toplumsal hafızaları yüzünden ıstırap çekeceklerdir. 

YALANLARIN KAYNAĞI İNGİLİZ HÜKÜMETİ'NİN YAZDIRDIĞI MAVİ KİTAP'TIR
Soykırım iddiaları İngiliz hükümeti tarafından hazırlanan ve basılan Mavi Kitap adındaki kaynağa dayanmaktadır. Oysa, söz konusu Mavi Kitaba editörlük yapan ve diğer propagandaları üretmek için tam zamanlı olarak İngiliz hükümeti için çalışmış olan Arnold J. Toynbee, 1967 yılında Mavi Kitabın savaş sırasında Amerikan kamuoyunu etkilemek için tasarlanmış olduğunu itiraf etmişti. 

SONUÇ
Soykırım yalanı konusunda hazırlamış olduğum "Ermeni Soykırım Dayatması" adlı bir yazı dizisi Nisan ayının ilk üç haftası boyunca 9 bölüm halinde yayınlanacaktır. Bu açıklamalar, Malatya halkının Ermeni soykırım yalanına karşı durması ve her şeyden önce bilgilendirilmeleri maksadıyla hazırlanmıştır. 









Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    E-GAZETE
    • BUSABAH GAZETESİ - 26 Eylül 2017 Manşeti
    • BUSABAH GAZETESİ - 25 Eylül 2017 Manşeti
    ARŞİV