Güzel memleketimde bazı konularda yaşadığımız akıl karışıklıkları çoğu zaman birbirimizi kırmaya, hatta kavgalara kadar itebiliyor.

En basiti kayısıda yaşadığımız akıl karışıklığı çözümden çok bu altın meyvenin çiftçinin elinde pul olmasına neden olmuyor mu?

Gelen akıl verdi giden akıl verdi, nasıl olsa parayla değil ya!

Aynı akıl karışıklığımız futbolda da yok mu?

Elimizle toprağa gömdüğümüz Malatyaspor’un ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır’ın yüksek çabaları sonucu ortaya çıkarılan Yeni Malatyaspor’a karşı bazılarımızın bakış açısı sizce sağlıklı mı?

Mali yapısı olarak şuanda Türkiye’nin sayılı kulüpleri arasında gösterilen sarı-siyahlı kulüple ilgili yapılan eleştirilerin, hakaretlerin hangisi memleket menfaatine, hangisi çözüme yönelik?

5 yılda takımı 2.liglerden alıp Süper Lig’de marka bir kulüp durumuna getiren Başkan Adil Gevrek’e en basit mevzularda bile ağza alınmayacak sözlerle yüklenmemiz nasıl açıklanabilir?

Küme düşer denilen takımın bugün ligin son haftalarına rahat girmesinde bilgi ve beceresiyle büyük rol oynayan Erol Bulut’a söylediği bir söz yüzünden ‘maç sattı’ diyecek kadar ağır ithamlarla yüklenip, töhmet altına almak nasıl bir düşüncenin ürünü?

Biz değil miydik yıllarca Süper Lig hayalleriyle yanıp tutuşan, biz değil miydik mazimizi mumla arayan?

Peki şimdi ne değişti de hayallerimizin gerçekleşmesinde emeği olan kişilere şuursuzca saldırıyoruz?

Bu akıl karışıklıklarımız nereye, ne zamana kadar sürecek çok merak ediyorum.

Umarım alkışlanması gereken başarıları alkışlamayıp, eleştirilmesi gereken başarısızlıkları eleştirmeme hastalığımız ileride başımıza büyük işler açmaz.

Çünkü bu hastalık öyle bir hastalık ki, zamanında kontrol altına alınmaması halinde tıpkı habis bir ur gibi vücudu sarıp ölüme kadar götürebilir.

Yani daha açık konuşacak olursak…

Alkışlanması gereken yukarıda yazdığım isimler, yapılan haksız eleştiriler karşısında bir noktadan sonra pes edip ‘Benden buraya kadar’ diyebilir.

Tam tersi eleştirilmesi gereken başarısız kurum ya da kişileri eleştirmememiz halinde ise, bu o başarısız kurum ve kişileri daha da cesaretlendirip bulundukları yerleri işgal etmeyi sürdürmelerine neden olabilir.  

Yine örnek verecek olursak…

Malatya’da şuan spora yöne veren kurum ya da kişiler kendi üretkenliği ve çabasıyla hangi icraatı memlekete kazandırmışlar?

Devletin güçlü kollarını açarak ‘Siz yeter ki isteyin’ dediği bir dönemde istemeyi bile beceremeyen bu yöneticiler ne yazık ki yeteri kadar eleştirilmedikleri için yıllardır o deri koltuklarını işgal etmeye devam ediyor.     

Bu örneği çoğaltabiliriz…

Mesela Yeşilyurt Belediyespor futbol takımı.

Takımı idare eden yöneticilerin futboldaki başarısızlığı yıllardır hem Malatya’ya, hem de Yeşilyurt’un başarılı belediye başkanı Hacı Uğur Polat’a kayıp ve eksi olarak geri dönüyor.

Ne yazık ki bu yöneticiler hala kulübün başındalar ve zarar hanesi her gün daha da kabarıklaşıyor.

Ve sizinle her iddiasına varım, bu yöneticiler önümüzdeki sezon da hiç bir şey olmamış gibi görevlerine devam edecekler.

Niye, çünkü mevki- makam- unvan o kadar tatlıdır ki, önce esir alır, daha sonra uhrevi dünyamızı ayaklarımızın altından kaydırıp götür.

Neyse biz yine de kötüyü değil de iyiyi eleştirelim- hakaretler edelim…

Neme lazım memlekete daha büyük hizmetler gelir, bir iki futbol kulübümüz daha profesyonel lige mige çıkar…

Durup dururken ne gereği var!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.