23 Haziran 2017 Cuma

Dürüstlüğümden hiç taviz vermedim

30 Ağustos 2016, 14:37
Dürüstlüğümden hiç taviz vermedim
Selahattin Bayrak
Yeni Malatyaspor Yöneticisi ve Damla Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Yalçınkaya’nınki, tam bir sıfırdan başlayıp yükselme hikâyesi. Başarılı İş Adamı Aziz Yalçınkaya, bu başarı hikâyesinin sırrını ise şöyle özetliyor: “Çok çalıştım, çok emek verdim. En önemlisi de hiçbir zaman dürüstlüğümden taviz vermedim.”

Yoksul bir ailenin 5 çocuğundan biri Aziz Yalçınkaya. 11 yaşında sıla hasretiyle tanışmış, canının dişine takmış ve gece gündüz demeden çalışmış. Mesai gözetmemiş, yıllık izin kullanmamış seneler boyunca. Bir insan hiç mi yorulmaz? Hiç mi rahatlığa erişmek istemez? Bizce başarısının sırrı da buradan geliyor Aziz Yalçınkaya’nın. Sürekli yeniliğin peşinden koşan, sıfırdan ulusal bir marka yaratan ve tam bir Malatya sevdalısı Damla Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı ve Yeni Malatyaspor Yöneticisi Aziz Yalçınkaya ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Kendisinden hem başarı dolu ibretlik hayat hikâyesini hem de Yeni Malatyaspor’u dinledik. İşte keyifle okuyacağınıza inandığımız o satırlar:

- Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1956 Pütürge doğumluyum. Tekstil işiyle uğraşıyorum ve İstanbul’da aile şirketimiz var. Evli ve 2 çocuk babasıyım.

- Malatya Pütürge’de doğdunuz. İş hayatına ise İstanbul’da atıldınız. Kaç yaşında Malatya’dan ayrıldınız?

Ben, 11 yaşında gurbete çıktım. Babam rahatsızdı ve 5 nüfustuk. Daha 11 yaşında annemin ve kardeşlerimin sorumluluğunu ben üstlendim. İstanbul’da gece gündüz çalıştım, daha sonra annemi ve kardeşlerimi de yanına aldım.

- Daha 11 yaşındayken çok büyük bir sorumluluk alarak atılmışsınız iş hayatınıza. Sıfırdan başladınız her şeye, bu başarı öyküsünü bizimle de paylaşır mısınız?

İstanbul’a gittiğimde ağabeyimin yanında çalıştım. Kendisinin çamaşır lastiği ve ayakkabı bağı üzerine bir dükkânı vardı. Bir süre burada çalıştım ama bu işe pek alışamadım, sevemedim. Daha sonra trikotaj dediğimiz kazak atölyesinde çırak olarak işe başladım. Bu işi yaparken makineleri sallamak gerekiyordu. Benim boyum yetmezdi, limon sandığının üzerine çıkar sabahtan akşama kadar ayakta o makineyi sallardım. Hem ruhen hem de bedenen gerçekten zor bir işti… Bu şekilde çalışarak kardeşlerimi büyüttüm, eğitimlerini tamamlamalarını sağladım.

- Gerçekten oldukça zor günler geçirmişsiniz. 11 yaşında küçücük bir bedenle verdiğiniz yaşam mücadelenizde sizi derinden etkileyen, unutamadığınız bir anınız var mı acaba?

Birçok anım var ama bir bayram anısını hiç unutmuyorum. Bayram yaklaşıyordu, kardeşlerime bayramlık alacağım ama evin kirasını da vermem gerekiyor. Bir tek ben çalışıyorum, kardeşlerim küçük. Gittim önce kirayı verdim, ardından iş yerinde bir hafta yattım. Gece gündüz demeden 24 saat çalıştım. Sırf kardeşlerime bayramlık alabilmek için… Ve aldım, bayramı öylece geçirmiş olduk.

- Aziz Bey, ağabeyinizin dükkânında başladınız çalışmaya. Sonra çırak olarak devam ettiniz. Hayatınızdaki kırılma noktası neydi peki?

Askerlikten dönüş diyebilirim. Çalışırken asker zamanı geldi. Askerlik yaparken de aileme baktığım için aldığım aylıklarla birikim yapmaya çalıştım. Dönüşte ağabeyimin dükkanını sel bastı ve ağabeyim üzüntüsünden öldü. Ağabeyimden birçok borç kaldı bana. Hepsini ödedim. Ardından baktım işçilikle devam edemeyeceğim, kendime bir makine aldım. Bu makine ile ufak ufak çalışmaya başladım. Kendim ip aldım, kazak ürettim ve Mahmutpaşa’da sattım. Sonra 3-5 makine daha adlım. Yanımda 5 kişi çalışıyordu, 50 kişi çalışmaya başladı. Ardından bit evlenme durumu oldu ve evlilikten sonra bir kriz yaşadım, iflas ettim. Tekrar başa döndü hayatımdaki her şey. Ama yılmadım, pes etmedim. Herkesle görüştüm, “borçlarımın arkasındayım, hepsini ödeyeceğim” dedim. Eşimle gece gündüz çalışmaya başladık. Çocukları iş yerinde büyüttük. Hiç unutmam 2 gömlek 2 pantolon ile o da defalarca yamalayarak, 2 yıl geçirdim. Ve bütün borçlarımı ödedim. Tekrar bir ortak bularak firmamızı kurduk. Bir baktık, 50 müşteriye mal satar olduk. Benim için en büyük kırılma noktası bu oldu diyebilirim…

- Peki, daha sonra neler yaşadınız?

Ortağımla ayrıldım, “Damla Şirket” adında kendi şirketimi kurdum. Çok dürüst çalıştım. Çok emek verdim ve piyasada marka olduk. Aranan şirket olduk. Ürünlerimiz yok satmaya başladı. Ondan sonra da hayatımız daha da düzene girdi. Evler, arabalar, arsalar… Eskiden tek kapalı bir Anadol arabam avrdı. Şimdi şirketimizin onlarca aracı var. Bunları nereden nereye geldiğimizi anlatmak için söylüyorum…

- İflas ettiniz, birçok zorluk yaşadınız ama yılmadınız. Sizi bu seviyeye taşıyan sihirli kelime ‘dürüstlük’ müdür?

Kesinlikle öyle. Bakın biz Esenler, Güngör genelinde 90 imalatçıydık. Şimdi 5 kişi ya var ya yok. Benim 30-40 yıllık müşterilerim var. Yıllarca hiç dürüstlüğümden ödün vermedim. Ayrıca çok çalıştım. Herkes kahvelerde otururken ben gece gündüz, cumartesi-pazar demeden çalıştım. Her zaman kendimiz yeniledik, tekstil alanında hep teknolojinin izini sürdük. Tüm bunların yanında ben hiçbir zaman zekatlarımızı aksatmadım. Bu başarı da bunun da payının büyük olduğunu düşünüyorum…

- Şimdi… Biraz da YMS’den bahsetmek istiyorum. YMS yöneticiliği olayınız nasıl gelişti?

Ben hiçbir zaman geldiğim yeri unutmadım. Benim bu şehre bir vefa borcum var. Malatya sevdalısı bir adamım. Memleketime faydalı olmak adına YMS’ye elimden geldiğince destek vermek istedim. Yöneticilik fikri de bu şekilde doğmuş oldu. Kapı kapı bilet sattık. Hesaplara para gönderdik… Kısacası elimizden ne geliyorsa yaptık.

- Peki, sizce geçen sene yönetim başarılı mıydı?

Bence belediyenin başaramadığını Adil Başkan başardı. Takımı şampiyon yaptı. Şimdi aslında en önemlisi toparlayıcı olmak. Bu takımda en toparlayıcı kişi benim. Pes etmemeli, mücadele etmeliyiz. Tabi ki eksiklikler var ama bu sorunları birlik ve beraberlik içinde aşmalıyız.

- YMS’nin başarılı olması için neler yapılmalı? Tecrübelerinizden yola çıkarak, neler söyleyebilirsiniz?

Öncelikle şunu belirtmek isterim: Taşıma su ile değirmen dönmez. YMS’nin sağlıklı gelirler elde etmesi lazım. Artık yöneticilerin elinde bakmaktan kurtulmalıyız. Örneğin YMS adına bir şirket kurulabilir. Bir benzin istasyonu veya bir otopark işletilebilir. YMS ürünlerinin satıldığı satış noktaları kurulabilir. Kısacası mutlaka ve mutlaka kendi öz kaynaklarımızı oluşturmalıyız.

- Malatyaspor sevdalısı, yönetici olmasına rağmen taraftarın içinde olan bir insan olarak taraftara ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Ben kendimi yönetici olarak görmüyorum, ben taraftarım ve öyle de kalacağım. Ben maçlarda taraftarla birlikte tempo tutuyorum, onlarla birlikte şarkılar söylüyorum. Benim taraftara çağrım şu: İyi günde de kötü günde de bir ve beraber olmalıyız. Hoşgörülü olmalıyız. Kusurları kapatmalı, birbirimize kenetlenmeliyiz. Ancak bu şekilde başarıya ulaşabiliriz…

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Malatya’nın Yeni Stadı’nın ismi ne olsun?

    E-GAZETE
    • BUSABAH GAZETESİ - 22 Haziran 2017 Manşeti
    • BUSABAH GAZETESİ - 21 Haziran 2017 Manşeti
    ARŞİV